Ana içeriğe atla
Medipol Üniversitesi

NAM ve 3R’de Türkiye’nin referans noktası SABİTA’dan R3FINE Konferansı

06.01.2026

İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilim ve Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (SABİTA), biyomedikal araştırmalar ve preklinik ilaç geliştirme alanında hayvan dışı yöntemler (New Approach Methodologies – NAM) ve 3R ilkeleri doğrultusunda yürüttüğü çalışmalarla Türkiye’de öncü bir merkez olarak konumlanıyor. SABİTA’nın bu alanda geliştirdiği bilimsel birikim ve altyapı, 11–14 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek R3FINE 2026 Uluslararası Konferansı ile küresel bilim dünyasıyla buluşuyor.

sabitar3fine

İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilim ve Teknolojileri Araştırma Enstitüsü tarafından; Joanneum Research, Dundee Üniversitesi ve Graz Tıp Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen R3FINE 2026 Uluslararası Konferansı, İstanbul Medipol Üniversitesi Güney Kampüs’te gerçekleştirilecek. Konferans, hayvansız araştırma yaklaşımlarının ve 3R ilkelerinin yalnızca teorik bir çerçeve olarak değil, SABİTA bünyesinde aktif biçimde geliştirilen ve uygulanan bir araştırma pratiği olarak ele alındığı özgün bir platform sunuyor.

SABİTA’DA HAYVANSIZ ARAŞTIRMA YAKLAŞIMLARI VE 3R İLKELERİ
Biyomedikal araştırmalar ve preklinik ilaç geliştirme süreçlerinde uzun yıllardır kullanılan hayvan modelleri; translasyonel başarı oranlarının sınırlı olması, etik kaygılar ve yüksek maliyetler nedeniyle küresel ölçekte yeniden değerlendiriliyor. İstanbul Medipol Üniversitesi SABİTA, bu dönüşüm sürecinde hayvan dışı yöntemleri ve 3R ilkelerini merkeze alan araştırmalarıyla Türkiye’de öncü bir rol üstleniyor.

SABİTA bünyesinde geliştirilen insan kaynaklı hücre kültürleri, organoid ve doku modelleri, organ-on-chip sistemleri, genetik olarak kodlanmış biyosensörler, ileri görüntüleme teknikleri, hesaplamalı (in silico) modelleme yaklaşımları ve omik tabanlı analizler; insan biyolojisini daha gerçekçi biçimde yansıtan, öngörücü ve tekrarlanabilir araştırma modellerinin geliştirilmesine olanak tanıyor. Bu çalışmalar, hayvan kullanımına dayalı geleneksel modellerin ötesine geçerek, klinik uygulamalara aktarılabilirliği yüksek bilimsel veriler üretilmesini hedefliyor.

NAM LABORATUVARLARI: YENİ BİR BİLİMSEL PARADİGMA
Hayvan Dışı Yöntemler (NAM’ler), yalnızca hayvan kullanımını azaltmayı değil; aynı zamanda hastalık mekanizmalarını insan biyolojisine daha yakın biçimde modelleyebilen sistemlerin geliştirilmesini amaçlıyor. SABİTA’da yürütülen NAM tabanlı araştırmalar; ilaç etkinliği ve toksisite değerlendirmelerinde daha güvenilir, tekrarlanabilir ve translasyonel açıdan güçlü sonuçlar elde edilmesine katkı sunuyor.

Organoid modellerden mikroakışkan tabanlı organ-on-chip sistemlerine, hesaplamalı modellemeden bütünleşmiş test stratejilerine uzanan bu geniş metodolojik çerçeve, biyomedikal araştırmalarda yeni bir bilimsel paradigmanın oluşmasına zemin hazırlıyor.

3R İLKELERİ: ETİK SORUMLULUKTAN BİLİMSEL KALİTEYE
SABİTA’nın NAM yaklaşımının temelini oluşturan 3R ilkeleri: Replace (İkame Etme), Reduce (Azaltma) ve Refine (İyileştirme), etik sorumluluğun ötesinde, bilimsel kaliteyi artıran bir çerçeve olarak ele alınıyor. Hayvan kullanımının mümkün olan her durumda hayvan içermeyen yöntemlerle değiştirilmesi, bilimsel geçerlilikten ödün vermeden hayvan sayısının azaltılması ve kaçınılmaz durumlarda hayvan refahını en üst düzeyde gözeten uygulamaların geliştirilmesi, SABİTA’nın araştırma kültürünün temel bileşenleri arasında yer alıyor.

İnsan biyolojisine daha yakın ve değişkenliği düşük modeller sayesinde deneysel sonuçların klinik uygulamalara aktarılabilirliği güçlenirken, araştırma süreçleri daha hızlı, daha düşük maliyetli ve daha öngörücü hâle geliyor.

DÜZENLEYİCİ KURUMLAR VE KÜRESEL BİLİMSEL DÖNÜŞÜM
NAM’lere yönelik ilgi, günümüzde akademik çevrelerin ötesine geçerek düzenleyici kurumlar tarafından da güçlü biçimde destekleniyor. ABD’de yürürlüğe giren FDA Modernizasyon Yasası 2.0, birçok geleneksel hayvan testinin yerine hücre bazlı ve hesaplamalı yöntemlerin kullanımını teşvik ederken; Avrupa Birliği’nde de in vitro, in silico ve omik temelli yaklaşımların düzenleyici süreçlere entegrasyonu hız kazanıyor.

Bu küresel gelişmeler, biyomedikal araştırmalarda hayvan kullanımına dayalı modellerden insan odaklı, mekanistik ve öngörücü sistemlere geçişin artık bir tercih değil, bilimsel ve düzenleyici bir gereklilik hâline geldiğini ortaya koyuyor.

