TETT’si geçen ürünleri çöpe atmayarak gıda israfını %50 azaltmak mümkün
Gıda ambalajlarında yer alan son tüketim tarihi ile tavsiye edilen tüketim tarihinin birbirine karıştırılması, tüketilebilir durumdaki ürünlerin çöpe gitmesine yol açıyor. İstanbul Medipol Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Emine Olum, etiket okuryazarlığının artırılması ve son tüketim tarihi yaklaşan ürünlerin indirimli satışa sunulmasının gıda israfını azaltmadaki önemine dikkat çekti.

Gıda ambalajlarında yer alan tarihler, ürünlerin güvenliği ve kalitesi hakkında farklı bilgiler veriyor. Son tüketim tarihi ile tavsiye edilen tüketim tarihi arasındaki ayrımın bilinmemesi ise tüketicilerin satın alma ve tüketim kararlarını etkiliyor. Gıda israfının azaltılmasında etiketlerin doğru okunmasının yanı sıra ürünlerin uygun koşullarda saklanması, marketlerde stok yönetiminin iyileştirilmesi ve tüketicilerin bilgilendirilmesi önem taşıyor.
İstanbul Medipol Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Emine Olum, AA Spot’ta yayımlanan açıklamalarında, son tüketim tarihi (STT) ile tavsiye edilen tüketim tarihi (TETT) arasındaki farkları ele aldı. Olum, gıda güvenliği, marketlerin indirim uygulamaları ve akıllı ambalaj teknolojileri üzerinden gıda israfını azaltmaya yönelik adımları değerlendirdi.
“STT VE TETT FARKLI BİLGİLER VERİYOR”
STT ile TETT kavramlarının tüketiciler tarafından sıkça karıştırıldığını belirten Olum, bu iki tarihin gıdanın güvenliği ve kalitesi açısından farklı anlamlar taşıdığını ifade etti.
Olum, “Son tüketim tarihi (STT) çabuk bozulan gıdalara koyulur. Et, süt, çiğ gıdalar, hazır salatalar ve tüketime hazır paketli yemekler bu gruptadır. STT’den sonra gıda tüketilirse gıda zehirlenmesi riski vardır.” dedi.
Tavsiye edilen tüketim tarihinin ise daha uzun ömürlü ürünlerde kullanıldığını belirten Olum, kuru baklagiller, kuruyemişler, konserveler, bal, pekmez, zeytinyağı, bisküvi ve çikolatayı bu gruba örnek gösterdi. Olum, TETT’nin geçmesinin ürünün doğrudan çöpe atılmasını gerektirmediğini; saklama koşulları, ambalajın durumu ve üründeki değişimlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
“SOĞUK ZİNCİRİN KORUNMASI ÖNEM TAŞIYOR”
Son tüketim tarihi yaklaşan ürünlerin değerlendirilmesinde üretim ve saklama koşullarının belirleyici olduğunu ifade eden Olum, gıdanın üretimden tüketiciye ulaşıncaya kadar uygun koşullarda korunması gerektiğini belirtti.
Olum, “Gıda doğru üretilip soğuk zincir korunarak market rafına ve oradan da evimize ulaştıysa son tüketim tarihine kadar güvenle tüketilebilir.” ifadelerini kullandı. Son tüketim tarihlerinin bilimsel testlerle belirlendiğini aktaran Olum, soğuk zincirin korunmasının önemini vurgulayarak STT’si geçen ürünlerin tüketilmemesi gerektiği uyarısında bulundu.
“TARİHİ YAKLAŞAN ÜRÜNLER İÇİN İNDİRİM RAFLARI OLUŞTURULMALI”
Marketlerin son tüketim tarihi yaklaşan ürünlere yönelik uygulamalarını değerlendiren Olum, uygun koşullarda muhafaza edilen ürünlerin tüketiciye indirimli sunulmasının israfı azaltabileceğini belirtti.
Bu ürünlerin Türkiye’de çoğunlukla iade veya imha edildiğine dikkat çeken Olum, marketlerin kurumsal imajlarını koruma kaygısının ve tüketicilerin etiket okuma konusundaki bilgi eksikliğinin bu tercihlerde etkili olduğunu ifade etti.
Olum, “Oysa gıda depolamada ‘İlk Giren İlk Çıkar’ (FIFO) ilkesi uygulanmalı ve STT’si yaklaşan ürünler için indirim rafları oluşturulmalıdır. Araştırmalar, bu ürünlerin indirimli satılması halinde gıdaların yüzde 50’den fazlasının israftan kurtulacağını gösteriyor.” diye konuştu.
“AKILLI ETİKETLER VE OTOMASYON İSRAFI AZALTABİLİR”
Gıda israfının önlenmesinde teknolojik çözümlerin de önemli bir rol üstlenebileceğini belirten Olum, stok takibini ve fiyatlandırmayı kolaylaştıran sistemlerin yaygınlaştırılması gerektiğini kaydetti.
Olum, “Gıda sektöründe yapay zeka ve otomasyon destekli raf sistemleri ile kasada otomatik indirim sağlayan akıllı etiketler yaygınlaştırılmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
Bu uygulamaların yanı sıra akıllı ve aktif ambalaj teknolojilerine de dikkat çeken Olum, özellikle su ürünleri ve et grubunda kullanılan ambalajların gıdanın durumuna ilişkin ek bilgi sunabildiğini belirtti. Olum, renk değişimi gibi göstergelerle üründeki mikrobiyolojik değişimlerin izlenmesini sağlayan teknolojilerin, gıda israfının azaltılmasına katkıda bulunabileceğini ifade etti.
Olum, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Bu teknik yeniliklerin yaygınlaşması, sürdürülebilir gıda yönetimi açısından kritik bir adımdır.”
Son Güncelleme Tarihi: 22/10/2026 - 10:00


