Üniversitenin entelektüel rolü ve akademik özgürlük tartışıldı
İstanbul Medipol Üniversitesinde düzenlenen Yuvarlak Masa Toplantıları’nın ilk buluşmasında, entelektüel bilgi üretiminde içinde olunan çağın imkanları ve meydan okumaları ele alındı. Değişen çağda entelektüel bilgi üretimi, akademinin bilgi üretimi, birikimi ve yayımında karşılaştığı yeni meydan okumalar ile üniversitelerin toplumsal sorumluluğu kapsamlı biçimde ele alındı. Konuşmacılar, dijital ve teknolojik gelişmelerin hız kazandığı günümüzde, kritik ve analitik düşüncenin geri plana itilmesine ve bu sürecin üniversitelerin içinde yer aldığı normatif çerçeveyi aşındırmasına dikkat çekti.

İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri FakültesiSiyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü tarafından düzenlenen “Yuvarlak Masa Toplantıları 1” kapsamında gerçekleştirilen “Entelektüel Bilgi Üretimi ve Birikimi” başlıklı etkinlikte, dijitalleşmenin akademide ifade özgürlüğüne ve entelektüel sorumluluk alanına getirdikleri ve üniversitelerin bu bağlamda dönüşümü ele alındı. Güney Kampüs Konferans Salonu’nda gerçekleşen toplantıya, Türkiye Büyük Millet Meclisi Eski Üyesi ve İktisatçı Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu ile İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öznur Alkan konuşmacı olarak katıldı.
İstanbul Medipol Üniversitesi Yönetim Danışmanı Fahri Aral Onuruna düzenlenen etkinlik, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökhan Malkoç’un konuşmasıyla başladı.
PROF. DR. MALKOÇ: ÜNİVERSİTE TARTIŞMA ÜRETİR, SORGULAR
Konuşmasında üniversitelerin temel işlevinin olguları sorgulamak ve hipotetik tartışmalar üretmek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gökhan Malkoç, dijital ve teknolojik imkânların Türkiye’de ve dünyada akademik alanın genişlemesi üzerindeki etkilerine değinerek bu etkilerin çoğunlukla olumsuz olduğuna dikkat çekti. Etik kurulların çoğunlukla metodik uygunluk denetimine odaklandığını, ancak evrensel standartlarda bu ölçüde mekanikleşmiş bir yapının bulunmadığını hatırlatan Malkoç, etik kurul süreçlerinin bilimsel sorgulamanın niteliğini yükseltmekten uzak kaldığını belirtti. Malkoç, bu süreçlerin akademik üretkenliği desteklemek yerine bürokratik ve yetki aşımına açık bir pratiğe dönüştüğünü ifade etti.

