Ana içeriğe atla
Medipol Üniversitesi

ABD Harg Adası’na mı yöneliyor? İran’ın, ‘Gelir Damarı’ küresel enerjiyi sarsabilir mi?

11.03.2026

ABD’de İran’ın petrol varlıklarını hedef alabileceğine yönelik açıklamalar, gözleri Tahran’ın petrol ihracatının kalbi konumundaki Harg Adası’na çevirdi. İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, böyle bir hamlenin yalnızca askeri değil, küresel ekonomik sonuçlar doğuracağını belirterek, Harg’ın hedef alınmasının “yüksek riskli bir tırmanma senaryosu” anlamına gelebileceğine dikkat çekti.

 

Beyaz Saray’dan gelen açıklamalar, dikkatleri İran’ın petrol ihracatının kalbindeki Harg Adası’na çevirdi. Tahran’ın stratejik öneme sahip bu adası, deniz yoluyla yapılan ham petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 90’ını barındırıyor ve bu nedenle olası bir saldırı sadece İran’ın ekonomik damarlarını hedef almakla kalmayıp, bölgesel ve küresel enerji piyasalarında da sarsıcı etkiler yaratma potansiyeli taşıyor. Harg Adası’nın devre dışı bırakılması ise, İran’ın gelir kaynaklarına doğrudan darbe anlamına geliyor ve Washington’un olası adımı, sadece askeri değil ekonomik bir hamle olarak da okunuyor.

Bu kritik noktayı değerlendiren İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğr. Üyesi Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, Hürriyet’e yaptığı değerlendirmede, olası hamlenin üç boyutta ele alınması gerektiğini belirtti.

Tanrıkulu, ilk olarak Washington’un belirsizlik üzerinden psikolojik baskı üretme stratejisine, ikinci olarak Harg’ın askeri değil, İran’ın “gelir damarını” temsil eden stratejik-ekonomik bir hedef olduğuna, üçüncü olarak ise böyle bir hamlenin yalnızca İran’ı değil, küresel petrol piyasaları ve bölgesel dengeleri etkileyecek jeopolitik sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

“HARG ASKERİDEN ÇOK STRATEJİK-EKONOMİK HEDEF”
ABD’nin söylem düzeyinde belirsizlik yaratarak baskı kurmayı tercih ettiğini belirten Tanrıkulu, “Trump müzakere psikolojisinde seçenekleri açık bırakarak karşı taraf üzerinde maksimum baskı üretmeyi seviyor. Harg gibi bir hedef ise askeri olmaktan çok stratejik-ekonomik bir boğma aracı niteliği taşır.” dedi.

Tanrıkulu, böyle bir saldırının doğrudan rejimin savaş kapasitesini değil, gelir damarını hedef alacağını vurgulayarak, bunun İran’ın döviz akışını ve bölgesel etkisini zayıflatabileceğini söyledi.

“ABD İÇİN DE CİDDİ RİSKLER VAR”
Harg Adası’na yönelik bir müdahalenin yalnızca İran’ı değil, küresel enerji piyasalarını da etkileyeceğini belirten Tanrıkulu, şu değerlendirmede bulundu:

“Küresel petrol piyasalarında yaşanabilecek sert fiyat artışları ve arz belirsizliği, Washington açısından ciddi ekonomik ve diplomatik maliyetler doğurabilir. Bu nedenle Harg’a yönelik askeri müdahale, kısa vadede İran ekonomisine darbe vurabilir ancak ABD için askeri, ekonomik ve jeopolitik açıdan yüksek riskli bir tırmanma senaryosu anlamına gelir.”

ASYA EKONOMİLERİ VE KÜRESEL PİYASALAR NASIL ETKİLENİR?
Hürmüz Boğazı’nın küresel petrol ticaretinde kritik bir geçiş noktası olduğuna dikkat çeken Tanrıkulu, Harg’ın işlevsiz hale gelmesinin yalnızca İran arzını değil, Körfez genelindeki yükleme ve sigorta maliyetlerini de artıracağını ifade etti.

Tanrıkulu, böyle bir senaryonun Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi büyük Asya alıcılarını doğrudan etkileyeceğini belirtti. Sigorta primleri, tanker navlunları ve rafineri maliyetlerinin hızla yükselebileceğinin altını çizen Tanrıkulu, “Enerji piyasalarında oluşacak risk primi, küresel ekonomide yeni bir kırılganlık dalgası yaratabilir.” dedi.

“YANKI ETKİSİ BÖLGESEL ŞİDDETİ ARTIRABİLİR”
Tanrıkulu, İran’ın finansal kapasitesinin zayıflamasının bölgedeki vekil yapılar üzerindeki etkisine ilişkin daha karmaşık bir tabloya işaret etti. Literatürde uzun süre “Merkez para veremezse vekiller daha kontrolsüz ve agresif olur” yaklaşımının benimsendiğini hatırlatan Tanrıkulu, bugün ise İran ağlarının tek merkezden yönetilen homojen yapılar olmadığını belirtti.

Bazı grupların kaynak kaybı nedeniyle zayıflayabileceğini ifade eden Tanrıkulu, “Merkezi disiplin gevşerse bazı daha radikal fraksiyonlar daha düzensiz saldırılara yönelebilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Tanrıkulu’na göre bu durum, kontrollü vekalet savaşı modelinden daha parçalı ve öngörülemez bir şiddet modeline geçiş riskini artırabilir; ancak tüm grupların eş zamanlı ve topyekûn saldırıya geçeceği anlamına gelmez.

“HARG’A SALDIRI EŞİĞİ YÜKSEK: ORTA VADEDE BELİRSİZLİK VURGUSU”
Mevcut tabloda Harg Adası’nın özellikle hedef alınmamış olmasının bilinçli bir tercih olabileceğini belirten Tanrıkulu, enerji savaşının maliyetlerinin son derece yüksek olduğuna dikkat çekti. Harg’a yönelik saldırı ihtimalinin tamamen uydurma olmadığını ancak ortada doğrulanmış hazır bir operasyon planı bulunduğunu gösteren yeterli kanıt olmadığını ifade etti.

Tanrıkulu, bu tür bir hedefe yönelik saldırı eşiğinin nükleer tesisler ya da askeri komuta merkezlerine kıyasla daha yüksek olduğunu vurgulayarak, “Kısa vadede İran’ın ekonomik kapasitesi sarsılabilir ancak orta vadede çatışma daha geniş ve öngörülemez bir krize dönüşebilir.” diye sözlerini tamamladı.

Haber Hürriyet Gazetesi’nde yayımlanmıştır, okumak için tıklayınız.

Son Güncelleme Tarihi: 03/05/2026 - 18:31



Bilgi / Destek Butonu