“Gazze’de Umut, Dünyada Sessizlik Paneli” düzenlendi
İstanbul Medipol Üniversitesinde düzenlenen “Gazze’de Umut, Dünyada Sessizlik” paneli, medya mensuplarını, akademisyenleri ve aktivistleri bir araya getirdi. Etkinlikte, Gazze’de yaşanan soykırım, uluslararası medyanın tutumu ve dijital platformlardaki algı yönetimi tüm boyutlarıyla ele alındı.

İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Gazetecilik ve Medya Kulübü tarafından Güney Kampüs’te düzenlenen "Gazze’de Umut, Dünyada Sessizlik" paneli, yoğun bir katılımla gerçekleşti.
İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Büyükaslan’ın açış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yusuf Özkır selamlama konuşması yaptı. Panelin moderatörlüğünü İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Esra Oğuzhan ile İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Bekir Berat Özipek üstlenirken; gazeteciler, akademisyenler ve sivil toplum temsilcileri Gazze’deki insanlık dramına karşı medyanın ve akademin duruşunu değerlendirdi.

Etkinliğe akademisyenlerin yanı sıra çok sayıda öğrenci katılım gösterdi. Panelde, İsrail’in uyguladığı soykırım politikaları, Batı medyasının sessizliği, dijital sansür ve "Hasbara" propaganda teknikleri gibi kritik başlıklar tartışıldı. Konuşmacılar, Gazze meselesinin sadece siyasi değil, vicdani ve insani bir mesele olduğu noktasında birleşti.

PROF. BÜYÜKASLAN: MESELEYE İNSAN OLARAK BAKMAK EN TEMEL GÖREVDİR
Panelin açış konuşmasını gerçekleştiren İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Büyükaslan, 7 Ekim sürecinin dünya tarihinde bir kırılma noktası olduğuna dikkat çekti. Gazze’yi konuşmanın ve dert edinmenin bir farkındalık olduğunu belirten Büyükaslan, şunları söyledi:
“Gazze, sadece bir gündem maddesi olarak değerlendirilmemeli; onun ötesinde, bireysel ve toplumsal olarak çok farklı duyguları bir arada yaşatan bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor. Meseleye dini veya siyasi açıdan bakmanın ötesinde, en başta ‘insan’ olarak bakmak gerekir. Gazze konusu hayatımızda öyle etkili bir doz oluşturdu ki, devletlerin politikalarına rağmen halkların mazlumdan yana tavır koyduğu bir sürece şahitlik ettik. Buradaki duruşumuz bizi vicdanen rahatlatacaktır; asıl mesele yarın ‘Ben mazlumun yanındaydım, erdemli olanın tarafındaydım’ diyebilmektir.”

PROF. ÖZKIR: DİJİTAL DİKTATÖRLER FİLİSTİN’İN SESİNİ KISMAYA ÇALIŞIYOR
İstanbul Medipol Üniversitesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yusuf Özkır ise konuşmasında Türk medyasının sahadaki başarısına vurgu yaparak, dijital platformların uyguladığı sansürü eleştirdi. Özkır, “Özellikle kamu yayıncılığı açısından bakıldığında, TRT’nin ve Anadolu Ajansı’nın (AA) Gazze’nin sesi olabilmek için çok büyük bir mücadele verdiğini görmek lazım. Dünyanın üç maymunu oynadığı bir denklemde, Anadolu Ajansı Gazze’nin içinde kalarak, şehit vererek, gazi vererek bir bedel ödedi ama Gazze’nin sesini, soluğunu dünyaya duyurmaktan geri durmadı.” şeklinde konuştu.
Meta gibi şirketlerin dijital bir faşizm uyguladığını belirten Özkır, “Bu süreçte dijital platformlar sınıfta kaldı. Filistin’in acısını, dramını ortaya koyan içerikleri kaldırdılar. Bize özgürlük alanı olarak sunulan sosyal medya, Siyonizm’in çıkarlarına dokunduğu anda sansür mekanizmasına dönüşüyor. Uluslararası medya, BBC ve Reuters da bu süreçte sınıfta kaldı. Reuters’ın Lübnan sınırında kendi muhabiri İsrail tarafından öldürüldü ama bunu haberleştirirken faili gizlediler. 'Muhabir öldü' dediler, 'İsrail öldürdü' diyemediler.” ifadelerini kullandı.