Üniversitelerin “doğru düşünmeyi öğretme” işlevinin giderek geri plana itildiğini ifade eden Malkoç, bu kurumların diploma veren meslek okulları çerçevesine sıkıştığını belirtti.
Bu dönüşümün, üniversitelerin analitik ve eleştirel katkı ile üretkenlik alanını daralttığını vurgulayan Malkoç, insan gücünün nitelikli kullanımındaki bu gerilemenin Türkiye örneğinde dünyaya kıyasla daha belirgin biçimde gözlemlenebildiğini söyledi.
Doğru düşünme yöntemini öğrenme mekânı olarak “Üniversite tartışma üretir, sorgular, gerekirse kendi geldiği noktayı da sorgular. Bu yeni bir yaklaşım değil; üniversitenin özüdür.” diyen Malkoç, ifade özgürlüğünün üniversiteler içinde dahi yeterince korunamamasının toplumsal düzeyde daha büyük sorunlara yol açacağını dile getirdi.
PROF. DR. ALKAN: ELEŞTİREL DÜŞÜNCE YOKSA ENTELEKTÜEL DE YOKTUR
Prof. Dr. Mehmet Öznur Alkan ise entelektüel kavramının tarihsel kökenine değinerek, kavramın “kavrayış” ve “telakki” anlamlarına dayandığını, bu nedenle eleştirel düşüncenin entelektüelliğin merkezinde yer aldığını ifade etti.
“Entelektüel” kavramının inşasında eleştirellik ile muhaliflik arasındaki farkın altını çizen Alkan, “Her şeye muhalif olmak eleştirel olmak değildir. Eleştirel düşünce bir yöntemdir; muhaliflik ise sorgulanamaz bir inanca dönüştüğünde insanı hataya sürükler.” dedi. Akademide usta-çırak ilişkisinin zayıfladığına dikkat çeken Alkan, vakıf üniversitelerinde idari iş yükünün artmasının, akademinin insan yetiştirme fonksiyonunun güçlenmesi önünde önemli bir risk ve meydan okuma oluşturduğunu belirtti. Akademinin itibarsızlaşmasına da değinen Alkan, hakemlik sisteminin zayıfladığını, sayısı kontrolsüzce artan akademik unvanların yine kontrolsüz biçimde kullanıldığını ve bunun üniversite kurumuna zarar verdiğini ifade etti.
Kütüphanelerin üniversitenin hafızası olduğuna dikkat çeken Alkan, basılan her kitabın dijital bir kopyasının Milli Kütüphane’de saklanması gerektiğini dile getirerek, bunun dijital çağda bilgi güvenliği ve bütünlüğü açısından hayati öneme sahip olduğunu söyledi. Bu bakımdan, yeni kütüphanelerin kurulmasında nicelik kadar önemli olan bir diğer başlığın akademik arşivlerin korunması gereği olduğunu ifade eden Alkan, aksini “korkunç bir kayıp” olarak tanımladı.

PROF. DR. KATIRCIOĞLU: ENTELEKTÜEL OLMAK, VAR OLANA RAZI OLMAMAKTIR
Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu ise entelektüel kavramının Batı kökenli olduğuna işaret ederek, bu kavramın Türkiye’de çoğu zaman yüzeysel biçimde kullanıldığını ifade etti. Türkiye’de entelektüel olarak anılan birçok kişinin bedel ödeme ve risk alma konusunda ciddi eksiklikler taşıdığını belirten Katırcıoğlu, bu durumun entelektüel birikimi zayıflattığını söyledi. Başörtüsü ve Kürt meselesi gibi konularda yaşadığı akademik deneyimleri paylaşan Katırcıoğlu, özgürlük söyleminin çoğu zaman tutarlı bir zemine oturmadığını belirterek, “Yan yana durduğumuzu sandığımız insanlar tarafından dışlandığımız dönemler oldu.” dedi.
Gençlik yıllarından ve akademik yaşamından örnekler paylaşan Katırcıoğlu, üniversitelerin yalnızca diploma veren kurumlara dönüşmesinden duyduğu kaygıyı dile getirdi. “Var olana razı olmamak insanı insan yapan şeydir.” diyen Katırcıoğlu, entelektüel olmanın temelinde soru sorabilme, itiraz edebilme cesaretinin yattığını vurguladı. Üniversitelerin küreselleşme süreciyle birlikte bilgi üretiminde değer katmaya zorlandığını ifade eden Katırcıoğlu, iktisadi kâr odağının bazı olumsuz örneklerde doğru düşünceyi ve hakikate dayalı bilgi üretimini geri plana ittiğini, bunun da üniversitenin akademik niteliğini zayıflattığını belirtti. Katırcıoğlu, bu çerçevede “Araştırma yoksa, sorgulama yoksa üniversite de yoktur.” değerlendirmesinde bulundu.
Yuvarlak Masa Toplantıları’nın ilk buluşması, üniversitenin entelektüel, etik ve toplumsal sorumluluğuna dair tartışmalarla sona erdi.
Son Güncelleme Tarihi: 12/03/2026 - 15:33



