Ana içeriğe atla
Medipol Üniversitesi

Yaşam koşulları beyin sağlığında iz bırakıyor

18.09.2026

Altı ülkeden yaklaşık 4 bin kişinin verilerini inceleyen uluslararası araştırma, eğitimden ekonomik imkânlara, çocukluk deneyimlerinden sağlık hizmetlerine erişime uzanan yaşam koşullarının sağlıklı yaşlanma ve demansta beyin sağlığıyla ilişkili olduğunu ortaya koydu. İstanbul Medipol Üniversitesinden Dr. Agustin Ibanez’in de yer aldığı çalışma, beynin yaşlanmasını anlamak için kişinin yalnızca mevcut sağlık durumuna değil, yaşamı boyunca içinde bulunduğu sosyal koşullara da bakılması gerektiğine işaret ediyor. 

Brain Health


Beynin nasıl yaşlandığını yalnızca biyolojik süreçler ve hastalıklar belirlemiyor. İnsanların nerede ve hangi koşullarda büyüdüğü, eğitim olanakları, ekonomik imkânları, mesleki yaşamı ve sağlık hizmetlerine erişimi de yıllar içinde ortaya çıkan farklılıklarla ilişkili olabiliyor.

İstanbul Medipol Üniversitesinden Dr. Agustin Ibanez’in de araştırma ekibinde yer aldığı uluslararası çalışma, bu ilişkinin sağlıklı yaşlanmanın yanı sıra Alzheimer hastalığı ve frontotemporal lobar dejenerasyonda nasıl değiştiğini kapsamlı biçimde inceledi.

Alzheimer’s & Dementia dergisinde yayımlanan “Social vulnerability shapes deep clinical phenotypes and brain health in aging and dementia across Latin America” başlıklı araştırmanın sonuçları, sosyal açıdan daha dezavantajlı koşulların bilişsel becerilerden günlük yaşamda bağımsızlığa ve ruh sağlığına kadar uzanan farklı göstergelerle ilişkili olduğunu ortaya koydu. 

ALTI ÜLKEDEN 3 BİN 941 KİŞİ İNCELENDİ
Araştırmaya Arjantin, Brezilya, Şili, Kolombiya, Meksika ve Peru’dan toplam 3 bin 941 kişi katıldı. Katılımcıların 2 bin 226’sında bilişsel bozukluk bulunmazken, 1.245’i Alzheimer hastalığı, 470’i ise frontotemporal lobar dejenerasyon tanısına sahipti.

Araştırmacılar sosyal koşulları yalnızca gelir ya da eğitim düzeyiyle sınırlamadı. Eğitim, maddi imkânlar, meslek, çocukluk deneyimleri, sosyal ilişkiler, sağlık hizmetlerine erişim, ekonomik durum ve travmatik deneyimler birlikte değerlendirildi. Beyin sağlığının klinik görünümü ise hafıza, dil, dikkat ve planlamadan günlük yaşam becerileri ile ruh sağlığına kadar 37 farklı gösterge üzerinden incelendi.

Katılımcıların yüzde 56,8’i daha yüksek, yüzde 43,2’si ise daha düşük sosyal dezavantaj grubunda yer aldı. Analizler, daha dezavantajlı gruptaki kişilerin hafıza, dil, dikkat, bilgiyi işleme hızı, planlama ve zihinsel esneklik gibi alanlarda genel olarak daha düşük sonuçlara sahip olduğunu gösterdi.

Dikkat çekici olan, bu ilişkinin yalnızca demans tanısı bulunan kişilerde görülmemesiydi. Benzer farklılıklar bilişsel açıdan sağlıklı katılımcılarda da ortaya çıktı.

ETKİLENEN ALANLAR GRUPLARA GÖRE DEĞİŞİYOR
Sosyal koşullarla en güçlü ilişki gösteren alanlar ise her grupta aynı değildi.

