"Toplumsal ve Dijital Gerçeklikler Bağlamında Aile Paneli" düzenledi
İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından, “Toplumsal ve Dijital Gerçeklikler Bağlamında Aile” paneli düzenlendi. Etkinlikte dijitalleşmenin aile kurumu üzerindeki dönüştürücü etkileri, siber zorbalıktaki artış, algoritmaların yönetimi ve yalnızlık temaları akademi ve kamu yönetimi perspektifiyle kapsamlı biçimde ele alındı.

İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından, Güney Kampüs Konferans Salonu’nda “Toplumsal ve Dijital Gerçeklikler Bağlamında Aile” paneli gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanlığı tarafından ilan edilen ‘2025 Aile Yılı’ çalışmaları kapsamında düzenlenen ve 2026-2035 dönemi “Aile ve Nüfus 10 Yılı” vizyonuna akademik katkı sunması hedeflenen etkinlik; akademi dünyası, bürokrasi ve öğrencileri bir araya getirdi. Panelde, dijital çağın en büyük tehditleri arasında yer alan bağımlılıklarla mücadele, siber zorbalık, yeni aile tipleri ve çocukların bilişim teknolojileri kullanımı masaya yatırıldı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Dr. Sevim Sayım Madak, İstanbul Medipol Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahadır Kürşat Güntürk ve İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Büyükaslan’ın açış konuşmalarını yaptığı etkinlik, yoğun katılıma sahne oldu.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yrd. Sevim Sayım Madak: Dijital Okuryazarlık güvenin anahtarıdır
Rektör Güntürk: Aynı odada izole hayatlar yaşanıyor
Dekan Büyükaslan: Dijital kuşatma mahkumiyete dönüşmemeli
Gazeteci Betül Soysal Bozdoğan moderatörlüğünde gerçekleşen panel oturumunda; Afyonkarahisar Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, MEB Bakan Danışmanı Dr. Necdet Subaşı, Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cenk Beyaz konuşmacı olarak yer aldı. Alanında uzman isimler, dijital dünyanın risklerine karşı ebeveynlere önemli uyarılarda bulundu.
VALİ YİĞİTBAŞI: AYNI EVDE YAŞIYORUZ AMA BİRBİRİMİZDEN HABERSİZİZ
Panelde konuşan Afyonkarahisar Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, dijitalleşmenin artık sadece gençleri değil toplumun her kesimini kuşattığını belirterek sözlerine başladı. Bir gözlemini paylaşan Yiğitbaşı, “Bir ilçemizde vefat ilanlarının, kimin hasta olduğunun bile artık cep telefonu uygulamaları üzerinden takip edildiğini gördüm. Kırsal bölgelerdeki anonsların yerini dijital bildirimlerin alması, teknolojinin hayatımızın her noktasına ne kadar nüfuz ettiğinin en somut göstergesidir.” dedi.

