Ana içeriğe atla
Medipol Üniversitesi

Gazze’de eğitimin sürdürülebilirliği için akademik dayanışma vurgusu

28.09.2026

İstanbul Medipol Üniversitesi tarafından düzenlenen “Gazze’de Üniversite Olmak” başlıklı Bilim Kafe etkinliğinde, Gazze’de savaş koşulları altında eğitim ve bilim faaliyetlerini sürdürme çabası farklı yönleriyle değerlendirildi. Programda, üniversitelerin fiziksel mekânların ötesinde akademik özgürlük, bilimsel üretim ve insan kaynağıyla var olduğu vurgulanırken, sağlık ve eğitim çalışanlarının karşı karşıya kaldığı zorluklara da dikkat çekildi. 

Gazzede Üniversite Olmak


İstanbul Medipol Üniversitesi tarafından düzenlenen “Gazze’de Üniversite Olmak” başlıklı Bilim Kafe etkinliğinde, İsrail saldırılarının Gazze’de yükseköğretim, sağlık ve bilim faaliyetleri üzerindeki etkileri ele alındı. Beykoz Belediyesi Kavacık Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliğin açış konuşmasını İstanbul Medipol Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Recep Öztürk yaptı. İstanbul Medipol Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bekir Berat Özipek’in moderatörlüğünü üstlendiği programda Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Alrantisi,  İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Büyükaslan ve İstanbul Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi  Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Tokaç konuşmacı olarak yer aldı. 

Akademisyenler, ağır koşullara rağmen eğitimini sürdürmeye çalışan öğrencilerin durumuna dikkat çekerek Gazze’de üniversite yaşamının yeniden güçlenmesi için somut ve sürekli akademik dayanışma çağrısında bulundu.  
 



PROF. ÖZTÜRK: GAZZE İNSANLIĞIN YÜZÜNE TUTULMUŞ BİR TURNUSOLDÜR 
Etkinliğin açış konuşmasında Gazzelilerin yaşamlarını, eğitimlerini ve sağlık hizmetlerini sürdürmek için gösterdiği çabaya değinen Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Recep Öztürk, üniversitelerin buradaki akademisyenlerle dayanışma yolları araması gerektiğini söyledi. Öztürk, “Gazzeliler yalnızca yaşama tutunmuyorlar, içinde bulundukları savaş ortamında bile, çok zor şartlar altında akademik hayatı ve sağlık hizmetlerini sürdürmeye çalışıyorlar. Bu, insanlık adına çok büyük bir çaba ve Gazze, insanlığın yüzüne tutulmuş bir turnusol.” dedi.

Etkinliğin Gazze’de yaşananları yeniden konuşmak ve herkesin kendi sorumluluğunu değerlendirmesi için bir fırsat olduğunu belirten Öztürk, “Gazze’deki soykırım karşısında dünyanın diğer yerlerinde kişisel tepkiler olmakla birlikte, maalesef etkin devletler nezdinde ciddi bir karşı duruş olmadı. Umuyoruz ki yeni yeni söylemler ve insanlığın bakış açısını değiştirecek gelişmeler ortaya çıkar.” şeklinde konuştu. 
 


PROF. ÖZİPEK: ÇEVRİM İÇİ BİR SOYKIRIM İZLİYORUZ 
Programın moderatörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Bekir Berat Özipek, Gazze’de yaşananların dünyanın gözü önünde gerçekleştiğini vurguladı. Kimsenin olanlardan haberdar olmadığını söyleyemeyeceğini belirten Özipek, “Geçmişteki katliamlarda işimiz biraz daha kolay olabilirdi. Gözümüzü kapatmak için çok gerekçemiz vardı. Fakat Gazze’deki soykırım söz konusu olduğunda böyle bir şey mümkün değil. Çünkü her şey gözümüzün önünde oluyor. Çevrim içi bir soykırım izliyoruz. Ertesi gün kaç çocuğun öldürüleceğine dair yapılan tahminlerin doğru çıktığını konuşuyoruz. Dolayısıyla kimsenin ‘Haberdar değildim.’ ya da ‘Sosyal medyaya girmedim, televizyon izlemedim, gazete okumadım, kimseyle konuşmadım.’ deme imkânı yok. Bu mümkün olmadığı için bu süreç hepimizi bir tercihe zorluyor. Bir soykırımın yaşanması, ister istemez bize müdahil olma ödevi yüklüyor. Bu, her şeyden önce ahlaki bir ödev.” Ifadelerini kullandı. 

Akademinin de bu sorumluluğun dışında kalamayacağını söyleyen Özipek, üniversitelerin hakikate bağlılık, adil şahitlik ve dayanışma konusunda kendilerine soru sorması gerektiğini dile getirdi. Filistin hakkında konuşmanın entelektüel cesaret gerektirdiğini belirterek dayanışmanın sürekliliğine dikkat çekti. 

“ÜNİVERSİTEYİ ÜNİVERSİTE YAPAN BİNALAR DEĞİLDİR”
Gazze’de eğitimin sürdürülmesine ayrıca değinen Özipek, üniversite binalarının yeniden kurulmasının önemli olduğunu, ancak akademik yaşamın yalnızca binalarla tanımlanamayacağını söyledi. Özipek, “Üniversiteyi üniversite yapan binalar değildir, üniversite bir atmosferdir. İnsanların kendilerini özgür hissedebildiği, akademik özgürlüğün olduğu bir yer varsa, çadırlarda da üniversite vardır.” dedi. Gazze’de yeniden canlandırılmaya çalışılan üniversite yaşamının desteklenmesi gerektiğini belirten Özipek, bunun için çok yönlü bir akademik dayanışma çağrısında bulundu. 
 


