Medipol’de insanlığa hizmet bayrağını genç hekimler devraldı
İstanbul Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi 2026 Mezuniyet Töreni’nde genç hekimler, anatomi laboratuvarlarından hasta başına, teorik bilgiden insan hayatının en kırılgan anlarına uzanan altı yıllık yolculuğu tamamladı. Bilimin hızla değiştiği, yapay zekânın hekimliği yeniden tanımladığı bir çağda mezunlar; bilgiyi vicdanla, teknolojiyi insanla, mesleki sorumluluğu merhametle buluşturma çağrısıyla diplomalarını aldı.

Hastalığı anlamayı, insanı dinlemeyi ve hayatın en kırılgan anlarında sorumluluk almayı öğrenen İstanbul Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunları, 2026 Mezuniyet Töreni’nde hekimliğe uğurlandı. Kavacık Güney Kampüs B4 Bahçe’de gerçekleştirilen törende genç hekimler, altı yıllık zorlu eğitim maratonunun ardından diplomalarını alarak beyaz önlüğün taşıdığı mesleki ve insani sorumluluğu üstlendi. Törene İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, İstanbul Medipol Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahadır Kürşat Güntürk, Kurucu Rektör Prof. Dr. Sabahattin Aydın, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Recep Öztürk, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aslı Çakır, Uluslararası Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdulkadir Ömer, Tıp Fakültesi ve Uluslararası Tıp Fakültesi Koordinatörü Prof. Dr. Naci Karacaoğlan, Uluslararası Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Zübeyir Bayraktaroğlu başta olmak üzere akademisyenler, mezun öğrenciler ve aileleri katıldı.

PROF. GÜNTÜRK: GELECEĞİ TAKİP EDEN DEĞİL, GELECEĞE YÖN VEREN HEKİMLER YETİŞTİRİYORUZ
Törende konuşan İstanbul Medipol Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahadır Kürşat Güntürk, mezuniyetin yalnızca bir eğitim sürecinin tamamlanması değil, ülkenin ve insanlığın geleceğine yön verecek gençlerin yeni bir döneme hazırlanması anlamı taşıdığını söyledi. Üniversitelerin yalnızca bilgi aktaran yapılar olmadığını belirten Güntürk, “Üniversiteler bilgi üreten, teknoloji geliştiren, topluma yön veren ve geleceği şekillendiren kurumlardır.” dedi.
İstanbul Medipol Üniversitesinin 40 bini aşkın öğrencisi, 50 bini aşkın mezunu, güçlü akademik kadrosu ve uluslararası başarılarıyla büyümeye devam ettiğini vurgulayan Güntürk, Tıp Fakültesinin Tıp Eğitimi Akreditasyon Derneği tarafından akredite edilmesinin, sunulan nitelikli eğitimin ve sürekli gelişim anlayışının güçlü bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Yapay zekânın meslekleri, iş yapış biçimlerini ve bilgiye erişim yöntemlerini yeniden şekillendirdiğini belirten Güntürk, üniversitelerin artık öğrencilerini yalnızca bugünün mesleklerine değil, henüz ortaya çıkmamış problemlere de hazırlaması gerektiğini söyledi. Güntürk, “Medipol’ün vizyonu takip etmek değil, öncülük etmektir.” sözleriyle üniversitenin bilim, teknoloji ve yapay zekâ alanındaki hedeflerine dikkat çekti.

“DİPLOMANIZ YENİ SORUMLULUKLARA AÇILAN BİR KAPIDIR”
Tıp Fakültesi mezunlarına ayrıca seslenen Güntürk, sağlık hizmetlerinin bilimsel gelişmeler ve teknolojik dönüşümlerle her zamankinden daha hızlı değiştiğini belirtti. Güntürk, yapay zekâ destekli tanı sistemlerinden kişiselleştirilmiş tedavilere, genom teknolojilerinden dijital sağlık uygulamalarına kadar birçok yeniliğin hekimliğin geleceğini yeniden şekillendirdiğini aktardı.
Mezunların, İstanbul’un dört bir yanına yayılan sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinde önemli bir klinik deneyim kazandığını ifade eden Güntürk, “Bilimsel gelişmeleri yakından takip eden, eleştirel düşünebilen, araştıran, sorgulayan ve insanı merkez alan hekimler olarak yetişmeniz en önemli hedeflerimizden biri oldu.” dedi.
Diplomanın bir varış noktası değil, yeni fırsatlara ve sorumluluklara açılan bir kapı olduğunu vurgulayan Güntürk, mezunlara “İstanbul Medipol Üniversitesi mezunu olmak; bilimi vicdanla buluşturmak, bilgiyi insanlığın yararına kullanmak ve insanlığa fayda üretmektir.” sözleriyle seslendi.