Dijitalleşmenin getirdiği güvenlik risklerine ve siber suçlara dair çarpıcı veriler paylaşan Yiğitbaşı, aile kavramının dijitalleşme süreçleriyle birlikte zorlu bir dönemden geçtiğini belirterek, 2023-2025 yılları arasında çocuklara yönelik siber olaylarda yüzde 68 oranında bir artış gözlemlendiğini söyledi. Dijital dünyada kimliklerin gizlenmesinin kolaylığına dikkat çeken Yiğitbaşı, şu örneği paylaştı:
“Özellikle oyun platformları üzerinden çocuklarımız istismar ediliyor. Kendi ilimizde yaşadığımız çarpıcı bir olayda; siber ekiplerimiz Rusya’dan bağlandığı sanılan bir faili takip ettiğinde, aslında komşu ilimizden 16 yaşında bir gençle karşılaştık. Dijital dünyada kimliklerin ne kadar kolay gizlenebildiğini ve çocuklarımızın nasıl bir kandırmacanın içinde olabileceğini görmek korkutucu. Ayrıca terör örgütlerinin sosyal medya üzerinden gençleri ağlarına düşürdüğünü görüyoruz. İlimizde 18 gencin sadece sosyal medya üzerinden terör örgütü propagandasına maruz kaldığını tespit ettik.”
Konuşmasında ebeveynlerin çocuklarının fotoğraflarını sosyal medyada paylaşması anlamına gelen “sharenting” tehlikesine de değinen Yiğitbaşı, iyi niyetle yapılan paylaşımların çocukların mahremiyetini ihlal ettiğini ve dijital ayak izi oluşturduğunu belirtti. Yiğitbaşı, çözümün yasaklamakta değil, ebeveynlerin rehberlik etmesinde ve çocuklarla yüz yüze iletişimi artırmasında yattığını ifade etti.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yrd. Sevim Sayım Madak: Dijital Okuryazarlık güvenin anahtarıdır
Rektör Güntürk: Aynı odada izole hayatlar yaşanıyor
Dekan Büyükaslan: Dijital kuşatma mahkumiyete dönüşmemeli
REKTÖR ADIGÜZEL: ÇOCUKLAR SÖZLERİMİZE DEĞİL, AYAK İZLERİMİZE BAKAR
Panel konuşmacılarından Eskişehir Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ise sosyalleşme süreçlerinin değişimini ve algoritmaların insan davranışları üzerindeki etkisini ele aldı. Eskiden sosyalleşmenin ailede başladığını ancak bugün çocukların daha konuşmayı öğrenmeden ekranlarla tanıştığını belirten Adıgüzel, ebeveynlerin mesajlarından önce dijital dünyanın mesajlarının çocuklara ulaştığını söyledi. Algoritmaların kullanıcıları yönetmek üzere kurgulandığını vurgulayan Adıgüzel, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bugün karşı karşıya olduğumuz en büyük risklerden biri algoritmalardır. Bizi bizden daha iyi tanıyan bir yapıyla karşı karşıyayız. Aynı evin içinde, aynı koltukta oturan aile bireylerinin bile ekranlarına tamamen farklı içerikler düşüyor. Herkes kendi dijital yankı odasında yaşıyor. İletişim biçimimiz de kökten değişti; yan odadaki çocuğumuza seslenmek yerine mesaj atıyoruz. Bu noktada ebeveynlere düşen en büyük görev rehberlik etmektir. Ancak rehberlik sadece nasihat vermek değildir. Elinden telefonu düşürmeyen bir anne babanın çocuğuna ‘telefonu bırak’ demesinin hiçbir karşılığı yoktur. Çocuklar sözlerimize değil, ayak izlerimize bakar. Biz ne yapıyorsak, onlar da aynısını yapar.”

DR. SUBAŞI: ÇOCUKLARIMIZA ‘GÜNÜN NASIL GEÇTİ’ DİYE SORMAYA ÇEKİNİYORUZ
MEB Bakan Danışmanı Dr. Necdet Subaşı, dijitalleşmeyle birlikte aile içi iletişimde yaşanan otorite ve cesaret kaybına değindi. Geçmişte ailelerin aynı dünyayı paylaşmasa bile birbirini dinlediğini ve dertleştiğini hatırlatan Subaşı, bugün ebeveynlerin çocuklarının odasına girmeye çekindiğini ifade etti.

