“Bildiğin Gibi Değil” Zirvesi’nde ortak vurgu: Hakikatin yolu eleştirel düşünceden geçiyor
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı destekleriyle İstanbul Medipol Üniversitesi Dezenformasyonla Mücadele Kulübü tarafından düzenlenen “Bildiğin Gibi Değil” Zirvesi’nde, dijital çağın en önemli sorunlarından biri haline gelen dezenformasyon ve bilgi doğrulama süreçleri ele alındı. Programda konuşmacılar; yanlış bilginin yalnızca bireysel düşünceyi değil, toplumsal hafızayı, demokratik süreçleri ve küresel ilişkileri de etkilediğine dikkat çekerek, hakikate ulaşmanın yolunun eleştirel düşünceden geçtiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı destekleriyle İstanbul Medipol Üniversitesi Dezenformasyonla Mücadele Kulübü tarafından düzenlenen “Bildiğin Gibi Değil” Zirvesi, İstanbul Medipol Üniversitesi Güney Kampüs Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.
Dezenformasyonla mücadelede farkındalığı artırmayı amaçlayan Zirveye; İstanbul Medipol Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Recep Öztürk, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi İletişim Uzmanı Dr. Ümmühan Yücel, Anadolu Ajansı Teyit Hattı Müdürü Ömer Faruk Görçin, Gazeteci-Yazar Dr. Murat Özer ve Dezenformasyonla Mücadele Kulübü Başkanı Ezgisu Kordalı başta olmak üzere akademisyenler ve öğrenciler katılım gösterdi.
Etkinlikte konuşmacılar, dijital çağda hızla yayılan yanlış bilgiyle mücadelede medya okuryazarlığının, eleştirel düşüncenin ve doğrulama kültürünün önemine dikkat çekti. Program boyunca dezenformasyonun toplumsal etkileri, algoritmaların bireyler üzerindeki yönlendirici gücü, yapay zekâ kaynaklı bilgi sorunları ve gençlerin bu süreçteki rolü farklı boyutlarıyla ele alındı.

PROF. ÖZTÜRK: HAKİKATİN MÜCADELESİNİN YEGÂNE YOLU ELEŞTİREL DÜŞÜNCEDİR
Etkinliğin açış konuşmasını yapan İstanbul Medipol Üniversitesi Rektör Yardımcısı Recep Öztürk, içinde yaşadığımız çağın yalnızca bilginin üretildiği değil, aynı zamanda hızla dolaşıma sokulduğu, dönüştürüldüğü ve kimi zaman manipüle edildiği bir çağ olduğunu söyledi. “Hakikat ayakkabılarını giyene kadar yalan dünyayı birkaç kez dolaşır.” sözünü hatırlatan Öztürk, tam da böyle bir dönemin yaşandığını ifade etti.
Teknolojik gelişmelerin insanlara büyük imkânlar sunduğunu belirten Öztürk, hakikat ile algı arasındaki sınırların giderek daha geçirgen ve karmaşık hâle geldiğine dikkat çekti. Özellikle genç kuşakların yoğun biçimde maruz kaldığı bilgi akışının yalnızca bireysel düşünceyi değil; toplumsal hafızayı, demokratik süreçleri, kişi ve toplum psikolojisini, hatta küresel ilişkileri de doğrudan etkilediğini söyledi.
Yanlış bilginin bireysel düşünceden toplumsal hafızaya kadar geniş bir alanı etkilediğini vurgulayan Öztürk, “Ele alınan dezenformasyon, dijital bağımlılık gibi tehditler, yapay zekâ ve bilimsel dijital dönüşüm gibi başlıklar aslında insanlığın yeni çağ sınavlarının farklı yüzleridir. Çünkü artık mesele yalnızca bilgiye ulaşmak değildir. Doğru bilgiye ulaşmak, bilgiyi teyit edebilmek ve hakikati savunabilecek bir bilinç geliştirebilmektir.” dedi.