PROF. ÇAKIR: BUGÜN MEZUNLARIMIZI DEĞİL, YENİ MESLEKTAŞLARIMIZI KARŞILIYORUZ
İstanbul Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aslı Çakır ise konuşmasında, mezun öğrencileri artık yeni meslektaşları olarak gördüklerini belirterek, tıp eğitiminin yalnızca sınavlardan ve derslerden ibaret olmadığının altını çizdi.
Öğrencilerin fakülteye başladıklarında önce hücreyi, dokuları, organları ve hastalıkları öğrendiklerini ifade eden Çakır, klinik süreçlerde hekimliğin yalnızca akademik bilgiyle sınırlı olmadığını gördüklerini belirtti. Çakır, “Hasta ile birebir karşılaştığınızda her hastanın korkusunun farklı olduğunu, hasta yakınlarının farklı endişeler taşıdığını, iyi bir haber vermenin mutluluğunu bazen de söylemesi çok zor olan cümlelerin ne kadar ağır hissettirdiğini gördünüz.” diyerek hekimliğin insani yönüne dikkat çekti.
Çakır, mezunların bugün yalnızca sınavları geçerek değil; çok çalışarak, yorularak, zaman zaman kendilerinden şüphe ederek ve vazgeçmeden devam ederek bu noktaya geldiklerini söyledi. Hekimliğin insanı sürekli sorgulatan bir meslek olduğunu vurgulayan Çakır, “İyi hekim kendinden hiç şüphe etmeyen hekim değildir; gerektiğinde durup ‘acaba mı?’ diyebilen, tekrar bakabilen, araştırabilen ve danışabilen hekimdir.” dedi.

“HASTALIĞI DEĞİL, HASTAYI GÖREN HEKİMLER OLUN”
Mezunlara meslek hayatlarına dair tavsiyelerde bulunan Çakır, hiçbir hekimin her şeyi bilmek zorunda olmadığını, önemli olanın bilmediğini fark ederek durabilmek, araştırmak ve gerektiğinde danışabilmek olduğunu söyledi. Yeni tedaviler, teknolojiler ve yapay zekâ gibi gelişmelerin hekimliğin sınırlarını yeniden çizeceğini belirten Çakır, genç hekimlere meraklarını kaybetmemeleri ve doğru sorular sormaya devam etmeleri çağrısında bulundu.
Hekimliğin ekip işi olduğuna dikkat çeken Çakır, mezunlara hastalarını yalnızca hastalıklarıyla tanımlamamaları gerektiğini hatırlattı. Hastaların, tıbbi terimlerden çok kendilerine nasıl davranıldığını hatırlayacağını belirten Çakır, “Hastalarınızın yüzüne bakın, dinleyin, korkularını, kaygılarını önemseyin.” sözleriyle genç hekimlere insanı merkeze alan bir meslek anlayışıyla hareket etmeleri tavsiyesinde bulundu.
Çakır, hekimliğin zaman, enerji ve emek isteyen bir meslek olduğunu belirterek mezunlara kendilerini de unutmamaları gerektiğini söyledi. “Hayatı ıskalamadan iyi hekim olmayı hedef edinin.” diyen Çakır, konuşmasını “Nerede olursanız olun iyi hekimlik önce iyi insan olmakla başlar. Sizlerle gurur duyuyorum ve hepinizi yürekten kutluyorum.” sözleriyle tamamladı.