Yaşanan bu çözülmenin failinin sadece teknoloji olmadığını, toplumsal yaşam biçiminin de değiştiğini belirten Subaşı, şunları kaydetti:
“Bugün çocuklarımıza ‘günün nasıl geçti, neler yaptın?’ diye sorma cesaretimiz bile yok. Sanki buna hakkımız yokmuş gibi, sanki bu onların özel alanına bir müdahaleymiş gibi ikna edilmiş durumdayız. Çocuklarımızı, kapısı kapalı odalara, tamamen izole edilmiş dünyalara terk ettik. Apartmanlara taşındığımız gün komşuluğu, binlerce insanla bir arada yaşayıp yalnızlaşmayı seçtik. Kendi işimize gücümüze kapıldık, konforu ve bilmeyi çok abarttık ama yaşamayı ihmal ettik.’’
Subaşı, çözümün çocukları yeniden ‘insan’ olarak görmekte yattığını belirterek, “Dünyanın en büyük sırlarını, dertlerimizi artık annemize, babamıza değil; tanımadığımız profesyonellere anlatır olduk. Bugünden tezi yok; çocuklarımıza sahip çıkmalı, onları dijital dünyanın insafına terk etmemeliyiz.” uyarısında bulundu.
YEŞİLAY BAŞKANI DİNÇ: DÜNYADA BİR YALNIZLIK SALGINI VAR
Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, dijital çağın getirdiği en büyük sorunun “yalnızlık” olduğunu ve esenlik kavramının içinin boşaltıldığını ifade etti. Esenliğin sadece mutlu veya zengin olmak değil, bütünlüklü bir iyi oluş hali olduğunu vurgulayan Dinç, dijital dünyanın hayatı zorlaştırmaya başladığı noktada ilişkinin gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Dünyada yalnızlığın bir salgın haline geldiğini hatırlatan Dinç, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“İletişimin bu kadar kolay olduğu bir dünyada insanlar hiç olmadığı kadar yalnız hissediyor. Çünkü çok konuşuyoruz ama az dinliyoruz; çok anlatıyoruz ama az anlaşılıyoruz. Eşyadan yana zengin ama insandan yana fakir olduğumuz bir dönemdeyiz. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dediği gibi; ‘Huzursuz bir dünyada yaşıyoruz çünkü insan kendisiyle barışık değil.’ Çözüm, dijital dünyanın akıntısına kapılmadan irademizi güçlendirmek ve kendimizle barışmaktır.”
Dinç ayrıca dijitalleşmenin uyku düzeni üzerindeki tahribatına da değinerek, “Psikoloji dünyası son 20 yıldır uyku çalışmalarına yoğunlaştı çünkü dijital dünya uykumuzu, dolayısıyla zihinsel süreçlerimizi bozdu. Uykumuz sağlıklı olmayınca dikkat ve odaklanma problemleri yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
DOÇ. BEYAZ: ÇOCUKLAR EKRANDA KALMAK İÇİN UYKUDAN VE KİTAPTAN VAZGEÇİYOR
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cenk Beyaz ise panelde TÜİK’in 2024 yılı "Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması" verilerini paylaşarak sorunun boyutunu rakamlarla ortaya koydu. Çocuklarda internet kullanım oranının yüzde 90’ı aştığını ve en çok kullanılan platformun YouTube olduğunu belirten Beyaz, çocukların dijital dünyada kontrolsüzce vakit geçirdiğini vurguladı. Ekran süresinin çocukların temel ihtiyaçlarından çaldığını ifade eden Beyaz, verileri şu sözlerle yorumladı:

“Çok çarpıcı bir veri var: Çocukların yüzde 32,6’sı, her yarım saatte bir akıllı telefonunu kontrol ediyor. Bu çok ilginç ve düşündürücü bir durum. Araştırmalar gösteriyor ki; çocuklar ekran başında daha fazla kalabilmek için daha az kitap okuyor, daha az ders çalışıyor, ailesiyle daha az vakit geçiriyor ve daha az uyuyor. Günümüzde çocukların kendilerine ait odalarının olması konfor açısından olumlu görünse de çocuklar kendi odalarına, adeta kendi ‘dijital kafeslerine’ çekilerek izole bir hayat yaşıyorlar. Görsel ve fiziksel yeni mecraların kesinlikle adil ve düzenli bir denetime tabi tutulması gerekiyor.”
Panel, katılımcıların sorularının yanıtlanması ve konuşmacılara plaket takdiminin ardından sona erdi.

Son Güncelleme Tarihi: 16/04/2026 - 14:31