Üniversitelerin tarih boyunca toplumların vicdanı ve aklı olduğunu ifade eden Öztürk, bilimsel düşüncenin rehberliğinde hakikatin izini sürmenin, ön yargının, manipülasyonun ve bilgi kirliliğinin karşısında durmanın akademinin asli görevi olduğunu kaydetti. Üniversitelerin yalnızca meslek sahibi bireyler yetiştiren kurumlar olmadığını belirten Öztürk, eleştirel düşünebilen, etik değerlere bağlı ve dijital farkındalığı yüksek nesiller yetiştirmenin akademinin temel sorumluluklarından biri olduğunu söyledi.
ALİYA İZZETBEGOVİÇ’İN ELEŞTİREL DÜŞÜNCE VURGUSUNU HATIRLATTI
Konuşmasında Alija Izetbegović’in eleştirel düşünceye ilişkin sözlerini hatırlatan Öztürk, İslam dünyasında eleştirel düşüncenin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Öztürk, “Aliya İzzetbegoviç’in ‘Yetkim olsa Doğu’daki, yani İslam mekteplerine eleştirel düşünce dersi koyardım.’ sözünü biliyorsunuz. Çünkü Batı bu eleştirel ve acımasız süreçten geçmiş ama biz bu süreci yaşamadık.” ifadelerini kullandı.
Eleştirel düşünmenin yalnızca sert eleştiri yapmak anlamına gelmediğini belirten Öztürk, bunun bilgiyi, belgeyi ve fikirleri derinlemesine analiz etmek anlamına geldiğini söyledi.
Hakikatin insanlık tarihinin en kadim değerlerinden biri olduğunu vurgulayan Öztürk, günümüzde hakikatin çoğu zaman hız, gürültü ve yapay gerçekliklerle örtüldüğünü belirterek gençlerin zihinsel bağımsızlığını korumanın ortak bir sorumluluk olduğunu ifade etti. Zirvenin eleştirel düşünceyi merkeze alan önemli bir buluşma olduğunu söyleyen Öztürk, emeği geçen tüm kurum ve paydaşlara teşekkür etti.

DR. YÜCEL: ELEŞTİREL DÜŞÜNCE EN BÜYÜK DİRENÇ NOKTAMIZDIR
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Uzmanı Dr. Ümmühan Yücel ise dezenformasyon meselesinin yalnızca teknik ve kavramsal bir konu olmadığını aynı zamanda bilgiyle nasıl ilişki kurulduğu ve bilginin insanları nasıl yönlendirdiğiyle de doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Dijital çağda bilgiye erişimin büyük ölçüde hızlandığını belirten Yücel, geçmişte saatler süren araştırmaların bugün arama motorları, dijital kütüphaneler ve yapay zekâ uygulamaları sayesinde çok kısa sürede yapılabildiğini ifade etti.
Yücel, “Sanırım tarihin hiçbir döneminde bilgi bu kadar hızlı ve bu kadar yaygın yayılmamıştır. Yıllar önce kütüphanelerde kitap karıştırarak, saatlerce taramalar yaparken bugün arama motorları, dijital kütüphaneler ve özellikle yapay zekâ uygulamalarıyla adeta ışık hızında bir geçiş yaşadık. Ancak çok fazla bilgiye maruz kalmak, doğru bilgiye ulaştığımız anlamına gelmiyor. Bu büyük bilgi yığını içinde doğruluğu bulmak giderek zorlaşıyor. Bilgiyle kurduğumuz ilişki bir yandan güçlenirken bir yandan da kırılganlaşıyor.” dedi.
Bilginin doğruluğunu teyit etme konusunda eleştirel düşüncenin en güçlü araç olduğunu ifade eden Yücel, “Dezenformasyon konusunda eleştirel düşünme bizim en büyük silahımız ve direnç noktamızdır. Okuryazarlık artık bizim için bir hayatta kalma stratejisi hâline gelmiştir. Özgür kalmak istiyorsak beyin kaslarımızı çalıştırmaktan başka çaremiz yoktur. Bu nedenle eleştirel düşünceyi harekete geçiren yöntemleri hem kavramsal hem de pratik boyutuyla öğrenmek büyük önem taşıyor.” diye konuştu.