MEDYA, ALGI YÖNETİMİ VE GAZZE GERÇEĞİ
Açış konuşmalarının ardından moderatörlüğünü Dr. Öğr. Üyesi Esra Oğuzhan ve Prof. Dr. Bekir Berat Özipek’in üstlendiği oturumlara geçildi.
Etkinlikte konuşan Gazeteci Betül Soysal Bozdoğan, savaşın da bir ahlakı olduğunu ancak Gazze’de tüm kuralların ihlal edildiğini belirtti. Gazetecilerin sorumluluğuna değinen Bozdoğan, şunları kaydetti: “Dünya, savaş kurallarını çoktan ihlal etmiştir. Eğer ordular karşı karşıya gelmeliyse, burada bir hukuk olmalı. Ancak burada zaten işgal edilmiş bir toprak söz konusu. Yalnızlaştırılmış, silahları ellerinden alınmış ama yine de direnen, topraklarını bırakmayan bir halktan bahsediyoruz. Biz gazeteciyiz ve şahitlik etmek insanlığın görevidir. Yaptığımız iş sadece bir kariyer değil, insanlık adına sürdürücü bir taraftır. Tarihi, dini ve stratejik bağlarımız gereği; mazlumun yanında, zalimin karşısında durmak zorundayız.”

Konuşmacılardan Gazeteci ve Yazar Hacer Haniç, Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl’in de bir gazeteci olduğunu hatırlatarak, “Bir gazetecinin düşünceleri üzerinden inşa edilen modern Siyonist hareket, bugün yine gazetecilerin eliyle, hakikati haykırmasıyla son bulabilir. İsrail, dünya kamuoyu nezdinde algı savaşını kaybetmiştir ve bunda Türk medyasının gösterdiği duyarlılığın payı büyüktür.” değerlendirmesinde bulundu.

AKINCI: ALGI OPERASYONLARINA KARŞI DİJİTAL DİRENİŞ GÖSTERMELİYİZ
Gazeteci Türker Akıncı, özellikle sosyal medyadaki dezenformasyona dikkat çekerek gençleri uyardı. Akıncı, “Biz ‘Gazze’ye nasıl yardım ederiz’ diye düşünürken, birileri ‘Toprak sattılar’ yalanıyla bizi oyaladı. Algıyı yönetmek en az sahadaki mücadele kadar önemlidir. Sosyal medyadaki yalanların önüne geçmek zor olsa da, hakikati anlatmaya devam edeceğiz. Batı'nın ikiyüzlülüğünü gördünüz, o maskeler patır patır düştü. Ama onlar bundan mahcup mu? Değil. O yüzden biz hakikati anlatmaya devam edeceğiz. Ömrümüz vefa ederse, inşallah Filistin'in özgür olduğunu da görürüz. Yenilgi, ancak o algıya teslim olduğumuzda başlar.” dedi.

Panelde konuşan İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan Ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Alrantisi, Gazze’deki eğitimin ve yaşamın zorluklarına değindi. Alrantisi, “Düşmanın eylemi sadece binaları yıkmak değil; dili, eğitimi, kültürü ve kimliği silmektir. Ancak Gazze’de okullar yıkılsa da eğitim devam ediyor, hastaneler vurulsa da doktorlar çalışıyor. Gazze meselesini sadece duygusal bir durum olarak değil, bir eylem ve duruş olarak görmeliyiz.” diye konuştu.

ÖZBEK: YAŞANANLARIN EKONOMİK VE TARİHSEL ARKA PLANINI İYİ OKUMALIYIZ
İHH Medya ve Sosyal Medya Birim Koordinatörü Mustafa Özbek, savaşların arkasındaki ekonomik nedenlere vurgu yaptı. Özbek, “Batılı güçler demokrasi kavramını kendi çıkarları için kullanıyor. Gazze açıklarındaki doğalgaz rezervleri ve bölgenin stratejik önemi işgalin nedenlerinden biridir. Biz İsrail’i bir devlet olarak değil, bir işgal rejimi olarak görüyoruz ve mücadelemizi sürdürüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Aktivist Sümeyye Sena Polat ve Dilek Tekocak ise konuşmalarında Batı’nın ikiyüzlülüğüne ve İsrail’in propaganda birimi “Hasbara”ya değindi. Polat, Gazze’nin dünyada bir vicdan uyanışına vesile olduğunu belirtirken; Tekocak, İsrail’in “Hasbara” teknikleriyle suçlarını meşrulaştırmaya çalıştığını ancak Gazze’den gelen gerçek görüntülerin bu algıyı yıktığını vurguladı.
AKADEMİ VE MEDYA İŞ BİRLİĞİ VURGUSU
Panelin sonunda, hakikatin duyurulması noktasında akademi ve medyanın iş birliğinin önemi bir kez daha vurgulandı. Katılımcıların sorularıyla interaktif şekilde devam eden etkinlik, konuşmacılara teşekkür plaketlerinin takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Son Güncelleme Tarihi: 19/04/2026 - 17:34



