Medipol GSTMF, IABA 2025’e ‘Arada’ yorumu kattı: AION enstalasyonu dikkatleri topladı
Uluslararası Antalya Mimarlık Bienali 2025’te ‘Arada / In-Between’ temasına özgün yorumlar getiren İstanbul Medipol Üniversitesi GSTMF, AION enstalasyonu ve öğrencilerinin ödüllü kolajlarıyla bienalin en dikkat çeken üretimlerine imza attı.

İstanbul Medipol Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi (GSTMF), bu yıl “Arada / In-Between” temasıyla Antalya Kepez Pil Fabrikası’nda düzenlenen Uluslararası Antalya Mimarlık Bienali 2025 – IABA 4,5’te dikkat çekici üretimleriyle öne çıktı.
Antalya Mimarlar Odası tarafından gerçekleştirilen bienalde, GSTMF Arş. Gör. Betül Uçkan’ın mekânsal enstalasyonu AION ile fakülte öğrencilerinin çalışmaları ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü.
AION: SONSUZDA TÜREYEN BİR MEKÂN DENEYİMİ
Betül Uçkan’ın “AION | Sonsuzda Türeyen Bir Mekân” başlıklı enstalasyonu, zaman–mekân–beden ilişkisini deneyimleyen kullanıcıyı hem üretici hem de katılımcı aktör olarak konumlandıran kurgusuyla bienalin öne çıkan işlerinden biri oldu. Fiziksel, duygusal ve bilişsel algıyı aynı anda tetikleyen yapı, ziyaretçilere çok katmanlı bir deneyim sundu.

Enstalasyon, İlişimler Kolektifi çatısı altında Betül Uçkan, Ayçin Atukeren ve Tolga Aydoğdu tarafından tasarlandı. Projeye İstanbul Medipol Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. H. Atilla Dikbaş tarafından destek verildi.
Uçkan, AION’un kavramsal çerçevesini şöyle anlatıyor:
“AION, somut ve soyut katmanların birlikteliğiyle kurgulanan immaterial bir mekân denemesidir. Statik olmaktan ziyade sürekli devinen, dinamik, zamansız ve ilişkisel bir oluş modeli olarak sonsuza türeyebilme niyetiyle şekillenir. Mekân, zaman ve beden birbirine bağlı ama aynı anda farklılaşan unsurlar olarak var olur. Her unsur diğerinin öncülü, ardılı, tetikleyicisi ve etkenidir.

AION’da fiziksel ve dijital, içsel ve dışsal, bireysel ve kolektif katmanlar birbirine karışır. Fizikselde keşfedilen unsurlar dijital ortamda yeniden kurgulanır; üretilen tasarım prensipleriyle hazırlanan sesli görseller yarı geçirgen yüzeylere yansıtılır. Deneyimleyicinin alandaki teması ve yönelimi, görsel ve işitsel dinamikleri anlık olarak dönüştürür; böylece çoklu duyusal bir sinestezi hâli ortaya çıkar. Sonuçta, başlangıcı ya da sonu olmayan bu ilişkisel sistem, sürekli yeniden ve sonsuza türer.

AION, ne tamamen bilinebilir ne de tümüyle bilinemez bir alandır. Burada mekânın kendisi, kullanıcısı, izleyicisi ve üreticisi olma hâlleri iç içe geçer. Bu deneyim; durma, izleme, dokunma ve mekânın bir parçası olma hâlleri arasında gidip gelinen bir aradalıktır.”
ÖDÜLLÜ ÖĞRENCİ PROJELERİ BİENAL SEÇKİSİNDE
Eş zamanlı olarak bienal kapsamında düzenlenen Prof. Dr. Zekai Görgülü Mimarlık Öğrencileri Kolaj ve Görsel Metafor Yarışması’nda başarılar elden eden GSTMF öğrencilerİ Öykü Şen, Esma Ünal ve Gönül Doğan’ın projeleri bienalde sergilendi.
MAKİNENİN GÖLGESİ, TOPRAĞIN NEFESİ — ÖYKÜ ŞEN | 3. ÖDÜL
Öykü Şen’in kolajı, çağımızın en çarpıcı gerilimlerinden birini ortaya koyuyor: yapay zekâ ve teknolojinin hükmettiği, kaynakları hızla tüketen soğuk bir gelecek ile doğanın kırılgan ama iyileştirici yüzü arasında sıkışan insanlık hâli, çalışmada güçlü bir görsel dille aktarılıyor.
Eserin sol yüzünde pikselleşmiş gridler, mekanik figürler ve yaklaşan tren; insanlığın makineleşerek su kıtlığına sürüklendiği karanlık bir ihtimali simgeliyor. Sağda ise yaşama eğilen figürler umutlu, savunmasız bir bakışı temsil ediyor.