“BU DİPLOMA BİR HAYALİN VE MÜCADELENİN HİKAYESİ”
Tıp Fakültesi Birincisi Dr. Muhammed Yusuf Şimşek de mezunlar adına yaptığı konuşmada, tıp fakültesi yolculuğunun çocukluktan bugüne uzanan bir hayalin, mücadelenin ve oluşun hikâyesi olduğunu söyledi. Şimşek, “Bugün benim için sona eren sadece altı yıllık bir eğitim süreci değil; çocukluğumdan bugüne uzanan bir hayalin, mücadelenin, bir oluşun hikayesi.” sözleriyle mezuniyet heyecanını dile getirdi.
Tıp eğitiminin zorlu ve büyük sorumluluk gerektiren bir süreç olduğunu belirten Şimşek, hekimliğin yalnızca akademik bilgilerden ibaret olmadığını vurguladı. Her hasta vizitinde farklı bir hayatla karşılaştıklarını ifade eden Şimşek, “Hocalarımızın ‘hastalıkları değil, hastaları tedavi edin’ sözleri, yıllar içinde karşılaştığım her hastada yeniden bir anlam kazandı.” dedi.
Ailesine de teşekkür eden Şimşek, diplomanın arkasında büyük bir emek ve destek olduğunu belirterek, “Bu diplomanın üzerinde sadece benim adım yazıyor olabilir ama arkasında benimle kaygılanan, bana benden çok inanan, attığım her adımda dualarını eksik etmeyen annemle babam var. Bu başarı benim değil bizim.” ifadelerini kullandı.

TIP FAKÜLTESİNİN EN BAŞARILI MEZUNLARINA ONUR PLAKETİ
Törende Tıp Fakültesini dereceyle tamamlayan mezunlar başarılarıyla öne çıktı. Fakülte birincisi Dr. Muhammed Yusuf Şimşek, fakülte ikincisi Dr. Ahmet Şükrü Özdemir ve fakülte üçüncüsü Dr. Nil Pınar Er’e plaketleri İstanbul Medipol Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahadır Kürşat Güntürk tarafından takdim edildi.
Törende ayrıca Acil Tıp Uzmanları Derneği tarafından “Acil Tıp Alanında En Başarılı İntörn Doktor” seçilen Dr. Müge Melis Kınacı’ya ödül plaketi takdim edildi. Kınacı’nın diploması ve ödül plaketi, Tıp Fakültesi ve Uluslararası Tıp Fakültesi Koordinatörü Prof. Dr. Naci Karacaoğlan tarafından verildi.

DİPLOMALAR ELDEN ELE, GURUR NESİLDEN NESİLE GEÇTİ
Törenin devamında mezunlara diplomaları; Kurucu Rektör Prof. Dr. Sabahattin Aydın, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Recep Öztürk, Tıp Fakültesi Kurucu Dekanı ve Tıp Fakültesi ile Uluslararası Tıp Fakültesi Koordinatörü Prof. Dr. Naci Karacaoğlan, Uluslararası Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdulkadir Ömer, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aslı Çakır, Uluslararası Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Zübeyir Bayraktaroğlu ve akademisyenler tarafından takdim edildi.
Mezuniyet töreninde genç hekimlerin diploma sevinci, ailelerin gururuyla daha da anlam kazandı. Bazı mezunlar, diplomalarını akademisyen olan ailelerinin elinden alarak unutulmaz anlar yaşadı. Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Gökhan Akkan, kızı Dr. Zeynep Akkan’a; İstanbul Medeniyet Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aynur Görmez, kızı Dr. Zeynep Aliye Görmez’e diplomasını takdim etti.
Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mithat Büyükçelik, kızı Dr. Öykü Naz Büyükçelik’e; Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Yeginsu ise kızı Dr. Ilgın Yeginsu’ya diplomasını verdi. İstanbul Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahri Teker’in çocuğuyla birlikte öğrencilerine diplomalarını takdim etmesi de törende yüzleri gülümseten anlardan biri oldu.

HEKİMLİĞİN ONUR SÖZÜ: BİLGİ, VİCDAN VE İNSANLIK İÇİN ANT İÇTİLER
Törenin en anlamlı anlarından biri, mezunların hekimlik yemini etmesi oldu. Tıp Fakültesi Kurucu Dekanı ve Tıp Fakültesi ile Uluslararası Tıp Fakültesi Koordinatörü Prof. Dr. Naci Karacaoğlan eşliğinde ant içen mezunlar, hayatlarını insanlığın hizmetine adayacaklarını ve mesleklerini vicdanlarıyla uygulayacaklarını ilan etti.
Mezunlar, “Tıp bilgilerimi insanlık değer ve ilkelerine karşı kullanmayacağıma, açıkça, hür irademle ve namusum üzerine ant içerim.” sözleriyle mesleki sorumluluklarını üstlendi.

Türk bayrağını dalgalandırarak milli birlik mesajı veren doktorlar, Filistin bayrağı ve kefiyesiyle de zulme karşı duyarlılıklarını gösterdi. Program, genç hekimlerin diplomalarını almasının ardından keplerini havaya atmasıyla coşku içinde sona erdi.
Son Güncelleme Tarihi: 08/07/2026 - 15:56


