Ana içeriğe atla
Medipol Üniversitesi

Savaş, göç ve haysiyet: Şefika Ortaylı’nın iz bırakan hikâyesi

21.05.2026

Kırım’da devrimle başlayan savruluş, Stalingrad’da savaşın yıkımı, Avusturya’da sürgün yılları ve Ankara’da ilimle yeniden kurulan bir hayat… Şefika Ortaylı’nın bir asra yayılan etkileyici yaşam öyküsü, İstanbul Medipol Üniversitesinde düzenlenen söyleşi programında dinleyicilerle buluştu.

12


İstanbul Medipol Üniversitesi Güney Kampüs’te, Kırım’da başlayıp Stalingrad’ın savaş yıllarından Avusturya’daki göçmenlik günlerine, oradan da Ankara’da ilimle yeniden kurulan bir hayata uzanan özel bir hikâyeye ev sahipliği yaptı. Nuriye Ortaylı, söyleşi ve imza günü programında kendi kaleme aldığı “Annem Şefika: Kırım’dan Stalingrad’a, Avusturya’dan Ankara’ya” kitabı üzerinden annesi Şefika Ortaylı’nın savaşlar, göçler ve zorluklarla şekillenen hayat hikâyesini anlattı. Programda Şefika Ortaylı’nın yaşamı yalnızca bir annenin ya da bir ailenin hatırası olarak değil; devrimlerin, savaşların, sürgünlerin ve yoklukların içinden geçerek ayakta kalmayı başaran bir kadının mücadelesi olarak ele alındı.
 


Etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Mehmet İpşirli, Şefika Ortaylı’nın hayatının gençler için önemli dersler barındırdığını söyledi. İnsanların her zaman rahat şartlarda başarıya ulaşmadığını vurgulayan İpşirli, “Onların durumu bizimkinden çok daha zordu; buna rağmen büyük başarılar göstermiş, tarihte hak ettikleri yeri almışlardır. Bu yüzden böyle eserleri okumalı, onlardan motivasyon kazanmalıyız.” dedi.
 

“ANNEM ZOR ZAMANLARDA YAŞADI”
Söyleşide annesi Şefika Ortaylı’nın hayatını anlatan Nuriye Ortaylı, annesinin 10 Ekim 1917’de Kırım’da dünyaya geldiğini belirtti. Ortaylı, annesinin doğduğu dönemin Rusya’da büyük toplumsal çalkantıların yaşandığı yıllara denk geldiğini ifade ederek, Şubat Devrimi sonrasında ülkenin savaş, açlık ve siyasi belirsizlik içinde olduğunu söyledi.
 


Şefika Ortaylı’nın Kırımlı Tatar ve Müslüman bir aileye mensup olduğunu aktaran Ortaylı, annesinin aynı zamanda aristokrat bir aileden geldiğini anlattı. Ancak Ekim Devrimi’nin ardından bütün ayrıcalıklarını, topraklarını, evlerini ve şahsi eşyalarını kaybettiklerini belirten Ortaylı, “Annem, yeni rejimin düşman gördüğü bir sosyal sınıfın içine doğmuştu. Ailesi bir anda toplumun en kırılgan kesimlerinden biri hâline geldi.” ifadelerini kullandı.

STALINGRAD’DA SAVAŞIN ORTASINDA BİR HAYAT
Nuriye Ortaylı, ailesinin daha sonra Stalingrad’a göç ettiğini ve annesinin II. Dünya Savaşı’nın en yıkıcı cephelerinden birine tanıklık ettiğini anlattı. Stalingrad’ın savaşın kaderini değiştiren şehirlerden biri olduğunu belirten Ortaylı, Alman bombardımanı sırasında sivillerin de hedef alındığını vurguladı.
 

Ortaylı, o dönemde yaklaşık 600 bin nüfuslu bir sanayi şehri olan Stalingrad’ın ağır saldırılara maruz kaldığını belirterek, bombardımanlarda on binlerce insanın hayatını kaybettiğini söyledi. Şefika Ortaylı’nın bütün bu yıkımın ortasında bulunduğunu söyleyen Nuriye Ortaylı, savaş sırasında geride kalan sivillerin zorunlu işçi olarak Almanya ve Polonya taraflarına götürüldüğünü aktardı.
 


“GÖÇMENLİKTE EN BÜYÜK ZORLUK İNSAN VE KURUM TANIMAMAK”
Savaştan sonra Türkiye’ye gelen Şefika Ortaylı’nın Ankara’da zorlu bir göçmenlik hayatı yaşadığını belirten Nuriye Ortaylı, ailesinin ilk yıllarda kimseyi tanımadığını ve büyük sıkıntılar çektiğini söyledi. Ortaylı, göçmenliğin yalnızca maddi imkânsızlıkla açıklanamayacağını söyleyerek, “Göçmenlik çok zordur. En büyük sorun yalnızca para eksikliği değildir; insan tanımazsınız, kurumları bilmezsiniz.” dedi.

Ortaylı, ailelerine ilk yıllarda Birleşmiş Milletler Mülteci Yardım Ajansı UNRRA’nın destek verdiğini, Ankara’ya geldiklerinde ise kötü bir otele yerleştirildiklerini anlattı. Babasının mühendislik eğitimi ve Almanca bilgisi sayesinde Ana Tamir’de ustabaşı olarak işe başladığını belirten Ortaylı, ailenin uzun süre emekle ayakta kalmaya çalıştığını söyledi.
 

ŞEFİKA ORTAYLI’NIN AKADEMİYE UZANAN YOLCULUĞU
Nuriye Ortaylı, annesinin Türkiye’ye geldikten sonra uzun süre Rusça bildiğini gizlemek zorunda kaldığını söyledi. Soğuk Savaş yıllarında Rusça bilenlere “komünist” denilmesinden korkulduğunu belirten Ortaylı, annesinin bu nedenle bilgisini uzun süre kullanamadığını aktardı.