Eserin merkezinde yer alan tren istasyonu ise çalışmanın kritik vurgu noktası olarak öne çıkıyor. Bu mekân, insanın dijital dünyanın dayattığı geleceğe teslim olup olmayacağı ya da doğayla bağını yeniden kurarak sürdürülebilir bir yönelime geçip geçmeyeceğine işaret eden bir eşik olarak kurgulanıyor.
Elle yapılmış kusurlu dokuların dijital sertlikle çarpıştığı kompozisyon, insan ile makine arasındaki gerilimi bilinçli bir kontrastla açığa çıkarıyor.

SİMBİYOZ – ESMA ÜNAL (2. ELEME SEÇKİSİ)
Esma Ünal’ın kolajı ise iki karşıt tema “teknoloji ve doğa” arasındaki olası gerilim ve uyumu düşünsel bir yolculuğa dönüştürüyor. Kompozisyonun merkezindeki uzun yol ve sonunda yer alan kapı, kentin ve bireyin geleceğini belirleyen kritik bir eşik anını temsil ediyor.

Sol tarafta, yapay zekânın ve teknolojinin otoriteye dönüştüğü, insan bedenini ele geçirdiği distopik bir düzen kurgulanırken; sağ tarafta sürdürülebilir teknolojilerin doğayla kurduğu uyumu besleyen daha umutlu bir gelecek tahayyülü bulunuyor. Güneş panelleri, rüzgâr türbinleri ve doğayı destekleyen dijital araçlar pozitif dönüşümü simgelerken, kolaj genel olarak “arada olma” hâlini gerilim, geçiş ve yeni bir bütünleşme ihtimali üzerinden görünür kılıyor.
ELLERİN YARATTIĞI KARANLIK – GÖNÜL DOĞAN (2. ELEME SEÇKİSİ)
Gönül Doğan’ın kolajı da insanlığın kendi eliyle ürettiği yıkımların karanlık bir panoramasını sunuyor. Savaşlarla harap olmuş kentler, göç yollarında hayatta kalma mücadelesi veren bedenler, umudu silinmiş çocuklar ve yok edilen doğa; insanın açgözlülüğü ve duyarsızlığının ağır bedelini resmediyor.

Kadın cinayetlerinden istatistiğe dönüşmüş yaşam haklarına, dikenli teller ardındaki siluetlerden kirletilmiş denizlere kadar uzanan imgeler, çıkışsız ve karanlık bir “arada kalma” hâlini görünür kılıyor.
MEDİPOL GSTMF’NİN BİENALDEKİ VARLIĞI: GÜÇLÜ BİR SANATSAL BİLDİRİM
AION enstalasyonundan eleştirel kolajlara uzanan temsil, İstanbul Medipol Üniversitesi GSTMF’nin bienalde yalnızca katılımcı değil, sanatsal ve düşünsel bir söz üreticisi olarak konumlandığını ortaya koydu. Fakültenin hem akademisyenleri hem de öğrencileri, “Arada / In-Between” temasıyla örtüşen üretimleriyle bienalin tartışma alanını zenginleştiren etkileyici bir görünürlük sundu.
Son Güncelleme Tarihi: 25/02/2026 - 09:06