Bir tanımdan ötesi: “Suça Sürüklenen Çocuk”
Çocukların suça karışması, yalnızca bireysel bir eylem ya da ceza meselesi olarak değil; toplumsal sorumluluk, çevresel etkiler ve gelişim süreçleriyle birlikte ele alınması gereken çok boyutlu bir alan olarak öne çıkıyor. İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Koca, “suça sürüklenen çocuk” kavramının ardındaki hukuki yaklaşımı ve bu yaklaşımın işaret ettiği toplumsal sorumluluğu değerlendirdi.

Çocukların suça karışması, hukuk sistemlerinin en hassas alanlarından biri olmayı sürdürüyor. Bu durum, yalnızca bireysel sorumluluk ve ceza mekanizmalarıyla değil; eğitim, aile yapısı, sosyal çevre ve medya etkileriyle birlikte ele alınması gereken çok katmanlı bir mesele olarak değerlendiriliyor. İstanbul Medipol ÜniversitesiHukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Koca, Anadolu Ajansında yayımlanan değerlendirmesinde, çocuk suçluluğuna ilişkin mevcut yaklaşımın ardındaki hukuki ve toplumsal gerekçeleri ele aldı.
İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Koca, suçun çoğu zaman bir neden değil, daha derin sorunların sonucu olduğunu belirterek, çocuklar söz konusu olduğunda değerlendirme ölçütlerinin yetişkinlerden farklı olması gerektiğini vurguladı.
TOPLUMSAL SORUMLULUĞU İŞARET EDEN BİR KAVRAM
Mevzuatta yer alan “suça sürüklenen çocuk” ifadesinin bilinçli bir tercih olduğuna dikkat çeken Koca, bu kavramın çocuk suçluluğunu yalnızca bireysel bir eylem olarak değil, toplumsal bir sorumluluk alanı olarak ele aldığını söyledi.
“Kanunumuzda ‘suça sürüklenen çocuk’ kavramı kullanılıyor. Mesela yetişkinler bakımından niçin bu kavram kullanılmıyor da çocuklar bakımından kullanılıyor? Çünkü çocuk suçluluğundan toplumun da sorumlu olduğunu ortaya koymak içindir.” diyen Koca, çocukların gelişim süreçlerinin hukuki değerlendirmelerde belirleyici olması gerektiğini ifade etti.
ÇEVRESEL ETKİ VE YÖNLENDİRME RİSKİ
Çocukların henüz tam olarak olgunlaşmadan çevrelerindeki kişi ve yapılar tarafından kolaylıkla yönlendirilebildiğini belirten Koca, sokak grupları, çeteler ve hatta bazı durumlarda ailelerin çocukları suçun bir aracı haline getirebildiğini dile getirdi.
Bu durumun, çocuk suçluluğunu yalnızca fail-odaklı bir bakışla ele almanın yetersizliğini ortaya koyduğunu belirten Koca, çocukların içinde bulundukları sosyal çevrenin hukuki değerlendirmelerde göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.
CEZA POLİTİKALARI VE SINIRLI ETKİSİ
Türkiye’nin çocukların cezalandırılmasına ilişkin politikalarının birçok ülkeyle benzerlik gösterdiğini belirten Koca, bazı ülkelerde çocuk suçluluğundaki artışın, hukuki düzenlemelerde değişiklikleri gündeme getirdiğini söyledi. Bu kapsamda, kanun koyucunun zaman zaman yeni önlemler almaya yöneldiğini belirten Koca, özellikle çocukların suç örgütleri tarafından araç olarak kullanılmasının önemli bir risk alanı oluşturduğunu ifade etti.
HÂKİMİN ROLÜ VE OLAY BAZLI DEĞERLENDİRME
15–18 yaş aralığındaki çocuklara ilişkin bazı ağır suçlar bakımından hâkime takdir yetkisi tanınmasının tartışılabileceğini belirten Koca, bu yetkinin otomatik uygulanmaması gerektiğini vurguladı.
Koca, her olayda çocuğun bireysel özelliklerinin dikkate alınmasının önemine işaret ederek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Hâkim, suçun faili olan çocuğu gözlemlemeli ve araştırmalı, çocuğun gerçekten bir yetişkin gibi davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığına bakmalıdır. Çocuğun tam olgunlaşmadığı tespit edildiğinde normal kurala göre ceza indirimi uygulanmalıdır.”
Ancak bu tür düzenlemelerin tek başına çocuk suçluluğunu önlemede yeterli olmayacağını belirten Koca, cezaların artırılmasının her zaman caydırıcı sonuç doğurmadığını söyledi.
ASIL MESELE: NEDENLERİ ORTADAN KALDIRMAK
Çocukları suça iten nedenlerin ortadan kaldırılmasının esas çözüm olduğunu vurgulayan Koca, “Cezaların yüksekliği tek başına suçun işlenmesini önlemiş olsaydı bugün hiçbir kasten öldürme suçunun işlenmemesi gerekirdi.” değerlendirmesinde bulundu.
MEDYA VE POPÜLER KÜLTÜR ETKİSİ
Devletin, çocukları suç ortamına iten ve bu ortamlardan etkilenmelerine yol açan alanları kontrol altında tutması gerektiğini belirten Koca, sosyal medya ve televizyon içeriklerinin bu bağlamda önemli bir etki alanı oluşturduğunu söyledi.
Televizyon dizilerinde sunulan karakterler ve yaşam tarzlarının çocuklar ve gençler üzerinde güçlü bir etki yarattığını belirten Koca, bu içeriklerin suç ve şiddeti normalleştirebildiğine dikkat çekti.
“Çocuklar bu hayat tarzına ulaşmanın kolay bir yol olduğunu düşünüyor ancak bu yol ya hapiste ya da mezarda bitiyor.” diyen Koca, popüler kültürün sunduğu mesajların uzun vadeli toplumsal sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
Haberin tamamı “Hukukçular adalet sisteminde suça sürüklenen çocuk" kavramını değerlendirdi” başlığıyla Anadolu Ajansında yayımlanmıştır.
Son Güncelleme Tarihi: 16/04/2026 - 14:11