Ana içeriğe atla
Medipol Üniversitesi

Prof. Dr. İlber Ortaylı’dan hukuk ve imparatorluklar dersi

25.02.2026

İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. İlber Ortaylı, gerçekleştirdiği söyleşide imparatorluklar tarihi, çok uluslu yapılar ve Balkanlar’dan Rusya’ya uzanan örnekler üzerinden hukuk ile devlet organizasyonu arasındaki hayati ilişkiyi değerlendirdi.

 

İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi, öğrencilerini tarih ve hukuk ekseninde ufuk açıcı bir söyleşide buluşturdu. Fakülte Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlber Ortaylı, gerçekleştirdiği derste imparatorluklar tarihi, çok uluslu yapılar, Balkanlar ve Rusya örneği üzerinden hukuk ile devlet organizasyonu arasındaki hayati bağı değerlendirdi. Etkinliğe çok sayıda akademisyen, idari personel ve öğrenci katılım gösterdi.

Güney Kampüs Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğin açış konuşmasını İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Nuhoğlu yaptı. Nuhoğlu, Ortaylı’nın Osmanlı ve Cumhuriyet tarihi başta olmak üzere hukuk ve tarih alanındaki çalışmalarının toplumsal hafızaya önemli katkılar sunduğunu vurgulayarak, öğrenciler için bu buluşmanın kıymetine dikkat çekti.

“DEVLET KABA KUVVETLE AYAKTA KALMAZ” 
Konuşmasına Orta Çağ Avrupa’sında hukuk eğitiminin gelişiminden örnekler vererek başlayan Prof. Dr. İlber Ortaylı, Bologna’daki hukuk mekteplerinin Roma hukukunu yeniden keşfederek devlet organizasyonuna yön verdiğini hatırlattı. İslam dünyasında ise fıkıh geleneği ve kadılık müessesesinin idari yapının omurgasını oluşturduğunu belirtti.

Ortaylı, “Devlet dediğiniz şey kaba kuvvetle uzun süre ayakta kalmaz. Norm üretmeyen, denge kurmayan, uzlaşma kültürü geliştirmeyen bir yapı er ya da geç dağılır.” ifadelerini kullanarak, hukukun yalnızca metinlerden ibaret olmadığını, bir medeniyet tasavvurunun taşıyıcısı olduğunu vurguladı.

“TÜRKİYE BİR İMPARATORLUK BAKİYESİDİR”
Türkiye’nin tarihsel konumuna özel bir parantez açan Ortaylı, “Türkiye sıradan bir ulus-devlet değildir; bir imparatorluk bakiyesidir.” dedi. Ortaylı bu ifadeyi küçültücü değil, aksine çok katmanlı bir tarihsel mirasa işaret eden bir kavram olarak kullandığını belirtti.

Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlar’dan Kuzey Afrika’ya, Kafkasya’dan Arap yarımadasına uzanan geniş bir coğrafyada farklı etnik ve dini toplulukları bir arada tuttuğunu hatırlatan Ortaylı, imparatorlukları ayakta tutan esas unsurun “konsensüs üretme kabiliyeti” olduğunu söyledi. Ortaylı, Osmanlı’daki millet sisteminin modern anlamda eşitlikçi olmadığını ancak farklı cemaatlere kendi iç hukuklarıyla var olma imkânı tanıyan pragmatik bir düzen sunduğunu ifade etti.

Bu çerçevede Balkanlar’ın tarihsel karmaşıklığına da dikkat çeken Ortaylı, din, dil ve etnik kimliğin iç içe geçtiği bu coğrafyada dengelerin son derece hassas olduğunu vurguladı. On dokuzuncu yüzyılda yükselen milliyetçilik akımlarının çok uluslu imparatorlukları sarstığını belirten Ortaylı, Balkan savaşları ve sonrasında yaşanan çözülmenin hukuk ve temsil dengesinin zayıflamasıyla hızlandığını dile getirdi. “Hırvat ile Macar arasındaki farkı bilmezseniz Balkan siyasetini anlayamazsınız.” diyen Ortaylı, coğrafya bilgisi olmadan tarih konuşmanın ciddi bir hata olduğunu söyledi.

“SOSYAL ADALET OLMADAN İSTİKRAR OLMAZ”
Konuşmasında Rusya ve Ukrayna tarihine de değinen Ortaylı, Ukrayna’nın verimli topraklarının ve Karadeniz havzasının tarih boyunca stratejik önem taşıdığını belirtti. Ortaylı, Rus aristokrasisinin toprak düzeni ve serflik sistemi nedeniyle sosyal hareketliliğin sınırlı kaldığını, aristokrasi ile halk arasındaki uçurumun 1917 Devrimi’nin zeminini hazırladığını ifade etti.

Osmanlı sisteminde ise tüm kusurlarına rağmen belirli dönemlerde sosyal mobilitenin mümkün olduğunu vurgulayan Ortaylı, bunun imparatorluk yapıları arasındaki önemli farklardan biri olduğunu dile getirdi ve aynı çerçevede Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Rusya örnekleri üzerinden çok uluslu yapıların kırılganlığına dikkat çekti. Askerî gücün tek başına yeterli olmadığını belirten Ortaylı, “Hukuk sistemi zayıflarsa, sosyal adalet bozulursa, aristokrasi halktan koparsa çözülme kaçınılmaz olur ve istikrar olmaz.” dedi.

İmparatorlukların yıkılışında ortak unsurun kurumsal zafiyet olduğunu ifade eden Ortaylı, yirminci yüzyılı “imparatorlukların çözülüş yüzyılı” olarak tanımladı. Haritaların değişebileceğini ancak kültürel hafızanın kolay değişmediğini vurgulayan Ortaylı, bugün Avrupa’daki kimlik tartışmalarının ve bölgesel hassasiyetlerin bu tarihsel mirasın devamı olduğunu söyledi.

“HUKUK FAKÜLTELERİ BİR MEDENİYET MESELESİDİR”
Söyleşinin sonunda doğrudan öğrencilere seslenen Ortaylı, hukuk eğitiminin yalnızca meslek kazandırmakla sınırlı olmadığını belirtti. “Hukuk, farklı unsurlar arasında denge kurma sanatıdır. Uzlaşma üretmeyen bir hukuk sistemi sürdürülebilir değildir.” diyen Ortaylı, güçlü ve bağımsız kurumların önemine dikkat çekti.

Gençlere disiplinli olmaları, dil öğrenmeleri, yalnızca kendi ülkelerinin değil komşu coğrafyaların tarihini de okumaları tavsiyesinde bulunan Ortaylı, “Kanun metnini ezberlemek yetmez; o kanunun hangi tarihsel şartlarda ortaya çıktığını anlamak gerekir.” ifadelerini kullandı.

Son Güncelleme Tarihi: 16/04/2026 - 15:07



Bilgi / Destek Butonu