Ana içeriğe atla
Medipol Üniversitesi

“İkiz dönüşüm” kalkınmayı sağlayabilir mi?

15.10.2025

İstanbul Medipol Üniversitesinde gerçekleştirilen “Dijital ve Sürdürülebilir Gelecek Zirvesi”, dijitalleşme ve sürdürülebilirliğin birlikte şekillendirdiği yeni kalkınma vizyonunu gündeme taşıdı. Zirvede, teknolojik ilerleme ile çevresel sorumluluğu bütünleştiren “ikiz dönüşüm” kavram öne çıktı.

Surkam

Dijitalleşme ve sürdürülebilirlik, günümüz ekonomilerinin iki yönlü dönüşümünü tanımlayan yeni bir paradigma sunuyor. Bu dönüşüm, yalnızca teknolojik ilerlemeyi değil, toplumsal sorumluluğun yeniden tanımlanmasını da beraberinde getiriyor. Artık küresel rekabet, karbon ayak izini azaltan teknolojilerle verimlilik arasında kurulan dengede şekilleniyor. “İkiz dönüşüm” olarak tanımlanan bu bütüncül yaklaşım; dijital inovasyonu çevresel, ekonomik ve sosyal sürdürülebilirlik hedefleriyle buluşturarak geleceğin kalkınma modelini inşa ediyor.

Bu vizyonla İstanbul Medipol Üniversitesi Sürdürülebilir Kalkınma Uygulama ve Araştırma Merkezi (SURKAM) ile Dijital ve Sürdürülebilir Gelecek Derneği (DİSÜDER), ‘Dijital ve Sürdürülebilir Gelecek Zirvesi’nde akademi, sanayi ve girişim dünyasını bir araya getirdi. Güney Kampüs Konferans Salonu’nda gerçekleşen zirve, “Dijital Dönüşüm” ve “Sürdürülebilir Gelecek” başlıklı iki oturumla, teknolojinin geleceğin toplumsal sorumluluğuyla nasıl kesiştiğini tartışmaya açtı.

TEKNOLOJİ TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL
Açış konuşmasında DİSÜDER Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Âdem Kayar, “ikiz dönüşüm” kavramına dikkat çekti.
“Dijitalleşme ve sürdürülebilirlik, geleceğin ekonomik ve çevresel dengelerini birlikte şekillendiriyor. Dijitalleşme, yapay zekâ ve otomasyon artık sadece üretim süreçlerini değil, düşünme biçimimizi de dönüştürüyor. Ancak teknoloji tek başına sürdürülebilir bir gelecek yaratmaz.” diyen Kayar, teknolojik inovasyonun çevre dostu ve sosyal açıdan duyarlı üretim modelleriyle bütünleşmesi gerektiğini vurguladı.

Kayar’a göre “ikiz dönüşüm”, yalnızca Sanayi 4.0’ın bir uzantısı değil; aynı zamanda insanı merkezine alan bir yeniden yapılanma vizyonu. Bu bakış açısı, dijitalleşmeyi salt verimlilik artışı olarak değil; toplumsal fayda ve çevresel sorumluluk ekseninde konumlandırıyor.

Kayar tespitini şu sözlerle güçlendirdi:
“Bir fabrikanın enerji verimliliği kadar, bir yazılımın çevresel etkisi de önemlidir. Dijitalleşme insanı merkezden uzaklaştırmak için değil, topluma yeniden değer kazandırmak içindir.”

DİSÜDER’in Türkiye genelinde yürüttüğü “Dijital OSB Buluşmaları” ve “İkiz Dönüşüm Çalıştayları” gibi projeler, bu vizyonu sahaya taşıyarak üniversiteler, sanayi ve gençler arasında etkileşimli bir köprü kurmayı amaçlıyor.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK: ORTAK BİR SORUMLULUK
SURKAM Müdürü Prof. Dr. Rana Atabay Kuşcu ise sürdürülebilirliği yalnızca çevresel değil, toplumsal bir dayanışma modeli olarak tanımladı.

Kuşçu, “Bugünü, ‘tek başına değil, birlikte doğru yöne ilerlemek’ fikriyle tasarladık. Türkiye’nin rekabet gücü toplumsal dayanışmayla artacaktır.” dedi.

