Yüksek yağ ve şeker tüketimi beynin ödül sistemini değiştiriyor
İstanbul Medipol Üniversitesi SABİTA araştırmacısı Aslıhan Atar’ın derleme çalışması, yüksek yağ ve şeker içeren yiyeceklerin beynin ödül sistemini güçlü biçimde harekete geçirdiğini, uzun süreli tüketimin ise yeme isteği ve davranış kontrolü üzerinde değişikliklere yol açabileceğini ortaya koyuyor. Çalışma, bu etkileri “gıda bağımlılığı” tartışması açısından da değerlendiriyor.

Neden bazı yiyecekleri bırakmak zorlaşıyor? Yanıt beynin ödül sisteminde. İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilim ve Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (SABİTA) araştırmacısı Aslıhan Atar’ın Springer tarafından yayımlanan “Neurobiological Consequences of High-Fat High-Sugar Diets on the Mesocorticolimbic System: a Narrative Review” başlıklı derleme çalışması, yüksek yağ ve şeker içeren beslenmenin beyin ve yeme davranışı üzerindeki etkilerini inceliyor.
Çalışmaya göre bu tür yiyecekler kısa vadede beynin ödül sistemini harekete geçirerek haz ve yeme isteğini artırabiliyor. Uzun süreli ve sık tüketim ise beynin ödüle verdiği yanıtı değiştirebiliyor. Bu değişikliklerin yoğun yeme isteği, aynı hazzı elde etmek için daha fazla tüketme ihtiyacı ve yeme davranışını kontrol etmekte zorlanma gibi durumlarla ilişkili olabileceği belirtiliyor.
BEYİN NEDEN YAĞLI VE ŞEKERLİ YİYECEKLERİ İSTİYOR?
Beynin ödül sistemi, haz veren deneyimleri öğrenmemizi ve bu deneyimleri tekrar etme isteğimizi şekillendiriyor. Bu sistemin en önemli araçlarından biri ise motivasyon ve ödül beklentisinde rol oynayan dopamin.
Yüksek yağ ve şeker içeren yiyecekler beynin dopamin sistemini güçlü biçimde harekete geçirebiliyor. Çalışmada değerlendirilen insan ve hayvan araştırmaları, özellikle yağ ve şekerin birlikte bulunduğu yiyeceklerin yalnızca yağ veya yalnızca şeker içeren yiyeceklere göre daha güçlü bir ödül etkisi oluşturabileceğine işaret ediyor.
Bu durum, fiziksel olarak aç olmadığımız halde neden bazı yiyecekleri yemek isteyebildiğimizi de açıklamaya yardımcı oluyor. Yeme davranışı yalnızca vücudun enerji ihtiyacına göre değil, haz alma ve ödül beklentisiyle de şekillenebiliyor.
UZUN SÜRELİ TÜKETİM ÖDÜL SİSTEMİNİ ETKİLEYEBİLİYOR
Yüksek yağ ve şeker içeren beslenmenin etkisi yalnızca tüketim sırasında hissedilen hazla sınırlı olmayabiliyor. Uzun süreli tüketimde beynin ödüle verdiği yanıtın zayıflayabileceğine ilişkin bulgular bulunuyor. Bunun sonucunda aynı haz düzeyine ulaşmak için daha güçlü bir uyarana veya daha fazla tüketime ihtiyaç duyulabileceği belirtiliyor.
Hayvan çalışmalarında uzun süre yüksek yağ ve şeker içeren besinlerle beslenmenin, beynin dopamin sistemindeki bazı alıcıların azalması ve doğal olarak haz veren etkinliklere ilginin düşmesiyle ilişkili olduğu görülüyor.
Araştırmada ayrıca dopaminin daha çok bir yiyeceği “isteme”, beynin opioid sisteminin ise o yiyeceği tüketirken alınan “haz” ile ilişkili olduğu belirtiliyor. Bu iki sistemin birlikte çalışması, özellikle yüksek kalorili yiyeceklerin neden güçlü bir çekim oluşturabildiğinin anlaşılmasına yardımcı oluyor.