DR. ÖĞR. ÜYE. ALRANTİSİ: DAYANIŞMA SOMUT ADIMLARLA SÜRMELİ
“Gazze’de Üniversite Olmak” ekseninde konuşan Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Alrantisi, ailesinin ve yakınlarının yaşadıklarından örnekler verdi. Ailesinin çadırda yaşadığını, onlarla iletişiminin sık sık kesildiğini anlatan Alrantisi, yollar, hastaneler ve eğitim altyapısı ağır zarar görmesine rağmen insanların çalışmaya ve öğrencilerin eğitimlerine devam etmeye çabaladığını söyledi. 

Türkiye’de düzenlenen dayanışma etkinliklerinin Gazzeli öğrenciler için umut verici olduğunu belirten Alrantisi, sözlerin ihtiyaçlara karşılık veren çalışmalara dönüşmesi gerektiğini vurguladı. Alrantisi, “Yalnızca dayanışma göstermek yetmez; icraat da gerekir. Bugün konuştuğumuz dayanışmanın bundan sonra da somut adımlarla sürmesi gerekiyor.” diye konuştu. 


PROF. BÜYÜKASLAN: HABER AKIŞI KESİLDİĞİNDE BAĞLAM DA KAYBOLUYOR 
“Gazze’nin Sesi: Medya ve Haber Dili” başlıklı sunumunda Prof. Dr. Ali Büyükaslan, Gazze’de gazetecilerin karşı karşıya olduğu tehlikelere dikkat çekti. Uluslararası gazetecilerin bölgeye girişinin engellenmesi nedeniyle yaşananları dünyaya aktarma sorumluluğunun büyük ölçüde yerel gazetecilere kaldığını belirten Büyükaslan, onların hedef alınmasının haber ve görüntü akışını da etkilediğini söyledi. 

Gazze’de olup bitenlerin görünür kılınmasında gazetecilerin belirleyici rol üstlendiğini ifade eden Büyükaslan, “Haber akışının sınırlandırılması sadece bilgiyi değil, o bilgiyi yorumlamamızı sağlayan bağlamı ve anlamı da yok eder. Yani siz bir bilgiyi, bir belgeyi ya da bir görüntüyü yok ettiğinizde yalnızca onu ortadan kaldırmış olmuyorsunuz. Ondan hareketle anlaşılabilecek gerçekliğin de görünmesini engelliyorsunuz. Onun yerine kendi istediğiniz gerçekliği koyuyorsunuz.” dedi. 

“SİYONİST DÜŞÜNCENİN TEMELİNCE UNUTTURMA STRATEJİSİ VAR” 
Siyonist düşüncenin temelinde yaşananları unutturma stratejisinin bulunduğunu savunan Büyükaslan, medya ve sosyal ağların kamuoyunun algısını şekillendirmedeki rolüne dikkat çekti. Hollywood yapımlarının da uzun yıllar bu amaçla kullanıldığını öne süren Büyükaslan, Gazze’de yaşananların ardından bu anlatıların vicdan sahibi izleyicilerde karşılık bulmayacağını söyledi. 

Batı’nın Ukrayna ve Filistin karşısındaki tutumunu karşılaştıran Büyükaslan, Gazze’deki gerçekliğin üzerinin örtülerek farklı bir anlatı kurulmaya çalışıldığını ifade etti. “Gazze bize ne söylüyor?” sorusunu yönelten Büyükaslan, Gazze’nin insanların dil ve köken farkı gözetmeksizin ortak bir vicdanda buluşabildiğini gösterdiğini belirtti. Boykotun da ekonomik güce karşı etkili bir tepki biçimi olduğunu vurguladı. 

Büyükaslan, uluslararası toplumun tutumuna ilişkin eleştirisini ise şu sözlerle dile getirdi: “Unutmayın: Bir el kalkar ve binlerce çocuğun katledildiği, gözlerimizin önünde gerçekleşen bir soykırım karşısında insanlık adına utanç verici bir veto oyu kullanır.”
 


DR. ÖĞR. ÜYE. TOKAÇ: SAĞLIK VE EĞİTİM ALTYAPISI AĞIR HASAR GÖRDÜ
“Gazze’de Sağlık, Eğitim ve Bilim” başlıklı sunumunda Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Tokaç, saldırıların hastaneler ve yükseköğretim kurumları üzerindeki etkilerini anlattı. Paylaştığı verilere göre Nisan 2024’e kadar Gazze’deki sağlık kuruluşlarının yüzde 85’i ağır hasar gördü veya tamamen yıkıldı. Tokaç, kısmen hizmet verebilen kuruluşlarda da elektrik, su, ilaç ve temel tıbbi malzemeye erişimin ciddi biçimde kısıtlandığını belirtti. 

Saldırılar öncesinde Gazze’de 11 üniversite ve sekiz diğer yükseköğretim kurumu bulunduğunu, yaklaşık 90 bin öğrencinin üniversitelerde eğitim aldığını aktaran Tokaç, yükseköğretim binalarının büyük bölümünün kullanılamaz hâle geldiğini söyledi. Tokaç, sağlık ve eğitim hizmetlerinin devamı için fiziki altyapının yanı sıra akademisyenlerin, öğrencilerin ve sağlık çalışanlarının desteklenmesi gerektiğine dikkat çekti. 

Son Güncelleme Tarihi: 29/09/2026 - 13:54



Bilgi / Destek Butonu