Kuşcu’ya göre sürdürülebilirlik artık bir “hedef” değil, bir yaşam biçimi. Genç kuşakların bu dönüşümdeki rolüne dikkat çekerek, “Amaç sürdürülebilirliği soyut bir ideal olmaktan çıkarıp, her bireyin günlük davranışına yerleştirmek.” ifadelerini kullandı.

“DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN AMACI İNSANI DAHA DEĞERLİ KILMAK”
Zirvede konuşan Dr. Zülcenah Şahin (LCNC Komitesi & DİSÜDER Üyesi), dijitalleşmenin tarihsel evriminin bugün küresel ekonominin sürdürülebilirliği için belirleyici hale geldiğini anlattı.

Haluk Sayar (Avrasya E-Mobilite Derneği Başkanı) ise e-mobilite uygulamaları üzerinden dijital dönüşümün enerji verimliliğiyle nasıl kesiştiğini örneklerle açıkladı.

Ediz Sarıkaya (Toyota Boshoku Türkiye Bilgi ve Operasyon Teknolojileri Müdürü), üretim hatlarında yapay zekâ temelli kalite kontrol sistemlerinin yalnızca verimliliği artırmakla kalmadığını, aynı zamanda kaynak israfını minimize ederek sürdürülebilir üretimi mümkün kıldığını belirtti.

Sarıkaya bu iddiasını “Dijital dönüşümün amacı insanı devre dışı bırakmak değil; insanı daha değerli işlere yönlendirmek ve üretkenliğini artırmaktır.” sözleriyle destekledi

“DÖNÜŞÜMSÜZ KALMANIN MALİYETİ ÇOK YÜKSEK”
Zirvenin ikinci oturumunda “Sürdürülebilirlik” teması ele alındı. İstanbul Bilgi Üniversitesinden Dr. Ahmet Aydemir, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşümün birbirini destekleyen süreçler olduğunu vurguladı:

“Dönüşümsüz kalmanın maliyeti artık çok yüksek. Teknolojik ilerleme, çevresel sürdürülebilirliği desteklemek için bir zorunluluk haline geldi. Dönüşümün merkezinde insan faktörü var. Eğitim ve farkındalık olmadan bu süreçler kalıcı olamayacaktır.”

Alkazar CEO’su Güven Fidan ise sürdürülebilirliğin finansal boyutuna dikkat çekerek, yatırımcıların artık dijital izlenebilirlik ve çevresel performans verilerini karar mekanizmalarının merkezine aldığını belirtti. Fidan, “Sürdürülebilirlik, artık performansın ayrılmaz bir göstergesi haline geldi.” dedi.

DİSÜDER Yönetim Kurulu Üyesi Cem Tokbay da kurumların dönüşüm süreçlerinde çalışanlarını güçlendiren stratejiler benimsemeleri gerektiğini vurguladı.

İKİZ DÖNÜŞÜM VİZYONU: DİJİTALLEŞEN VE YEŞEREN BİR GELECEK
Zirve boyunca konuşmacılar, dijitalleşme ve sürdürülebilirliğin birbirini tamamlayan iki stratejik alan olduğuna dikkat çekti. Etkinliğin sonunda ise, “ikiz dönüşüm” kavramının yalnızca teknolojik bir hedef değil; toplumsal, çevresel ve ekonomik boyutlarıyla kapsamlı bir vizyon olduğu vurgulandı. 

Zirvede dijitalleşmenin çevresel etkileri azaltan yenilikçi çözümlerle birleştiği, bu bütünleşik yaklaşımın ekonomik, sosyal ve ekolojik kalkınmanın temel unsuru haline geldiği ifade edildi. Katılımcılar, dijital teknolojilerin sürdürülebilirlik politikalarıyla entegre edilmesinin geleceğin rekabet gücünü belirleyeceği konusunda görüş birliğine vardı. Zirve, gençlerin ve sektör temsilcilerinin dijital ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında ortak bir vizyon oluşturması hedefiyle tamamlandı.

Son Güncelleme Tarihi: 18/04/2026 - 18:17



Bilgi / Destek Butonu