“Algoritmalarla çalınan zihinler” geri kazanılabilir mi?
İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Başak Gezmen, dijitalleşmenin iletişimi yeniden şekillendirdiğini belirterek, yoğun bilgi akışının bireylerde “iletişim yorgunluğu” ve “bilgi tükenmişliği” yarattığını ifade etti.

Bildirimlerle bölünen günler, kaybolan dikkat aralıkları ve hızla akan bilgi… Dijital çağda zihnimizi korumak her zamankinden daha zor. Peki, algoritmaların yönettiği bu dünyada “Çalınan zihinleri” geri kazanmak mümkün mü?
İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Başak Gezmen, dijitalleşmenin iletişimi yeniden şekillendirdiğini belirterek, yoğun bilgi akışının bireylerde “iletişim yorgunluğu” ve “bilgi tükenmişliği” yarattığını söylüyor. Gezmen, Anadolu Ajansına yaptığı değerlendirmede dijital çağın bireylerin hem iletişim biçimlerini hem de dikkat sürelerini köklü biçimde değiştirdiğini ifade etti. Gezmen, dijitalleşmenin bireyi pasif bir bilgi alıcısından aktif bir içerik üreticisine dönüştürdüğünü belirterek, bu sürecin iletişimdeki samimiyeti zayıflattığını vurguladı.
Geçmişte insanların duygularını mektuplar aracılığıyla içten bir dille ifade ettiğini hatırlatan Gezmen, artık bu duyguların birkaç emojiyle aktarılır hâle geldiğini söyledi. Gezmen’e göre, bu durum iletişimin sıcaklığını ve özgünlüğünü zayıflatıyor.

“SÜREKLİ MARUZİYET ZİHİNSEL YORGUNLUĞU ARTIRIYOR”
Prof. Gezmen, günümüzde bireylerin her gün yüzlerce medya içeriğine maruz kaldığını ve bunun “zihinsel bir aşırı yüklenme”ye neden olduğunu belirtti. Sürekli bildirimler ve çoklu ekranların bireyleri tetikte tuttuğunu dile getiren Gezmen, bu durumun odaklanma güçlüğü, unutkanlık ve karar verme sorunlarını beraberinde getirdiğini ifade etti.
Röportajda dikkat çeken veriler paylaşan Gezmen, araştırmalara göre bir kişinin telefonunu günde ortalama 78 kez kontrol ettiğini ve bireylerin büyük çoğunluğunun uyanır uyanmaz ilk 15 dakikada ekrana baktığını söyledi. Gezmen, bu alışkanlıklardan dolayı beynin bu yoğun bilgi akışıyla başa çıkmakta zorlandığını vurgulayarak, “Beyin kapasitesinden fazla bilgiye maruz kaldığında hangi bilginin önemli olduğunu ayırt etmekte güçlük çekiyor.” diye belirtti ve bunun eleştirel düşünme becerisini zayıflattığını ekledi.
“ZİHİNSEL DENGE İÇİN DİJİTAL ARINMA ŞART”
Dijital bağımlılığın önüne geçebilmek için “dijital detoks” ve “dijital minimalizm” kavramlarının önemine dikkat çeken Gezmen, bireylerin belirli aralıklarla cihazlardan uzak kalması gerektiğini vurguladı.
“Teknolojiden tamamen kopmak mümkün değil.” diyen Gezmen, “Ancak neyi ne kadar kullandığımızı bilmek mümkün. Dijital minimalizm bize bu bilinci kazandırıyor.” ifadelerini kullandı. Ayrıca, gereksiz bildirimleri kapatmanın, ekran sürelerini takip etmenin ve doğayla temasın zihinsel dengeyi korumada önemli olduğunu söyledi.
“BİLGİ BOLLUĞU İÇİNDE DİKKAT KITLIĞI YAŞIYORUZ”
Gezmen, günümüz dünyasında dikkatin ekonomik bir değere dönüştüğünü belirterek, “Artık bilgi bolluğu içinde dikkat kıtlığı yaşıyoruz.” dedi. Sosyal medya platformlarının kullanıcıları ekran başında tutmak için kişiselleştirilmiş içerikler sunduğunu ifade eden Gezmen, bu yapının “dikkat ekonomisi” kavramını doğurduğunu söyledi.
Platformların kullanıcıların duygusal tepkilerine hitap eden içerikler üretmesiyle yüzeysel bilgi tüketiminin arttığını belirten Gezmen, “Bu kadar bilgi bombardımanı içinde eleştirel bakış açımızı kaybediyoruz.” diye konuştu.
Gezmen, bireylerin dijital dünyada medya okuryazarlığını güçlendirmesi gerektiğini vurgulayarak sözlerini noktaladı: “Eleştirel düşünme alışkanlığını koruyabildiğimiz ölçüde bu bilgi kalabalığında zihnimizi koruyabiliriz.”
Son Güncelleme Tarihi: 17/04/2026 - 11:20