YİYECEĞİ GÖRMEK BİLE YEME İSTEĞİNİ ARTIRABİLİYOR
Yeme isteğinin oluşması için her zaman aç olmak gerekmiyor. Bir yiyeceğin görüntüsü, kokusu veya onunla ilişkilendirdiğimiz bir ortam bile zamanla beynin ödül sistemini harekete geçiren bir işarete dönüşebiliyor.
Örneğin sık tüketilen yüksek yağlı ve şekerli bir yiyeceğin görülmesi, kişi tok olsa bile yeme isteğini tetikleyebiliyor. Tekrarlanan tüketim sonucunda bu tür işaretler ile alınan haz arasında güçlü bir bağlantı kurulabiliyor.
Çalışma, stres veya duygusal dalgalanmalar sırasında ortaya çıkan yeme davranışına da dikkat çekiyor. Bazı kişiler aç olmadıkları halde kendilerini daha iyi hissetmek amacıyla yüksek kalorili yiyeceklere yönelebiliyor. Uzun süreli yüksek yağ ve şeker tüketiminin, beynin karar verme ve davranışları kontrol etmede görev alan bölgelerini de etkileyebileceğine ilişkin bulgular bulunuyor.
GIDA BAĞIMLILIĞIYLA BENZERLİKLER VAR, ANCAK KESİN SONUÇ YOK
Araştırmada yüksek yağ ve şeker içeren yiyeceklerin beyindeki etkileri ile bağımlılık yapan maddelerin etkileri arasında bazı benzerlikler bulunduğu belirtiliyor. Ödül sisteminin zamanla daha az duyarlı hale gelmesi, yiyecekleri hatırlatan görüntü ve kokulara karşı isteğin artması ve yeme davranışını kontrol etmenin zorlaşması bu benzerlikler arasında gösteriliyor.
Bu süreç; aç olmadığı halde yeme, ne kadar yediğini kontrol etmekte zorlanma ve olumsuz sonuçlarına rağmen aynı davranışı sürdürme gibi örüntülerle ilişkilendiriliyor.
Ancak çalışma, yüksek yağlı ve şekerli yiyeceklerin doğrudan “bağımlılık yaptığı” sonucuna varmak için mevcut bilimsel kanıtların yeterli olmadığının altını çiziyor. Bulguların önemli bir bölümünün hayvan çalışmalarına dayanması ve uzun süreli insan araştırmalarının sınırlı olması nedeniyle bu konuda daha fazla çalışmaya ihtiyaç bulunuyor.
KİŞİDEN KİŞİYE FARKLILIK GÖSTEREBİLİYOR
Çalışmanın dikkat çektiği bir diğer nokta ise herkesin yüksek yağ ve şeker içeren yiyeceklere aynı şekilde yanıt vermemesi. Genetik özellikler, çevresel koşullar ve bireysel farklılıklar hem yeme davranışını hem de beynin ödül sisteminin verdiği tepkiyi etkileyebiliyor.
Araştırmada, beynin haz sistemi üzerinde etkili olan bazı ilaçların yüksek kalorili yiyeceklere yönelik isteği ve kontrolsüz yeme davranışını bazı kişilerde azaltabildiğine ilişkin çalışmalar da değerlendiriliyor. Ancak bu tedavilere verilen yanıtın kişiden kişiye değişebildiği belirtiliyor.
ÇALIŞMA GIDA BAĞIMLILIĞI TARTIŞMASINA YENİ BİR BAKIŞ SUNUYOR
Atar’ın çalışması, yüksek yağ ve şeker içeren beslenmenin etkilerini yalnızca kilo ve metabolik sağlık üzerinden değil, beynin ödül sistemi ve yeme davranışı açısından da ele alıyor.
Çalışma; yeme isteğinin nasıl oluştuğu, yüksek kalorili yiyeceklerin neden güçlü bir çekim yaratabildiği ve uzun süreli tüketimin davranış kontrolünü nasıl etkileyebileceğine ilişkin mevcut bilimsel bulguları bir araya getiriyor.
Aynı zamanda gıda bağımlılığı konusunda kesin sonuçlara ulaşmak için daha kapsamlı insan çalışmalarına ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Son Güncelleme Tarihi: 08/09/2026 - 09:24