ARTIK BİR SEÇENEK DEĞİL, GEREKLİLİK
R3FINE 2026, hayvansız araştırma yaklaşımlarını yalnızca bir teknik dönüşüm olarak değil; bilimsel sorumluluk, etik duyarlılık ve sürdürülebilir gelecek perspektifiyle ele alıyor. SABİTA öncülüğünde İstanbul’dan yükselen bu çağrı, biyomedikal araştırmaların daha insan odaklı bir geleceğe evrildiğinin güçlü bir göstergesi.

SABİTA’NIN ULUSLARARASI VİTRİNİ: R3FINE 2026
SABİTA’nın hayvansız araştırma yaklaşımları ve 3R ilkeleri doğrultusunda yürüttüğü çalışmalar, R3FINE 2026 Uluslararası Konferansı ile uluslararası bilim camiasına açılıyor. Dört gün sürecek konferansın ilk üç günü bilimsel oturumlara ayrılırken, son gün SABİTA bünyesinde yürütülen uygulamalı atölye ve deney çalışmalarıyla katılımcılara ileri düzey pratik eğitim imkânı sunuluyor.

Konferans; genetik olarak kodlanmış biyosensörler, yapay zekâ destekli analizler, organ-on-chip sistemleri ve 3R ilkeleriyle uyumlu model yaklaşımları alanlarında dünyanın önde gelen bilim insanlarını ve genç araştırmacıları bir araya getirecek.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VİZYONU VE KARBON NÖTR HEDEF
R3FINE 2026, SABİTA’nın bilimsel yaklaşımıyla uyumlu biçimde sürdürülebilirlik vizyonunu da merkeze alıyor. “Küçük adımlarla sürdürülebilir bir dünya” ilkesi doğrultusunda düzenlenen konferansta, her katılımcı adına bir ağaç bağışı gerçekleştirilmesi ve etkinliğin karbon nötr bir organizasyon olarak hayata geçirilmesi hedefleniyor.

ULUSLARARASI ORGANİZASYON VE GÜÇLÜ BİLİMSEL KOMİTE
Konferans; SABİTA Müdürü Doç. Dr. Emrah Eroğlu organizatörlüğünde, İstanbul Medipol Üniversitesinden Dr. Esra Nur Yiğit ile Dundee Üniversitesinden Prof. Dr. Albena Dinkova-Kostova, Joanneum Research’ten Dr. Thomas Birngruber ve Graz Tıp Üniversitesinden Birgit Reininger-Gutmann’ın ortaklığında yürütülüyor.

R3FINE 2026’da Tokyo Üniversitesinden Prof. Dr. Robert E. Campbell, Broad Institute’ten Prof. Dr. Anne E. Carpenter, Johns Hopkins Üniversitesinden Prof. Dr. Thomas Hartung, Avusturya Bilimler Akademisinden Prof. Dr. Stefan Kubicek, Penn State Kanser Enstitüsünden Prof. Dr. Ibrahim Tarik Ozbolat ve İstanbul Medipol Üniversitesinden Prof. Dr. Reda Alhajj başta olmak üzere çok sayıda seçkin bilim insanı yer alıyor.

Konferansın bilimsel içeriği; Türkiye, ABD, Birleşik Krallık, Japonya, Avusturya, Kore ve İspanya’dan akademisyenlerin yer aldığı geniş ve disiplinler arası bir bilimsel komite tarafından şekillendiriliyor.

UYGULAMALI ATÖLYELERLE İLERİ DÜZEY EĞİTİM
Konferansın son günü ise SABİTA bünyesinde gerçekleştirilen uygulamalı deney ve atölye modüllerine ayrılıyor. Program kapsamında; Dr. Emrah Eroğlu tarafından yürütülen “Kemogenetik ve görüntüleme yaklaşımlarıyla H₂O₂ ve pH’ın gerçek zamanlı manipülasyonu”, Dr. Laleh Rafiee’nin “Mikroakışkan 3D nöronal sferoid sistemlerine odaklanan organ-on-chip uygulamaları”, Dr. Şeyma Çimen’in “Seahorse analizörü ile hücre metabolizması ve ilaç taraması” atölyesi ile Dr. Mehmet Şerif Aydın’ın “3D ışık tabakası görüntüleme ve doku temizleme teknikleri” öne çıkıyor.

Ayrıca SABİTA araştırmacıları ve uluslararası uzmanların katkılarıyla; FACS ile ileri nicemleme, genetik olarak kodlanmış biyosensörlerle kontrollü oksijen altında biyo-görüntüleme, hastalık modelleme ve genetik tarama için Drosophila melanogaster, MEA platformlarıyla 2D/3D nöronal kültür entegrasyonu, in ovo modelinin temelleri ve organoid kürelerde 3D korelatif ışık ve elektron mikroskobu (CLEM) uygulamalarına odaklanan atölyeler gerçekleştirilecek.

KONFERANSIN KATKISI NE OLACAK?
R3FINE 2026 ile SABİTA, hayvansız araştırma yaklaşımları ve 3R ilkeleri doğrultusunda geliştirilen bilimsel modelleri yalnızca paylaşmakla sınırlı kalmıyor; bu alandaki bilgi birikimini yeni ortaklıklar ve sürdürülebilir araştırma ağlarıyla güçlendirmeyi hedefliyor.

Bu yaklaşım, biyomedikal araştırmaların geleceğinde insan biyolojisine daha yakın, etik ve öngörücü yöntemlerin yaygınlaşmasına katkı sunarken, Türkiye’nin NAM ve 3R alanında daha görünür ve etkin bir rol üstlenmesine zemin hazırlıyor.

Son Güncelleme Tarihi: 21/02/2026 - 00:38



Bilgi / Destek Butonu