Ana içeriğe atla
Medipol Üniversitesi

“Her Temas İz Bırakır: Adaletin rotasını bilim çizer”

18.02.2026

İstanbul Medipol Üniversitesinde düzenlenen “Bakmakla Görmek Arasında: Suçun Anatomisi” etkinliği, suç soruşturmalarında delil değerlendirme süreçlerini hukuk ve adli tıp perspektifinden ele aldı. Uzman isimler, bilimsel verilerin adaletin doğru tecellisindeki belirleyici rolüne dikkat çekti.

 

Olay yeri geçilmez; çünkü her temas bir iz, her iz bir gerçektir. Suç soruşturmalarında ilk bakış çoğu zaman yanıltıcıdır, fakat bilimsel inceleme gerçeğin izini sabırla sürer. İstanbul Medipol Üniversitesinde düzenlenen “Bakmakla Görmek Arasında: Suçun Anatomisi” etkinliği, adaletin kanaatle değil kanıtla kurulduğunu hatırlattı. İdeal Hukuk Kulübü tarafından düzenlenen Güney Kampüs Konferans Salonu’nda iki oturum halinde gerçekleşen etkinlikte, suç mahalli incelemesinden delil değerlendirme süreçlerine kadar hukuk sisteminin işleyişi çok boyutlu olarak ele alındı.

Etkinliğin ilk oturumunda, Delil Değerlendirme Atölyesi’nde katılımcılar, kurgusal bir ölüm vakasını adım adım inceleyerek olayın niteliğini tartıştı. Her yeni bulgunun senaryoyu değiştirmesi, soruşturmalarda erken kanaat oluşturmanın risklerini gözler önüne serdi. Katılımcılar, olayın intihar mı, cinayet mi yoksa farklı bir suç türü mü olduğuna ilişkin ihtimalleri hukuki çerçevede değerlendirerek dosya çözümleme pratiği yaptı. İkinci oturumda ise yargı ve adli tıp dünyasının uzman isimlerinden İstanbul Adalet Sarayı Cumhuriyet Savcısı Cengiz Apaydın ve Adli Tıp Kurumu Başkan Yardımcısı Yusuf Atan, teknik raporların hukuki kararlar üzerindeki sarsılmaz gücünü kapsamlı bir çerçevede değerlendirdi.

ATAN: ADLİ TIP, ADALETİN SESİ OLMAYAN REHBERİDİR
Adli Tıp Kurumu Başkan Yardımcısı Yusuf Atan, adli tıp disiplininin sadece bir teknik destek birimi değil, adaletin tecellisinde lokomotif bir rol üstlendiğine dikkat çekti. Toplumda oluşan ön yargıların ve sosyal medyadaki bilgi kirliliğinin yargı sürecini etkilememesi gerektiğini ifade eden Atan, “Doğru bilimsel inceleme, ilk bakışta oluşan yanlış kanaatleri yıkan en büyük güçtür.” dedi.

Atan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bir vakada ölüm nedeninin veya yaralanma şiddetinin tespit edilmesinin ‘ancak bilimsel yöntemlerle mümkün olduğunu’ biliyoruz. Bilimsel analizler sadece suçluyu cezalandırmak için değil, suçsuzun hakkını korumak için de hayati bir önem taşır. Adli tıbbın temel misyonu, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde maddi gerçeği inşa etmektir. Bu süreç, eğitimle desteklenen yüksek bir bilimsel titizlik gerektirir.”

“DEVLETİN ASLİ GÖREVİ, ÖLÜMÜN SIRRINI ÇÖZMEKTİR”
Otopsi işlemlerini yalnızca tıbbi bir işlem değil, hukuki bir zorunluluk olarak gören Atan, bu sürecin ailelerin duygusal taleplerinden ziyade adaletin gereklerine göre yürütülmesi gerektiğini savundu. Devletin asli görevinin, ölüm nedenini şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesinleştirmek olduğunu belirten Atan, “Adli tıp raporları, mahkemeler için en güvenilir pusuladır.” ifadesini kullandı.

Şüpheli ölümlerdeki detaylı incelemelerin miras ve velayet gibi hayati hukuk başlıklarını doğrudan etkilediğini kaydeden Atan, otopsi bulgularının aile bireyleri için "hayat kurtarıcı" sonuçlar doğurabileceğini hatırlattı. Kurallara bağlı kalmanın hukuki güvenliği sağladığını vurgulayan Atan, bugün ihmal edilen bir incelemenin yarın telafisi imkânsız şikayetlere yol açabileceğine dikkat çekti. Atan, hukukçuların bu teknik raporları “bir uzman gibi yorumlayacak donanıma sahip olması” gerektiğini söyledi.

APAYDIN: LİYAKATLİ HUKUKÇU, DELİLİ BİLİMİN IŞIĞINDA OKUR
İstanbul Adalet Sarayı Cumhuriyet Savcısı Cengiz Apaydın, ceza hukukunun kâğıt üzerindeki teoriden ibaret olmadığını, asıl başarının sahadaki veriyi doğru analiz etmekten geçtiğini vurguladı. İddianame hazırlama sürecinde adli tıp raporlarını analiz etme becerisinin adaletin rotasını belirlediğini savunan Apaydın, hukuk öğrencilerinin henüz fakülte sıralarındayken uygulama ile tanışması gerektiğini belirtti.

“İlgi insanı güçlü kılar, bilgi ise özgürleştirir; liyakatli bir hukukçu delili bilimin ışığında okuyabilendir.” diyen Apaydın, savcı ve avukatların dosyadaki verileri sorgulama yetisine sahip olması gerektiğini ifade etti. Teknik raporların hukuki bir süzgeçten geçirilmesinin önemine değinen Apaydın, bu sürecin ihmal edilmesi durumunda “adaletin eksik kalacağını” kaydetti.

“KÜÇÜK BİR EYLEM, BÜYÜK BİR HUKUKİ SORUMLULUKTUR”
Ceza hukukunun temel direği olan nedensellik bağına odaklanan Apaydın, eylem ile sonuç arasındaki ilişkinin her zaman göründüğü kadar basit olmayabileceğine dikkat çekti. Bilimsel ve hukuki akıl yürütmenin suçun niteliğini kökten değiştirebileceğini belirten Apaydın, “Küçük görünen bir eylem, bilimsel nedensellik bağı kurulduğunda büyük bir hukuki sorumluluğa dönüşebilir.” uyarısında bulundu.

Cinsel suçlardan uyuşturucu davalarına kadar geniş bir yelpazede uzman görüşlerinin davanın seyrini belirlediğini ifade eden Apaydın, hukuki sistemin ancak bilimsel verilerle bütüncül çalıştığında adil olabileceğini savundu. Sadece kanunu bilmenin hak aramada yeterli olmayacağını vurgulayan Apaydın, suçun niteliğini doğru saptayabilmek için “disiplinler arası bir bakış açısının zorunlu olduğunu” belirterek konuşmasını tamamladı.

Son Güncelleme Tarihi: 16/04/2026 - 15:08



Bilgi / Destek Butonu