Beğeni döngüsü bağımlılığı derinleştiriyor
Dijital platformlarda geçirilen sürenin artmasıyla birlikte sosyal medya, bireylerin yalnızca iletişim kurduğu bir alan olmaktan çıkarak kimlik inşa ettikleri bir simülasyon evrenine dönüşüyor. İstanbul Medipol Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Başak Gezmen, sosyal medya kullanımının artmasının bireylerde bağımlılık eğilimini güçlendirdiğini, idealize edilmiş kimliklerin ise özgüven ve gerçeklik algısı üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirtti.

Sosyal medyanın hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte bireyler, günün önemli bir bölümünü bu platformlarda geçiriyor. Artan kullanım süresi, yalnızca bir alışkanlık değil, aynı zamanda bağımlılığa dönüşen bir süreci de beraberinde getiriyor. Kullanıcılar, sosyal medyada var olma ve görünürlük kazanma çabasıyla sürekli içerik üretmeye yönelirken, bu durum dijital kimliklerin çoğalmasına ve gerçek kimliğin giderek silikleşmesine neden oluyor. Peki sosyal medyada oluşturulan bu kimlikler, bireyin gerçek benliğiyle ne kadar örtüşüyor?
İstanbul Medipol Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Başak Gezmen, TRT Belgesel’in özgün programlarından Günlük Hayat Bilimi’nin son bölümünde, sosyal medya kullanımının bireylerin kimlik algısı ve psikolojik durumu üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
“SOSYAL MEDYA BİR SİMÜLASYON EVRENİNE DÖNÜŞÜYOR”
Sosyal medyanın gerçeklikten uzak, kurgulanmış bir alan sunduğunu belirten Gezmen, “Aslında bunlar birer simülasyon evreni. Sıklıkla karşımıza geliyor yani biz aslında belli bir noktadan sonra kendimizi de tanıyamaz hale geliyoruz.” dedi.
Sosyal medyada geçirilen sürenin giderek arttığını ifade eden Gezmen, bu durumun bağımlılık riskini de beraberinde getirdiğini vurguladı. Gezmen, “Sosyal medya platformlarında çok ve sürekli vakit geçirmemiz, günlük zamanımızın büyük bir bölümünü alması, bir anlamda bağımlı olma etkenimizi de artırıyor.” ifadelerini kullandı.
“DİJİTAL ORTAMDA ÇOKLU KİMLİKLER OLUŞUYOR”
Bireylerin sosyal medyada kendilerini yeniden tanımladığını belirten Gezmen, bu süreçte tek bir kimlik yerine çoklu kimliklerin ortaya çıktığını söyleyerek, “Biz artık sosyal medyada giderek fazlalaşan bu yerlerde kendi kimliğimizi var etmeye çalışıyoruz. Hatta sadece bir kimlik değil sosyal medyada birçok kimliğimiz var artık.” şeklinde konuştu.
Bu kimliklerin çoğunlukla bireyin gerçek benliğini yansıtmadığını ifade eden Gezmen, “Bu nedenle belli bir süreden sonra biz sosyal medyada kendimizi de tanıyamaz hale geliyoruz. Çünkü bu kimliklerden hiçbirisi kendimize ait kimlikler değil.” dedi.
“İDEALİZE EDİLMİŞ YAŞAMLAR GÜVENSİZLİĞİ ARTIRIYOR”
Sosyal medyada genellikle “en iyi” ve “en mükemmel” olanın sergilendiğini dile getiren Gezmen, bunun bireyler üzerinde psikolojik baskı oluşturduğunu belirterek “Her zaman sosyal medyada özellikle en mükemmel olanı, en iyi olanı göstermeye çalışıyoruz. Yani aslında idealize edilmiş yaşamları ortaya koymaya çalışıyoruz.” dedi.
