Ana içeriğe atla
Medipol Üniversitesi

Yabancı dil öğreniminde yeni bakış: Duygular da öğrenmeyi şekillendiriyor

07.11.2025

İstanbul Medipol Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehdi Solhi’nin yer aldığı uluslararası araştırma, yabancı dil öğreniminde azim, sıkılmayla başa çıkma ve duygu yönetimi arasındaki ilişkiyi ortaya koydu.

Doç. Dr. Mehdi Solhi

İstanbul Medipol Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehdi Solhi’nin de içinde yer aldığı, yabancı dil öğrenme sürecinde duyguların rolünün incelendiği “Associations between EFL students’ L2 grit, boredom coping strategies, and emotion regulation strategies: a structural equation modeling approach” başlıklı çalışma, Journal of Multilingual & Multicultural Development isimli bilimsel dergide yayımlandı.

Türkiye’den toplam 259 İngilizce öğrenen öğrencinin katıldığı araştırma, öğrencilerin yılmama ve tutku düzeyini (yabancı dil öğreniminde azim), sıkılmayla başa çıkma stratejilerini ve duygularını nasıl yönettiklerini inceledi. Bulgular, yabancı dil eğitiminde öğrencilerin gösterdikleri azmin, sıkılma gibi olumsuz duygularla başa çıkma becerileri üzerinde büyük ölçüde etkili olduğunu gösterdi.

AZİM SAYESİNDE DİL ÖĞRENİMİNDE SIKILMAK BAŞARIYI ENGELLEMİYOR
Çalışmada “yabancı dil öğreniminde azim”, bir öğrencinin yabancı dil öğreniminde tutku ve yılmadan uzun süre çaba göstermesi olarak tanımlandı. Bulgular, bu özelliği yüksek öğrencilerin sıkıldıklarında bile öğrenmeye devam edebildiğini gösterdi.

Araştırmacılar, özellikle “bilişsel olarak sıkılma duygusu ile başa çıkma stratejileri” kullanan öğrencilerin sıkılma durumunu avantaja çevirdiğini belirtti. Bu stratejiler, öğrencilerin “bu sıkılma durumundan ne öğrenebilirim?” veya “bu dersi nasıl daha ilgi çekici hale getirebilirim?” gibi düşünceler geliştirmesini içeriyor. Buna göre, yabancı dil öğreniminde azim düzeyi yüksek öğrenciler sıkıldıklarında pasif kalmak yerine aktif bir öğrenme tutumu sergiliyor.

DUYGU DÜZENLEME ETKİSİ SINIRLI ANCAK DESTEKLEYİCİ
Araştırmada öğrencilerin duygularını yönetme biçimleri; örneğin bastırma, yeniden değerlendirme veya dikkat yönlendirme de incelendi. Elde edilen sonuçlara göre duygu düzenleme stratejileri, “yabancı dil öğreniminde azim” ile “sıkılmayla başa çıkma” arasındaki ilişkiyi doğrudan değiştirmese de öğrenme sürecini destekleyici bir unsur olarak işlev görüyor. Duygularını daha bilinçli yöneten öğrencilerin sıkıldıklarında daha kolay odaklanabildikleri ve motivasyonlarını koruyabildikleri belirlendi.

ÖĞRENCİLERİN PSİKOLOJİK DAYANIKLILIĞI BAŞARIYI ETKİLİYOR
Yapısal eşitlik modellemesi (YEM) analizine göre, yabancı dil öğreniminde azim ve sıkılma başa çıkma stratejileri arasında yüksek düzeyde korelasyon bulundu. Araştırmaya göre, sıkılma durumunda davranışsal kaçınma stratejileri (örneğin “dersten kopma”, “başka işle ilgilenme”) başarısız sonuçlara yol açarken; bilişsel başa çıkma stratejileri (örneğin “durumu yeniden çerçeveleme”, “kendini motive etme”) öğrenme sürecini güçlendiriyor.

EĞİTİMDE YENİ ÖĞRETİLER: PSİKOLOJİK BOYUTU GÜÇLENDİRMEK
Araştırma ekibi, yabancı dil öğretiminde yalnızca dil becerilerinin değil, öğrencilerin tutku ve azim düzeylerinin de geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Buna göre ders ortamlarının, öğrencilerin motivasyonunu koruyacak şekilde tasarlanması ve sıkılma anlarında bilişsel başa çıkma stratejilerini devreye sokabilecek öğrenme atmosferlerinin oluşturulması önem taşıyor.

Araştırmacılar ayrıca, duygu düzenleme stratejilerinin her zaman doğrudan belirleyici olmasa da öğrencilerin öz farkındalık ve stres yönetimi becerilerini güçlendirmesinin öğrenme sürecini olumlu etkilediğini belirtti.

DOÇ. DR. SOLHİ: DİL ÖĞRENMEK, DUYGULARLA ŞEKİLLENEN BİR SERÜVENDİR
Çalışmanın yürütücülerinden İstanbul Medipol Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehdi Solhi, yabancı dil öğreniminde, öğrencinin azmi, psikolojik hazırlığı ve duygusal dayanıklılığının başarı üzerinde etkili olduğunu belirtti. Doç. Dr. Solhi, “Bu bulgular, eğitimcilerin dil öğretimini daha bütüncül bir yaklaşımla ele alması gerektiğine işaret ediyor. Böylece öğrencilerin hem akademik performansları hem de öğrenme motivasyonları artabilecek.” dedi.

“DİL ÖĞRENME PROGRAMLARI DUYGUSAL DAYANIKLILIĞI DA DEĞERLENDİRMELİ”
Çalışma, yabancı dil eğitiminde psikolojik unsurların göz ardı edilmemesi gerektiğini güçlü biçimde ortaya koyuyor. Bulgular, azim (grit) düzeyi yüksek öğrencilerin sıkılma karşısında daha etkili stratejiler geliştirebildiğini ve öğrenmeye daha uzun süre bağlı kaldığını gösteriyor.

Araştırmacılar, gelecekteki dil eğitimi programlarının yalnızca akademik becerilere değil, duygusal dayanıklılık, öz motivasyon ve sıkılma toleransı gibi yönlere de odaklanması gerektiğini vurguluyor.

Son Güncelleme Tarihi: 19/04/2026 - 17:38



Bilgi / Destek Butonu