Yıllar sonra bir tesadüf sonucu annesinin eğitimli olduğunun fark edildiğini anlatan Nuriye Ortaylı, Şefika Ortaylı’nın 1955 yılında Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde çalışmaya başladığını belirtti. Şefika Ortaylı’nın Rusça öğretiminde büyük emek verdiğini söyleyen Ortaylı, “O dönemde internet yoktu, kaset yoktu, video yoktu. Öğrencilerin duyduğu tek Rusça ses annemin sesiydi.” dedi.

İLBER ORTAYLI İLE ÇOCUKLUK ANILARINI ANLATTI
Söyleşide kendi çocukluk anılarını da paylaşan Nuriye Ortaylı, üç erkek kardeşten sonra doğan tek kız çocuk olduğunu ve ağabeyleriyle arasında yaş farkı bulunduğunu anlattı. İlber Ortaylı’nın çocukluk yıllarında kendisiyle çok ilgilendiğini belirten Ortaylı, Ankara Kalesi ve Gordion gezilerini unutamadığını söyledi.
 

İlber Ortaylı’nın kendisine Gordion’da Büyük İskender ve Gordion düğümünü anlattığını dile getiren Ortaylı, bu hikâyeyi hiç unutmadığını ifade etti. Ağabeyinin çocukluk yıllarında bile tarihe meraklı olduğunu ve öğrendiği şeyleri anlatmayı sevdiğini söyledi.


 

“KİTABIN FİKRİ SURİYE İÇ SAVAŞIYLA OLUŞTU”
Nuriye Ortaylı, “Annem Şefika” kitabını yazma fikrinin 2014-2015 yıllarında oluşmaya başladığını söyledi. Suriye iç savaşı ve Türkiye’ye gelen göçmenlerin yaşadıklarının kendisini derinden etkilediğini belirten Ortaylı, annesinin hikâyesinin yalnızca ailelerine ait olmadığını fark ettiğini ifade etti.
 

Ortaylı, “Bugünü anlamak için belki dönüp o günlere bakmak iyi olabilir diye düşündüm.” diyerek, kitabı yazmadan önce İlber Ortaylı ve diğer ağabeyleriyle konuştuğunu anlattı. Özel bir hayatı paylaşmanın sorumluluk gerektirdiğini söyleyen Ortaylı, annesinin hatırasına haksızlık etmekten çekindiğini belirtti.
 

“GÜÇLÜ OLMAK HÜKMETMEK DEĞİLDİR”
Şefika Ortaylı’nın karakteri ve annelik yönüne de değinen Nuriye Ortaylı, annesinin disiplinli ama hoşgörülü bir insan olduğunu söyledi. Annesinin en çok yalan söylemeye ve güçsüz insanlarla alay edilmesine kızdığını belirten Ortaylı, çocuklarına özgüven kazandırdığını ifade etti.

Güçlü kadın kavramına da değinen Ortaylı, güçlü olmanın başkaları üzerinde iktidar kurmak anlamına gelmediğini söyledi. Ortaylı, “Güçlü olmak; sıkıntıya ve acıya katlanabilmek, haysiyetini koruyabilmektir.” diye konuştu.
 

“ANNE BABA ÇOCUĞUN İLK ROL MODELİDİR”
Söyleşide ailedeki akademik başarıya ilişkin soruları da yanıtlayan Nuriye Ortaylı, göçmen bir ailede çocuklara okumaktan başka seçeneklerinin olmadığının hissettirildiğini söyledi. Evde kitapların, öğrenmenin ve merakın bulunduğunu belirten Ortaylı, anne babaların çocuklar için ilk ve en güçlü rol model olduğunu vurguladı.

Ortaylı, çocukların iyi yetişmesi için anne babaların önce kendilerinin örnek olması gerektiğini belirterek, “Çocuğunuzun müzeye gitmesini istiyorsanız siz müze gezin. Müzikle ilgilenmesini istiyorsanız siz müzikle ilgilenin.” ifadelerini kullandı.
 

PROF. İPŞİRLİ: BU HAYAT HİKÂYESİ HEPİMİZE DERS VERİYOR
Programın sonunda değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Mehmet İpşirli, Şefika Ortaylı’nın hayatının yalnızca bir aile hikâyesi olmadığını; savaş, göç, eğitim, emek ve haysiyet açısından önemli dersler taşıdığını söyledi.

İpşirli, Osmanlı bakiyesi coğrafyalarla Türkiye arasındaki tarihî ve kültürel bağlara dikkat çekerek, Rumeli’den Kırım’a, Irak Türkmenlerinden Halep Türkmenlerine uzanan gönül bağının önemini vurguladı. Etkinlik, Şefika Ortaylı’nın hayat hikâyesi üzerinden geçmişten bugüne uzanan güçlü bir perspektif sundu.


SÖYLEŞİNİN ARDINDAN İMZA GÜNÜ DÜZENLENDİ
Söyleşi programının ardından Nuriye Ortaylı, “Annem Şefika” kitabını katılımcılar için imzaladı. Öğrenciler, akademisyenler ve davetliler imza bölümünde Ortaylı ile bir araya gelerek kitap hakkında sohbet etme imkânı buldu.
 


Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği imza gününde Ortaylı, annesi Şefika Ortaylı’nın hayatına ve kitabın yazım sürecine ilişkin soruları da yanıtladı. Program, imza etkinliği ve hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.

*Haber: Buket Denizli & Fotoğraf: Ahmet Ensar Topaloğlu

Son Güncelleme Tarihi: 04/06/2026 - 09:23



Bilgi / Destek Butonu