Bu idealize edilmiş yaşamların tüketim odaklı bir anlayışı da beraberinde getirdiğini ifade eden Gezmen, “Bu tarz idealize edilmiş yaşamlar bireylerin tüketim ideolojisini artırmasına, sahip olunanlar konusunda yetersizlik ve güvensizlik hissetmesine, kendine olan güveninin azalmasına sebep oluyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Gezmen, sosyal medyada bireylerin kendilerini çoğunlukla “mükemmel eş”, “mükemmel anne” ya da “mükemmel iş insanı” gibi rollere indirgediğini belirterek, bu durumun gerçeklik algısını zayıflattığını vurguladı.
“BEĞENİ DÖNGÜSÜ BAĞIMLILIĞI TETİKLİYOR”
Sosyal medyada var olma çabasının beraberinde sürekli performans gösterme isteğini getirdiğini söyleyen Gezmen, “Biz sürekli paylaşım yapma ihtiyacı ve paylaşımlarımızın beğenilmesi ihtiyacı duyuyoruz ve bu döngü de bizim bağımlılık sürecimizi tetikliyor.” dedi.
Sosyal medyanın artık yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ifade eden Gezmen, kullanıcıların bu platformlardan uzak kaldıklarında huzursuzluk ve eksiklik hissi yaşadığını belirtti. Gezmen, “Sosyal medyasız kalınca kendimizi huzursuz, güvensiz hissediyoruz. İçerikleri takip edemeyince bir şeyleri kaçırıyormuş gibi hissetme duygusuna kapılıyoruz.” diye konuştu.
Tüm bu süreçlerin geçici hazlar ürettiğine dikkat çeken Gezmen, “Bunların hepsi geçici mutluluklar, geçici hazlar. Beğenildikçe daha fazla beğenilmek istiyoruz ve performans artışı sürekli birbirini takip eden bir döngü haline geliyor.” diyerek sözlerini tamamladı.
Dijitalleşmenin hayatın her alanına nüfuz ettiği günümüzde sosyal medya; iletişim biçimlerinden ilişki kurma pratiklerine, bireysel algılardan toplumsal davranış kalıplarına kadar pek çok alanda etkisini hissettiriyor. Günlük Hayat Bilimi, son bölümde sosyal medyanın insan üzerindeki etkilerini çok yönlü bir perspektifle inceleyerek izleyicilere hem düşündürücü hem de bilgilendirici bir içerik sunuyor.
Bölüm kapsamında sosyal medyanın birey ve toplum üzerindeki etkilerini psikolojik ve sosyolojik boyutlarıyla değerlendirdi. Uzman görüşlerinde; sosyal medyanın bireyin kendilik algısı, aidiyet ihtiyacı, yalnızlık duygusu, onaylanma arzusu, iletişim biçimleri ve sosyal ilişkiler üzerindeki etkileri kapsamlı biçimde ele alındı. Bunun yanı sıra dijital mecraların toplumsal ilişkileri nasıl dönüştürdüğü, kuşaklar arası etkileşimi nasıl yeniden şekillendirdiği ve insan davranışlarını nasıl etkilediği de bilimsel veriler ışığında izleyiciye aktarıldı.
SOSYAL MEDYA ÇAĞINDA İNSAN OLMAK TARTIŞILDI
Bölümde, sosyal medyanın yalnızca bir iletişim aracı olmadığı; aynı zamanda insan psikolojisini, toplumsal dinamikleri ve gündelik yaşam alışkanlıklarını dönüştüren güçlü bir yapı olduğu vurgulandı. Özellikle bireylerin çevrim içi dünyada kurdukları ilişkilerin gerçek yaşamla olan bağlantısı, dijital görünürlük ihtiyacı, beğenilme ve kabul görme arayışı gibi güncel meseleler dikkat çekici örneklerle ele alındı.
Günlük Hayat Bilimi’nin son bölümü, izleyicileri sosyal medyaya yalnızca teknolojik bir gelişme olarak değil; insanı, toplumu ve ilişkileri yeniden tanımlayan bir olgu olarak bakmaya davet etti. Bilimsel yaklaşımı anlaşılır ve etkileyici anlatımıyla buluşturan program, sosyal medya çağında insan olmanın anlamına dair önemli soruları gündeme taşıdı.
İçeriğin tamamı TRT Belgesel'de yayınlanmıştır.
Son Güncelleme Tarihi: 05/05/2026 - 14:53