Ana içeriğe atla
Medipol Üniversitesi

Körfez Savaşı gölgesinde Türkiye’nin yatırım hamleleri ani değil stratejik

28.04.2026

İran-ABD geriliminin Körfez ekonomilerinde yarattığı belirsizlik, Türkiye’nin yatırımcılar için alternatif bir merkez olarak öne çıkmasını sağlarken, İstanbul Medipol Üniversitesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Hasan Dinçer, bu sürecin kısa vadeli bir fırsattan çok uzun vadeli bir stratejik konumlanma olduğunu vurgulayarak yatırımcı güveninde öngörülebilirlik ve şeffaflığın belirleyici rol oynadığını ifade etti.  

Prof. Dr. Hasan Dinçer

İran ile ABD arasında yaşanan savaşın Körfez ekonomilerinde yarattığı dalgalanma, Türkiye’nin uluslararası yatırımcılar için yeni bir merkez olarak konumlandırılmasını yeniden gündeme getirdi. İstanbul’un bölgesel bir finans merkezi olma hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmalar hız kazanırken, İstanbul Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Hasan Dinçer, Türkiye’nin yatırım çekme stratejisinin kısa vadeli bir rekabetten ziyade uzun vadeli bir konumlanma süreci olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

İran merkezli gerilimin Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkelerde ekonomik ve altyapısal riskleri artırması, bölgedeki yatırım ortamını da doğrudan etkiledi. Bu süreçte Türkiye’nin, NATO koruması altında görece daha güvenli bir ülke olarak öne çıktığı ve bu durumun ekonomik fırsatlara dönüştürülmeye çalışıldığı ifade ediliyor. Özellikle enerji fiyatlarındaki artış ve döviz rezervleri üzerindeki baskıya rağmen Ankara’nın, yatırımcı güvenini artırmaya yönelik söylem ve politikalarını güçlendirdiği görülüyor.

Dinçer, Al Jazeera’ya yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin yatırım çekme politikasının ani ve kısa vadeli bir rekabetten çok, kademeli bir stratejik konumlanma süreci olarak okunması gerektiğini vurguladı.

“YATIRIMCI GÜVENİNİN TEMELİ ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK”
Dinçer, gelişmekte olan finansal sistemlerde yatırımcı güveninin belirleyici unsurlarına dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:

“Gelişmekte olan finansal sistemlerde yatırımcı güveni öncelikle öngörülebilirlik ve şeffaflık tarafından şekillenir.”

Dinçer’e göre yalnızca mevcut ekonomik koşullar değil, aynı zamanda uzun vadeli politikaların güvenilirliği de yatırım kararlarında belirleyici rol oynuyor.

“İFM UZUN VADELİ STRATEJİK BİR ADIM”
İstanbul Finans Merkezi gibi girişimlerin önemine değinen Dinçer, bu tür projelerin etkisinin zamana yayıldığını belirtti:

“İstanbul Finans Merkezi gibi uzun vadeli ekonomik politika girişimleri, önemli stratejik adımlardır ancak etkileri sürdürülebilir uygulama ve kurumsal uyum ile şekillenir.”

Türkiye’nin bölgesel ve küresel ekonomik dengelerde daha güçlü bir aktör olabilmesi için bu tür yapısal adımların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini ifade eden Dinçer, yatırımcı güveninin ancak uzun vadeli istikrar ve güven ortamıyla sağlanabileceğini belirterek değerlendirmelerini tamamladı.

Haberin tamamı Al Jazeera'da yayımlanmıştır. 

Son Güncelleme Tarihi: 06/05/2026 - 10:06



Bilgi / Destek Butonu