3 Aralık Dünya Engelliler Günü'nde bilimsel kapsayıcılık vurgusu
İstanbul Medipol Üniversitesinde gerçekleştirilen “3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Farkındalık ve Kapsayıcı Eğitimde Güncel Yaklaşımlar” etkinliği , özel gereksinimli bireylerin eğitiminde zihinsel ve duygusal erişilebilirliğin önemini vurguladı. Uzmanlar, konuşamayan bireyleri güçlendiren yeni nesil iletişim sistemlerini ve hak temelli eğitimin zorunluluklarına dikkat çekti.

İstanbul Medipol Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Öğretmenliği Bölümü tarafından düzenlenen “3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Farkındalık ve Kapsayıcı Eğitimde Güncel Yaklaşımlar” başlıklı etkinlik, özel gereksinimli bireylerin eğitimi alanındaki teorik ve pratik açılımları bir araya getirdi. Güney Kampüs Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen etkinliğe, İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Şube Müdürü Gökay Tuncer, Üsküdar Rehberlik ve Araştırma Merkezi Özel Eğitim Öğretmeni Mustafa Kılıçarslan, İstanbul Medipol Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölüm Başkanı Adviye Pınar Konyalıoğlu, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Ertan Görgü, İstanbul Medipol Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Firdevs Aracılık Balıkçı’nın yanı sıra çok sayıda alanında uzman akademisyen ve öğrenci katılım gösterdi.
Uygulayıcıların katıldığı etkinlikte, geleneksel yaklaşımların ötesine geçilerek kapsayıcı eğitimin bilimsel ve hak temelli zorunlulukları tüm boyutlarıyla masaya yatırıldı. Etkinliğin ana teması, "özel gereksinimli bireyler" için sadece farkındalık yaratmak değil, aynı zamanda onların yaşam kalitesini artıran somut dijital çözümleri ve politik sorumlulukları ele almak oldu. Etkinliğin açış konuşmasını yapan İstanbul Medipol Üniversitesi Özel Eğitim Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Adviye Pınar Konyalıoğlu, 3 Aralık'ın önemine değinerek, artık "engelliler" yerine "özel gereksinimli bireyler" ifadesini kullanmanın daha doğru olduğunu vurguladı.

TUNCER: 365 GÜN ÇALIŞIYORUZ, İHMAL VE İSTİSMARLA MÜCADELE ÖNCELİĞİMİZ
İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Şube Müdürü Gökay Tuncer konuşmasında, İstanbul'daki 3 milyon öğrenci ve 171 bin öğretmenin oluşturduğu eğitim ailesi içinde, özel eğitime ihtiyaç duyan 28 bin öğrencinin özel eğitim okullarında ve 37 bin civarında öğrencinin farklı kademelerde eğitim aldığını belirtti. İlde 36 RAM ve 7.000 rehber öğretmenle hizmet verdiklerini aktaran Tuncer, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünün temel odak noktalarını sıraladı. Bu kapsamda, geçen yıl 1 milyondan fazla öğrenciye akran zorbalığıyla mücadele kapsamında psikoeğitim verildiğini söyleyen Tuncer, bu yılki yerel hedefin ise çocukların bağımsız yaşam sürdürmesi için "yaşam becerileri" olduğunu kaydetti.
Tuncer, konuşmasında özel gereksinimli çocukların ihmal ve istismara karşı en savunmasız grup olduğunu vurgulayarak, bu kritik durumla mücadele için tüm okul müdürleri, rehber öğretmenler ve özel eğitim sorumlularının kapsamlı eğitimlerden geçirildiğini açıkladı. Ayrıca bağımlılıkla mücadelenin ilkokul yaşlarına kadar indiğini belirterek TBM ve YEDAM gibi programlarla önleyici çalışmalara devam ettiklerini ifade etti. Eğitim hizmetlerinin kesintisiz sürdüğünü göstermek adına 593 öğrencinin evde eğitim, 715 öğrencinin ise hastane sınıflarında eğitim aldığını dile getiren Tuncer, "Bizim için 3 Aralık sadece bir gün değildir; 365 gün ve 6 saat boyunca özel gereksinimli tüm öğrencilerimiz için çalışıyoruz. Eğer kalbimizdeki engelleri kaldırırsak, onların önündeki tüm engelleri de kaldırmış oluruz." sözleriyle konuşmasını noktaladı.

