Orta Doğu’daki enerji krizi Türkiye’yi nasıl etkiler? ‘Enerji üssü’ senaryosu ne anlama geliyor?
Orta Doğu’da artan gerilim ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz, küresel enerji akışını sekteye uğratırken Türkiye’nin jeopolitik konumunu yeniden gündeme taşıdı. İstanbul Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serhat Yüksel, bu gelişmelerin Türkiye için “kritik bir fırsat alanı” oluşturduğunu belirterek, ülkenin enerji ticaretinde merkez haline gelebileceğine dikkat çekti.

Orta Doğu’da uzun süredir devam eden çatışmalar ve enerji hatlarına yönelik riskler, özellikle petrol ve LNG taşımacılığında alternatif güzergâh arayışını hızlandırdı. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla birlikte küresel enerji arzında yaşanan aksaklıklar, enerjiye bağımlı ülkeleri yeni çözümler üretmeye yöneltti. Bu noktada Türkiye, hem coğrafi konumu hem de mevcut altyapısıyla öne çıkan ülkelerden biri olarak değerlendiriliyor.
İstanbul Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serhat Yüksel, Milliyet’e yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin sahip olduğu jeopolitik avantajların altını çizerek, Avrupa, Rusya ve Orta Doğu arasında köprü konumunda olmasının enerji ticaretinde önemli bir üstünlük sağladığını ifade etti. Yüksel’e göre Türkiye’nin boru hattı altyapısı ve Avrupa’nın enerji arz güvenliği ihtiyacı, ülkenin bu denklemdeki rolünü daha da kritik hale getiriyor.
“TÜRKİYE ENERJİ TİCARETİNDE PAZARLIK GÜCÜ KAZANABİLİR”
Yüksel, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan krizin Türkiye açısından yeni fırsatlar doğurabileceğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Türkiye çok önemli bir jeopolitik konuma sahiptir. Avrupa, Rusya ve Orta Doğu arasında bir köprü konumundadır. Bu durum ülkemize çok önemli coğrafi üstünlük sağlar. Bunlara ek olarak, Türkiye’nin boru hattı altyapısı da kritik avantaj sağlar. TANAP ve Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hatları enerji ticaretinde çok ciddi rol oynar. Avrupa ülkeleri enerji ticaretinde Rusya’ya bağımlı olmak istemiyor. Bu nedenle Türkiye’nin rolü giderek daha kritik hale geliyor.”
Yüksel’e göre olası yeni enerji projelerinde Türkiye’nin güzergâh olarak tercih edilmesi yüksek ihtimal. Bu durumun Türkiye’ye uluslararası enerji ticaretinde önemli bir pazarlık gücü kazandırabileceğini belirten Yüksel, ülkenin hem coğrafi avantajı hem de altyapısı sayesinde diğer ülkeler için stratejik bir ortak konumuna gelebileceğini ifade etti.
ENERJİ ÜSSÜ OLMAK NE ANLAMA GELİYOR?
Türkiye’nin enerji üssü haline gelmesinin ekonomik ve stratejik sonuçlarına da değinen Yüksel, bu senaryonun yalnızca enerji taşımacılığıyla sınırlı olmadığını vurguladı. Enerji koridorlarının merkezinde yer almanın, ülkeye hem doğrudan gelir hem de uluslararası alanda etkinlik kazandıracağını belirten Yüksel, şu ifadeleri kullandı:
“Enerji taşımacılığından elde edilecek transit gelirler artacaktır. Bu durum cari açığın azaltılmasına doğrudan katkı sunar. Bunun yanında, Türkiye enerji ticaretinde bir merkez haline gelerek fiyat belirleme gücü kazanabilir. Enerji akışının kontrolünde stratejik bir konuma gelmek, ülkenin uluslararası alandaki siyasi ve ekonomik etkisini de güçlendirecektir.”
Avrupa’nın yüksek düzeyde enerji ithalatına bağımlı olduğuna dikkat çeken Yüksel, Türkiye’nin bu arz güvenliği denkleminde kilit rol oynayabileceğini belirtti. Türkiye’nin enerji üssü haline gelmesi durumunda, yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte de etkili bir aktör olabileceğini ifade eden Yüksel, sürecin ekonomik olduğu kadar jeopolitik sonuçlar da doğuracağını vurgulayarak değerlendirmelerini tamamladı.
Haber Milliyet Gazetesi’nde yayımlanmıştır, okumak için tıklayınız.
Son Güncelleme Tarihi: 16/04/2026 - 15:19