Yapay zekâ bağımlılığı: Hazır cevap konforu düşünme yetimizi köreltiyor
Üretken yapay zekânın günlük yaşamda giderek daha fazla yer edinmesi, bireylerin düşünme, karar verme ve sosyal ilişki kurma biçimlerini de dönüştürüyor. İstanbul Medipol Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Başak Gezmen, yapay zekânın bilinçsiz ve aşırı kullanımının bireylerde bilişsel tembellik, sosyal geri çekilme ve duygusal bağımlılık oluşturabileceğini belirtti. Gezmen, özellikle sohbet robotlarının kullanıcılarla kurduğu kişiselleştirilmiş ilişkinin “davranışsal bağımlılık” riskini artırdığına dikkat çekti.

Yapay zekâ artık yalnızca bilgi veren bir araç değil; düşüncelerimizi düzenleyen, kararlarımızı yönlendiren, üretim biçimlerimizi değiştiren ve kimi zaman duygusal boşluklarımızı dolduran yeni bir “zihin ortağı”na dönüşüyor. Kullanıcılar bir fikri olgunlaştırmadan, bir metni tasarlamadan, bir problemi çözmeye çalışmadan ya da kendi kararını tartmadan önce giderek daha fazla yapay zekâya başvuruyor. Bu hız ve kolaylık, ilk bakışta hayatı pratikleştiriyor gibi görünse de insanın en temel zihinsel reflekslerini sessizce geri plana itebiliyor. Peki hayatı kolaylaştıran yapay zekâ, düşünme, sorgulama ve karar verme becerilerimizi nasıl köreltiyor?
İstanbul Medipol Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Başak Gezmen, Anadolu Ajansına yaptığı değerlendirmede bu sorunun yanıtını, yapay zekânın bireyin zihinsel bağımsızlığı, eleştirel düşünme becerisi ve karar verme yetisi üzerindeki etkileri üzerinden değerlendirdi. Gezmen, yapay zekânın bireyin düşünce üretimini destekleyen yardımcı bir araç olarak kalması gerektiğini, aksi halde kişinin kendi fikrini geliştirme, hata yaparak öğrenme ve problem çözme becerilerinin zamanla zayıflayabileceğini vurguladı.
“YAPAY ZEKÂ KULLANICIYI SÜREKLİ ONAYLAYAN BİR ALAN SUNUYOR”
Kullanıcıların yapay zekâyı yalnızca teknik bir araç olarak görmediğini belirten Gezmen, sohbet robotlarının kişiselleştirilmiş yapısıyla bireylerde duygusal bağ oluşturduğunu ifade etti. Kullanıcının ihtiyaçlarına anında yanıt veren, onu tanıyan ve anlayan bir alan sunan yapay zekâ uygulamalarının kişiselleştirilmiş deneyimlerle güçlü bir etkileşim hissi oluşturduğunun altını çizen Gezmen, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu uygulamaların sürekli içerik üretmesi, kullanıcıyı onaylaması ve kişiselleştirilmiş deneyimler sunması nedeniyle yapay zekâ bağımlılığı günümüzde oldukça tartışılır hale geldi.”
Sürekli tekrar eden içeriklerin bireylerde gerçek dünyadan kaçış, rahatlama ve onaylanma arzusu oluşturduğunu aktaran Gezmen, bunun psikolojik ve sosyal bir bağımlılık alanına dönüştüğünü vurguladı.
“SOHBET BOTLARI YALNIZLIK HİSSİNİ ARTIRABİLİYOR”
Son yıllarda yapılan araştırmalara göre yapay zekâ sosyal botlarıyla yoğun iletişim kuran bireylerde yalnızlık hissinin arttığını belirten Gezmen, sosyal ilişkilerde zayıflama ve duygusal bağımlılık riskine dikkat çekti.
Gezmen, “Yapay zekâ sohbet botlarının aşırı kullanımı psikolojik kırılganlıkları artırabiliyor. Kaygı, sosyal bozukluklar ve gerçeklik algısında zayıflama gibi sonuçlar ortaya çıkabiliyor.” ifadelerini kullandı.
Bazı kullanıcıların yapay zekâyı arkadaş ya da duygusal partner gibi görmeye başladığını söyleyen Gezmen, sohbet robotlarının “yargılamayan” ve “sürekli onaylayan” yapısının bireyleri gerçek sosyal ilişkilerden uzaklaştırabildiğini kaydetti.
“ELEŞTİREL DÜŞÜNME VE KARAR VERME YETİSİ ZAYIFLIYOR”
Yapay zekânın destekleyici bir araç olarak kullanılmasının önemli olduğunu belirten Gezmen, tüm düşünsel süreçlerin doğrudan yapay zekâya devredilmesinin bilişsel yetenekleri zayıflatabileceğini söyledi. Bireyin kendi fikrini geliştirmek yerine doğrudan yapay zekâya yönelmesinin, zamanla karar verme süreçlerini teknolojiye devretmesine yol açabileceğini vurgulayan Gezmen, şu ifadeleri kullandı:
“Bu durum, problem çözme ve eleştirel düşünme becerilerinin zamanla zayıflamasına neden oluyor. Yapay zekânın her zaman en doğruyu bildiğine inanmaya başlıyoruz.”
Özellikle öğrenciler arasında yapay zekâya bağımlılığın belirgin şekilde arttığını ifade eden Gezmen, araştırma ve üretim süreçlerinde bireysel düşünme pratiğinin giderek geri plana itildiğini belirtti. “Öğrenciler fikir geliştirmek yerine doğrudan bir ‘prompt’ vererek işi tamamen yapay zekâya yaptırma eğiliminde. Araştırma yapmadan, doğru-yanlış tartışmasına girmeden karar verme sürecini ona devretmek bilişsel tembelliğe yol açıyor.” diyen Gezmen, insanların hata yaparak öğrenme becerisini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu sözlerine ekledi.
“YAPAY ZEKÂ ‘PROTEZ ZİHNE’ DÖNÜŞMEMELİ”
Yapay zekânın bireyin yerine düşünen bir “protez zihin” haline gelmemesi gerektiğini vurgulayan Gezmen, zihinsel bağımsızlığın korunması için bilinçli kullanım alışkanlığı geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Yapay zekânın her zaman doğru bilgi üretmediğine dikkati çeken Gezmen, “Bazen gerçek olmayan makaleler ve sahte kaynaklar oluşturabiliyor. Bu nedenle bilgiyi farklı kaynaklardan teyit etmek ve eleştirel aklı korumak gerekiyor.” dedi.
Dijital detoksun önemine de değinen Gezmen, yüz yüze iletişim, kitap okuma ve çevrim dışı yaşam alanlarının zihinsel bağımsızlık açısından hayati önem taşıdığını söyleyerek sözlerini noktaladı.
Haberin tamamı Anadolu Ajansı’nda yayımlanmıştır.
Son Güncelleme Tarihi: 18/05/2026 - 22:14



