Geri
AKADEMİK

Doç. Dr. Babacan: Trump sonuç odaklı bir yönetim sergiledi

22.02.2021

Doç. Dr. Babacan, Trump’ın yerleşik norm ve uluslararası anlaşmalara ABD'nin çıkarları açısından sonuç odaklı bakan bir yönetim sergilediğini söyledi.

Doç. Dr. Babacan: Trump sonuç odaklı bir yönetim sergiledi

ABD’deki fırtınalı seçim günlerinin ardından Trump’ı koltuğundan eden Joe Biden’ın nasıl bir yol izleyeceği merak ediliyor. Yeni döneme ilişkin ipuçlarını İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdurrahman Babacan, Diriliş Postası Gazetesi’ne anlattı.

Röportajdan öne çıkan kısımlar: 
ABD’de 45. Başkan Donald Trump’ın çalkantılı geçen 4 yılı sona erdi. Trump dünyada neleri değiştirdi, ülkesinde ne gibi farklılıklara yol açtı? Genel bir değerlendirme yapabilir misiniz?

Amerikan dış politika tecrübesi, iki farklı akım tarafından şekillenen tartışmalardan müteşekkildir. Bir tarafta Amerika’nın ilgisini kıta dışı meselelerden çok kıta içi duruma ve ülkenin gücüne odaklayan ‘izolasyonist’ bir politik tercih diğer yanda ‘küresel liderlik’ nosyonu ekseninde kümelenmiş, Amerikan askeri üstünlüğünün adil ve temiz bir dünya için önkoşul olduğu tezi arasındaki gel-git’li bir hâl. Trump’ın bu anlamda, 2016 seçim kampanyası dönemi boyunca Amerika’nın kendi başat sorunlarına odaklı bir söylemi ve ciddi maliyetler üreten küresel operasyonlarının sorgulanması ve revize edilmesi yolunda bir temel önermesi vardı. Bu da esasen Trump döneminin, Amerikan liderliği açısından nasıl olabileceğine ilişkin birtakım sorular üretmişti. Oysa ABD dış politika paradigmasının artık geri dönülemez patikasında; daimî yüksek seviyelerde askeri harcama, küre çapında büyük bir üs ağı, küresel askeri müdahaleye dair büyük bir tutku, genişleyen ulusal güvenlik aygıtları ve tahripkâr/yıkıcı bir silah endüstrisine dayalı ana hattan vazgeçebilmesi gerçekçi durmuyordu. Nitekim öyle olmadı da. Yani, ilk dönemlerde çokça dillendirilenin aksine, içe kapanan bir ABD değil, mevcut hegemonyasını muhafaza edip yeniden pozisyonlandırmak adına küresel düzeyde hamleler yapan bir ABD olduğu pekâlâ söylenebilir Trump dönemi için. Belki seleflerinden farkı, hegemonyasını korumak için yerleşik kurum, norm, anlayış ve anlaşmalara uymayan, uluslararası toplumun rızasına kulak asar gibi davranmayan ve maddi kazanç odaklı makyavelist bir patikada ilerleyen tarzı oldu. Bir başka ifadeyle, ABD’nin hegemonik siyasetini paraya tahvil ederek artık açık bedeller karşılığında bu taahhütleri sürdüreceğini deklare eden bir yoldu bu.

Röportajın tamamı Diriliş Postası Gazetesinde yayımlanmıştır, okumak için tıklayınız.