Ana içeriğe atla

Medipol’ün ortak olduğu Horizon Europe Projesi kabul aldı

19.08.2022

İstanbul Medipol Üniversitesinin ortakları arasında yer aldığı Horizon Europe Projesi, AB Komisyonu tarafından destek almaya hak kazandı.

1

İstanbul Medipol Üniversitesinin ortakları arasında yer aldığı “Optimise and predict antidepressant efficacy for patients with major depressive disorders using multi-omics analysis and AI-predictive tool-OPADE” (Multi-omik analiz kullanarak majör depresif bozukluğu olan kişiler için antidepresan etkinliğini optimize ve tahmin etme-OPADE) isimli Horizon Europe Projesi, AB Komisyonu tarafından desteklenmek üzere kabul edildi. HORIZON-HLTH-2022-TOOL-11 çağrısı kapsamında başvurusu yapılan proje, European Biomedical Research Institute Salerno’nun koordinatörlüğünde sürdürülecek. Projede İstanbul Medipol Üniversitesinin yanı sıra Ceinge Biotecnologie Avanzate SCRL, Eurecat, Perseus Biomics, Artificial Intelligence Experts, MamaHealth, Probios, Cephalgo, Biokeralty, Fundation Universitaria Sanitas, Università di Siena, Accar, Institut d’Investigació Biomèdica de Girona yer alıyor. Projede, multiomik analizler ve yapay zekâ tabanlı bir yazılım ile majör depresyon hastalarının ilaç tedavisine verdiği yanıtın tahmin edilerek ilaç dozunun buna göre optimize edilmesi hedefleniyor. Proje çıktısında, majör depresyon hastalarına uygun ilaç dozunun ayarlanma süresinin kısalması ve doz değişimi ihtiyacının önceden belirlenmesi bekleniyor.

 

TIP FAKÜLTESİ KLİNİK ÇALIŞMALARA KATKI SAĞLAYACAK

Projeye İstanbul Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Erdem Deveci, Dr.Öğr.Üye. Alperen Kılıç ve Arş.Gör. Burak Amil klinik aşamada katkı sağlayarak analizleri gerçekleştirecek. Sağlık çalışanları ve sağlık hizmeti veren kurumlar üzerindeki iş yükü ve kamu kurumları üzerindeki maliyeti azaltma amacı da bulunan proje hakkında açıklamalarda bulunan Dr. Kılıç şöyle dedi: “Dünya çapında, depresif bozukluklar en yaygın ruh sağlığı hastalıklar arasında. Küresel bir perspektiften bakıldığında, 2030 yılına kadar depresif bozuklukların göreceli hastalık yüküyle birlikte engelliliğin önde gelen nedeni olacağını tahmin ediyoruz. Ergenlik öncesi depresif bozuklukların oranları önemli ölçüde daha düşük. Depresyon başlangıcı ergenlikte, yaşam boyu özellikle yüksek bir kronik tekrarlama ve işlev bozukluğu riski taşır. Yetişkinlerde, çocuklarda ve ergenlerde aynı tanı ölçütlerinin kullanılmasına rağmen, tedavi yanıtı ve genetik yapı açısından ergenlik ve erişkin depresif bozukluğu arasında farklılıklar olabilir. Ergenlerin tedavisinde antidepresanların etkinliğine ilişkin veriler yetişkin depresyonundan daha zayıf görünmekte. Bu bağlamda, depresif bozukluğun bu özellikleri, ergen depresyonunu tedavi etmek için erken ve etkili müdahale ihtiyacını netleştirmekte. Projemiz, majör depresif bozukluğu olan ergen ve erken erişkin hastalarda, bu göstergelerle depresyonun erken klinik belirtileri arasındaki ilişkiyi belirlemek ve bunların gerçek yaşam işlevselliği üzerindeki etkilerini araştırmak için spesifik biyobelirteçlerin varlığını değerlendirmeyi amaçlamakta.”