KILIÇARSLAN: RAM’LER SADECE TANI KOYAN BİRİM DEĞİL, EĞİTİM SİSTEMİNİN BİLİMSEL DANIŞMA MERKEZİDİR
Üsküdar Rehberlik ve Araştırma Merkezi (RAM) Özel Eğitim Öğretmeni Mustafa Kılıçarslan, kurumların sadece tanılama yapan birimler değil, özel eğitim ekosisteminin merkezi olduğunu vurguladı. Kılıçarslan, RAM’lerin çok geniş bir yelpazede hizmet verdiğini belirterek, özellikle 0–36 ay arasındaki çocukların kritik öneme sahip olduğunu kaydetti ve "Erken tanı ne kadar hızlı konursa, çocuğun eğitim sürecinden en az hasarla çıkması o kadar mümkün olur." dedi.
Kılıçarslan, özel eğitimin en önemli ayağının aile danışmanlığı olduğunu, çünkü eğitimin büyük bir kısmının ailenin sorumluluğunda sürdüğünü belirtti ve RAM'lerin aileleri bilinçlendirmeyi ve eğitimi evde sürdürülebilir hale getirmeyi amaçladığını söyledi.

GÖRGÜ: ADİS KONUŞMAYI GECİKTİRMEZ, AKSİNE ARTTIRIR
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Ertan Görgü, konuşmasında Alternatif ve Destekleyici İletişim Sistemleri konusuna odaklandı. Görgü, ADİS’i, konuşamayan veya konuşması yetersiz olan otizm spektrumundaki bireyler için hayati bir araç olarak tanımladı. ve ADİS sistemlerinde özellikle tablet uygulamaları, göz takip cihazları ile yüksek teknolojinin bu alanda bir devrim yarattığını belirtti. İletişim kuramayan bireylerin yaşadığı risklere dikkat çeken Görgü, "İletişim kuramayan bireyler maalesef şiddete, tacize, istismara karşı çok daha savunmasızdır." diyerek bu sistemlerin sadece eğitimsel değil, koruyucu bir işlevi olduğunu vurguladı.
Sıkça gelen "ADİS kullanımı konuşmayı engeller mi?" sorusunu kesin bir dille yanıtlayan Görgü, "Hayır. Bilimsel olarak ADİS konuşmayı geciktirmez; aksine konuşmayı artırır." şeklinde konuştu.

DR. BALIKÇI: KAPSAYICILIKTA DUYGUSALLIK YETMEZ, HAK TEMELLİ BİR BAKIŞLA ELE ALMALIYIZ
İstanbul Medipol Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Firdevs Aracılık Balıkçı, konuşmasında kapsayıcı eğitimde duygusal ve romantik yaklaşımların ötesine geçilerek bilimsel temelli yöntemlerin benimsenmesi gerektiğini vurguladı. Balıkçı, gelişimsel yetersizlikler, dil bariyeri, göçmenlik ve sosyo-ekonomik zorluklar gibi görünmeyen engellerin öğrencileri sınıf akışından çekerek görünmez hale getirdiğini ifade etti.
Balıkçı ayrıca, kapsayıcılığın sadece özel gereksinimli öğrencilerle sınırlı olmadığını, tüm çeşitlilikleri kapsayan evrensel bir eğitim reformu olduğunu dile getirdi. Önemli olanın öğrencinin sınıfta fiziksel olarak bulunması değil; gerçekten görünür olması, akranlarının ve öğretmeninin onu fark etmesi olduğunu söyleyen Balıkçı, "Asıl soru şudur: Bu çocuk kendini bu sınıfın bir üyesi olarak hissediyor mu?" diyerek dikkatleri duygusal ve zihinsel erişilebilirliğin sağlanmasına çekti.
Son Güncelleme Tarihi: 19/04/2026 - 17:33