Akademisyenlerden ortak vurgu: Meslekte öne çıkmanın anahtarı Yapay Zekâ
İstanbul Medipol Üniversitesinde düzenlenen "Bilim Kafe" etkinliğinde konuşan akademisyenler, yapay zekânın meslekleri ortadan kaldırmaktan çok çalışma biçimlerini dönüştürdüğünü belirterek, geleceğin iş dünyasında yapay zekâ yetkinliği, eleştirel düşünme ve disiplinler arası çalışma becerilerinin öne çıkacağını vurguladı.

Yapay zekânın geleceğin mesleklerini nasıl dönüştüreceği, İstanbul Medipol Üniversitesinde düzenlenen "Bilim Kafe" etkinliğinde farklı disiplinlerden akademisyenler tarafından değerlendirildi. Konuşmacılar, yapay zekânın meslekleri ortadan kaldırmaktan çok çalışma biçimlerini değiştirdiğini, geleceğin iş dünyasında yapay zekâ yetkinliği, eleştirel düşünme ve disiplinler arası iş birliğinin öne çıkacağını ifade etti.
Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) Bilim İletişimi faaliyetleri kapsamında düzenlenen Bilim Kafe etkinliklerinin "Geleceğin Meslekleri" temalı buluşması, İstanbul Medipol Üniversitesi Kavacık Güney Kampüsü Giriş Kat Fuaye Alanı'nda gerçekleştirildi.
İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Ünsalan'ın moderatörlüğünde düzenlenen söyleşiye, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe ve Yapay Zekâ Bölüm Başkanı Prof. Dr. Baha Zafer,İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi İşletme ve Yapay Zekâ Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Silahtaroğlu ile Tarih ve Yapay Zekâ Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Karaaslan konuşmacı olarak katıldı.
Eğitimden iş dünyasına, sosyal bilimlerden mühendisliğe kadar birçok alanda yapay zekânın oluşturduğu dönüşümün ele alındığı etkinlikte, geleceğin meslekleri ve bu dönüşüm karşısında kazanılması gereken yeni yetkinlikler değerlendirildi.

“YAPAY ZEKÂ BİR MESLEKTEN ÇOK YENİ BİR YETKİNLİK”
Yapay zekânın iş dünyasında oluşturduğu dönüşüme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Gökhan Silahtaroğlu, yapay zekânın yeni meslek alanları oluşturduğunu, kurumların bireysel kullanımdan kurumsal yapay zekâ politikalarına geçmek zorunda olduğunu söyledi.
Yapay zekânın işletmeler için yalnızca teknolojik bir yenilik değil, aynı zamanda rekabet avantajı sağlayan stratejik bir unsur hâline geldiğini ifade eden Silahtaroğlu, bu dönüşüme hazırlık yapmayan kurumların geride kalacağını vurguladı.
Üniversitelerin de müfredatlarını bu değişime göre güncellemesi gerektiğini belirten Silahtaroğlu, YÖK'ün bu doğrultuda çalışmalar yürüttüğünü dile getirdi.
Yapay zekânın meslekleri tamamen ortadan kaldırmayacağını, ancak çalışma biçimlerini değiştireceğini ifade eden Silahtaroğlu, gelecekte psikologlardan hekimlere kadar birçok uzmanın yapay zekâ destekli yardımcı sistemlerle çalışacağını belirtti.
Yapay zekâyı geliştiren mühendislerin olduğu kadar onu kendi alanında etkin kullanan uzmanların da değerli olacağını söyleyen Silahtaroğlu, “Bugün İngilizce ve dijital becerilerin yanına artık yapay zekâ yetkinliği de eklendi.” değerlendirmesinde bulundu.

“TARİHÇİLİĞİN TEMELİ GÜVENİLİR KAYNAKLARDIR”
Yapay zekânın sosyal bilimlerde kullanımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Karaaslan ise tarih disiplininde yapay zekânın önemli kolaylıklar sunduğunu ancak insanın yerini alamayacağını vurguladı.
Büyük dil modellerinin kaynak temelli çalışma konusunda yetersiz kaldığını belirten Karaaslan, tarihçiliğin en önemli unsurunun güvenilir kaynaklara dayanmak olduğunu, öğrencilerin yapay zekâdan doğrudan tarihî bilgi almak yerine kaynakları merkeze alan bir yaklaşım benimsemeleri gerektiğini ifade etti.
Yapay zekânın tarih araştırmalarında görselleştirme, şehir tarihinin yeniden inşası ve haritalandırma gibi alanlarda önemli katkılar sunduğunu belirten Karaaslan, bu araçların araştırmacının yerine geçen değil, araştırmayı güçlendiren teknolojiler olarak görülmesi gerektiğini söyledi.
Yapay zekâ sistemlerinin hata yapabileceğini hatırlatan Karaaslan, disiplinlerde karar mekanizmasının her zaman insanda kalmasının önemine dikkati çekti.

"YALNIZCA TEKNİK BİLGİ YETERLİ OLMAYACAK"
İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe ve Yapay Zekâ Bölüm Başkanı Prof. Dr. Baha Zafer ise yapay zekâ modellerinin her geçen gün daha karmaşık hâle geldiğini belirterek, gelecekte yalnızca teknik altyapının değil, disiplinler arası düşünmenin de büyük önem taşıyacağını ifade etti.
Yapay zekâ sistemlerinde geliştirilen “uzman dokunuşu” katmanlarının felsefenin kavramsal ve argüman temelli yaklaşımıyla daha güçlü bir yapıya kavuşabileceğini söyleyen Zafer, felsefenin mühendislikten hukuka, psikolojiden işletmeye kadar birçok alanla birlikte çalışarak yapay zekânın gelişimine katkı sunacağını dile getirdi.
Gençlere disiplinler arası düşünme becerisi kazanmaları tavsiyesinde bulunan Zafer, geleceğin mesleklerinde yalnızca teknik bilgiye sahip olmanın yeterli olmayacağını, farklı alanları bir araya getirebilen uzmanların daha fazla öne çıkacağını ifade etti.

"YAPAY ZEKÂ TÜM DİSİPLİNLERİ DÖNÜŞTÜRÜYOR"
Etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Cem Ünsalan ise yapay zekânın mühendislikten sosyal bilimlere kadar tüm disiplinleri dönüştüren güçlü bir paradigma değişimi oluşturduğunu belirtti.
Panelin sonunda yaptığı değerlendirmede tarih, felsefe ve işletme gibi alanlarda yapay zekânın artık kaçınılmaz bir gerçek hâline geldiğini ifade eden Ünsalan, gelecekte bu dönüşüme uyum sağlayan ve yapay zekâyı etkin kullanabilen meslek sahiplerinin daha fazla değer üreteceğini söyledi.
Konuşmacılar, yapay zekânın insanın yerini almaktan çok hemen her alanda çalışma biçimlerini dönüştüren bir teknoloji olduğu konusunda görüş birliğine varırken, geleceğin iş dünyasında teknik bilginin yanı sıra yapay zekâ yetkinliği, eleştirel düşünme ve disiplinler arası çalışma becerilerinin belirleyici olacağına dikkati çekti.
Son Güncelleme Tarihi: 05/08/2026 - 15:08



