Sosyal medyada gençleri koruyan yeni dönem: Milyarlık Meta davası
Sonsuz kaydırma, kişiselleştirilmiş videolar ve güzellik filtreleri artık milyarlarca dolarlık bir hukuk mücadelesinin de konusu. ABD’de genç kullanıcıların korunmasına ilişkin davalarda Meta uzlaşmaya giderken, 18 yaş altı için kullanım süresi, gece erişimi, ebeveyn kontrolü ve filtreler yeniden düzenleniyor. İstanbul Medipol Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Başak Gezmen, kararın sosyal medya platformlarının gençlere yönelik sorumluluğunda yeni bir döneme işaret ettiğini söyledi.

Bir çocuk uygulamayı açıyor, bir video izliyor ve ardından ekrana hiç aramadığı başka bir içerik geliyor. Kaydırdıkça akış devam ediyor; algoritma ise kullanıcının neyi izlediğini, neye ilgi gösterdiğini ve ekranda ne kadar kaldığını öğrenmeye devam ediyor. Meta’yı ABD’de davaların merkezine taşıyan tartışmanın temelinde de bu yapı var. Şirketin gençleri platformlarda tutan özellikler tasarladığı ve çocukların karşı karşıya olduğu riskler konusunda yeterince şeffaf olmadığı yönündeki iddialar, yıllardır süren tartışmayı mahkeme salonlarına taşıdı.
Meta’nın uzlaşmaya gitmesiyle tartışma, milyarlarca dolarlık ödemenin ötesine geçti. Gençlerin sosyal medyada geçirdiği süreden gece erişimine, güzellik filtrelerinden kişiselleştirilmiş algoritmalara kadar birçok özellik yeniden düzenlenirken, platformların çocuk ve gençleri korumadaki sorumluluğu da daha görünür hale geldi. İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Başak Gezmen, Ülke TV’ye yaptığı değerlendirmede Meta davasının arkasındaki tartışmayı ve yeni sınırlandırmaların sosyal medya kullanımını nasıl dönüştürebileceğini anlattı.
“PLATFORM SINIRLANDIRMALARI ARTIK BİR ZORUNLULUK”
Meta’nın uzlaşmaya gitmesinin yalnızca hukuki bir karar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Gezmen, şu değerlendirmelerde bulundu:
“İlk kez bir ailenin rekor seviyede tazminatla sonuçlanan bir dava sürecinde böyle bir kazanım elde ettiğini görüyoruz. Bu gelişme, sosyal medya platformlarına yönelik sınırlandırmaların artık küresel ölçekte bir zorunluluk haline geldiğinin önemli bir göstergesi.”
Algoritma ve yeni medya okuryazarlığının önemine de değinen Gezmen, kullanıcıların bilinçlenmesinin tek başına yeterli olmadığını, platformların da bu süreçte sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı.
18 YAŞ ALTINA İKİ SAATLİK SINIR
Yeni düzenlemelerin genç kullanıcıların sosyal medya kullanımını doğrudan etkileyeceğini ifade eden Gezmen, günlük kullanım süresi, gece erişimi ve ebeveyn kontrolünün öne çıkan başlıklar arasında olduğunu belirtti.
Ebeveyn kontrol mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini aktaran Gezmen, “Platformlara girişlerin ebeveyn kontrolü çerçevesinde yapılması gerekiyor. Bunun yanında genç kullanıcıların günlük kullanım sürelerinin sınırlandırılması ve gece kullanımına yönelik önlemler alınması da önemli.” dedi.
Süre sınırının tek başına yeterli olmayabileceğine de dikkat çeken Gezmen, “Kullanıcının sosyal medyanın dijital ortamında ne kadar kaldığı süresinden ziyade bu ortamda nelerle meşgul olduğu, neler yaptığı sorusu çok daha fazla önem kazanıyor.” ifadelerini kullandı.
“KUSURSUZ GÖRÜNME” BASKISI GENÇLERİ ETKİLİYOR
Güzellik filtrelerine yönelik sınırlandırmaları değerlendiren Gezmen, sosyal medyanın kullanıcıların karşısına idealize edilmiş bir görünüm dünyası çıkardığını ve bunun özellikle çocuklar ile gençler üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiğinin altını çizdi.
“Medya, kullanıcıların karşısına oldukça cezbedici bir dünya çıkarıyor. Bu ortamda bireyler olduklarından farklı ve daha iyi görünme isteğine yönelebiliyor.” diyen Gezmen, bu durumun gençlerin kendileriyle kurduğu ilişkiyi de etkileyebildiğini belirtti.
Ayrıca sosyal medyanın gençlerde mutsuzluk, depresif etkiler ve kendinden memnuniyetsizlik gibi sonuçlara yol açabildiğine değinen Gezmen, bu ortamın zamanla tek tipleşmeyi de beslediğine dikkat çekti. Gençlerin kendilerini başkalarıyla kıyaslayarak benzer görünme ve davranma eğilimine yönelebildiğini ifade eden Gezmen, “Herkes birileri gibi davranmaya, birileri gibi olmaya ve birilerine benzemeye çalışıyor.” diye konuştu.
“KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ İÇERİKLER” KULLANICIYI PLATFORMDA TUTUYOR
Algoritmaların kullanıcıların ilgi alanlarına göre şekillenen içerikleri sürekli karşılarına çıkardığını aktaran Gezmen, kişiselleştirilmiş akışların platformdan uzaklaşmayı zorlaştırdığını söyledi.
Gezmen, “Kişiselleştirilmiş içerikler, algoritmalar aracılığıyla kullanıcıların ilgi ve beğeni alanlarına hitap eden içeriklerdir. Bu içerikler kişiye özel bir dünya sunduğu için kullanıcıların onlara karşı koyması ve platformdan uzaklaşması zorlaşabiliyor.” ifadelerini kullandı.
Sürekli kaydırma mekanizmasının, kullanıcıların ilgi alanlarına hitap eden içerikleri kesintisiz biçimde karşılarına çıkararak platforma bağlılığı artırdığını söyleyen Gezmen, bu yapının dikkat ekonomisini güçlendirdiğini ve algoritma bağımlılığını tetikleyebildiğini kaydetti.
“META’NIN BU ADIMI YENİ BİR DÖNEM BAŞLATABİLECEK”
Meta’nın attığı adımın diğer sosyal medya platformlarını da etkileyebileceğini belirten Gezmen, “Meta’nın bu adımı sosyal medya platformlarında yeni bir dönem başlatabilecek.” sözleriyle TikTok ve YouTube’un da benzer standartlarla karşı karşıya kalabileceğini aktardı.
Türkiye’de de benzer çalışmaların başladığını vurgulayan Gezmen, “Platformlara yönelik sınırlandırmalar, özellikle genç ve çocukları korumaya yönelik her ülke özelinde tekrar gözden geçebiliyor.” diyerek sözlerini tamamladı.
Son Güncelleme Tarihi: 11/09/2026 - 10:41