Bilişsel bozukluğu bulunmayan kişilerde hafıza ve planlama gibi bilişsel beceriler öne çıktı. Alzheimer hastalarında bilişsel performansın yanı sıra günlük yaşamı bağımsız sürdürebilme becerileri belirginleşirken, frontotemporal lobar dejenerasyon grubunda başkalarının duygu ve niyetlerini anlayabilme ile davranışsal ve psikolojik belirtilerdeki farklılıklar dikkat çekti.

Günlük yaşam değerlendirmeleri de benzer bir tablo ortaya koydu. Alzheimer ve frontotemporal lobar dejenerasyon tanısı bulunan daha dezavantajlı katılımcılar; para ve ilaç yönetimi, yemek hazırlama, alışveriş, ulaşım ve ev işleri gibi günlük faaliyetlerde daha fazla güçlük yaşadı. Aynı gruplarda demans belirtilerinin şiddeti de daha yüksekti.

Ruh sağlığı açısından bakıldığında ise sosyal dezavantaj, genel olarak daha fazla depresif belirtiyle ilişkiliydi. Kaygı düzeyindeki farklılık özellikle Alzheimer hastalarında belirginleşirken, davranışsal ve psikolojik belirtiler hem Alzheimer hem de frontotemporal lobar dejenerasyon grubunda öne çıktı.

EĞİTİM TEK BAŞINA TABLOYU AÇIKLAMIYOR
Çalışmanın önemli sonuçlarından biri, sosyal koşullar ile beyin sağlığı arasındaki ilişkinin yalnızca eğitim düzeyine indirgenemeyeceğini göstermesi oldu.

Araştırmacılar eğitimin etkisini analizden çıkardıklarında da ilişkinin devam ettiğini gördü. Üstelik hangi sosyal koşulların öne çıktığı da gruplara göre değişiyordu. Bilişsel açıdan sağlıklı kişilerde eğitim, maddi imkânlar ve mesleki koşullar daha belirleyici görünürken; Alzheimer ve frontotemporal lobar dejenerasyon gruplarında çocukluk deneyimleri ve sağlık hizmetlerine erişim gibi yaşamın farklı dönemlerine uzanan etkenler de önem kazandı.

Sonuçların tek bir ülkeye özgü olmadığı da görüldü. Altı ülke ayrı ayrı değerlendirildiğinde sosyal dezavantaj ile beyin sağlığı göstergeleri arasındaki ilişki Arjantin, Brezilya, Şili, Kolombiya, Meksika ve Peru’nun tamamında aynı yöndeydi.

BEYİN SAĞLIĞINI ANLAMAK İÇİN YAŞAMIN BÜTÜNÜNE BAKMAK 
Araştırma önemli bir ilişki ortaya koyuyor ancak bir neden-sonuç bağlantısı kurmuyor. Başka bir ifadeyle bulgular, dezavantajlı yaşam koşullarının doğrudan Alzheimer hastalığına veya başka bir demans türüne yol açtığını göstermiyor.

Bunun temel nedeni, çalışmanın katılımcıları belirli bir zaman noktasında karşılaştırması. Bu nedenle sosyal koşulların yıllar içinde beyin sağlığını nasıl değiştirdiğini ya da gözlenen farklılıkların hangi mekanizmalar üzerinden ortaya çıktığını belirlemek için katılımcıların uzun süre takip edildiği çalışmalara ihtiyaç var.

Buna karşın yaklaşık 4 bin kişiyi, altı ülkeyi ve yaşamın farklı dönemlerine uzanan çok sayıda sosyal etkeni birlikte değerlendiren araştırma, beyin sağlığına daha geniş bir çerçeveden bakılması gerektiğini gösteriyor. Bulgular; yaşlanma ve demansı anlamaya çalışırken beynin biyolojik özelliklerinin yanı sıra insanların eğitimden ekonomik imkânlara, çocukluk deneyimlerinden sağlık hizmetlerine erişime kadar uzanan yaşam öykülerinin de dikkate alınmasının önemine işaret ediyor.

Son Güncelleme Tarihi: 18/09/2026 - 16:44



Bilgi / Destek Butonu