Yanlış bilginin doğrulanmış gerçeklerden çok daha hızlı yayıldığını belirten Yücel, araştırmalara göre yanlış bilginin yaklaşık altı kat daha hızlı dolaşıma girdiğini söyledi. Yücel, “Hakikat ayakkabılarını giyene kadar yalan dünyayı altı kez dolaşıyor. Bu yüzden karşılaştığımız içerikler karşısında üç temel yaklaşımı benimsememiz gerekiyor: Gör, sorgula ve doğrula.” ifadelerini kullandı.
Pandemi dönemindeki “maske, mesafe, hijyen” yaklaşımını örnek gösteren Yücel, bilgi salgını karşısında da benzer bir refleks geliştirilmesi gerektiğini belirterek, “Nasıl ki pandemi sürecinde kendimizi korumak için belli yöntemler geliştirdiysek, bilgi salgını karşısında da aynı bilinçle hareket etmeliyiz. Görmek yetmez; sorgulamak ve doğrulamak zorundayız.” dedi.
“YANKI ODALARINDAN ÇIKMANIN YOLU SAĞLIKLI ŞÜPHEDİR”
Yapay zekâ uygulamalarının ürettiği yanlış veya uydurma bilgilerin öğrenciler açısından önemli bir risk oluşturduğunu ifade eden Yücel, gençlerin yapay zekâ kaynaklı “halüsinasyonları” çoğu zaman fark edemediğini söyledi.
Yücel, “Öğrencilerimiz yapay zekânın ürettiği içeriklerdeki yanlış veya uydurma bilgileri çoğu zaman ayırt edemiyor. Bu durum ancak aktif ve eleştirel bir tutumla aşılabilir. Ayrıca algoritmaların sunduğu bağlam içerisinde okumalarımızı gerçekleştiriyoruz. Filtre balonlarının ve yankı odalarının içinde kalmamak için algoritmaların nasıl çalıştığını bilmek zorundayız. Çünkü bu sistemler bize çoğunlukla kendi inandıklarımızı ve beğendiklerimizi gösteriyor.” diye konuştu.
Filtre balonları ve yankı odalarından çıkmanın yolunun eleştirel düşünce ve sağlıklı şüpheden geçtiğini vurgulayan Yücel, dezenformasyonla mücadele kulüplerinin çalışmalarını yakından takip ettiklerini belirtti. Gençlerin hakikat mücadelesindeki çabalarını kıymetli bulduklarını ifade eden Yücel, öğrencilere başarı dileklerini iletti.

KORDALI: GENÇLER BU KRİZİN SADECE MAĞDURU DEĞİL, ÇÖZÜMÜDÜR
İstanbul Medipol Üniversitesi Dezenformasyonla Mücadele Kulübü Başkanı Ezgisu Kordalı da konuşmasında bilgi kirliliği ve dezenformasyonun günümüzde en etkili silahlardan biri haline geldiğini söyledi. Sosyal medya platformlarının yalnızca iletişim aracı olmaktan çıkarak toplumlar ve demokrasiler açısından önemli tehditlere dönüştüğünü ifade eden Kordalı, yanlış bilgilerin saniyeler içinde milyonlara ulaşabildiğini belirtti.
Gençlerin çoğu zaman yanlış bilgileri fark etmeden yayabildiğine dikkat çeken Kordalı, dezenformasyonun yalnızca asılsız haberlerin dolaşıma sokulması olmadığını; toplumsal güveni, algıları ve demokrasiyi hedef alan küresel bir güvenlik sorunu olduğunu söyledi.
Kulüp olarak gençleri bir araya getirmek amacıyla çalışmalar yürüttüklerini belirten Kordalı, zirve öncesinde düzenledikleri çalıştayda dezenformasyonun nasıl ortaya çıktığını, yanlış bilgiyle nasıl mücadele edilebileceğini ve gençlerin bu süreçteki etkisini tartıştıklarını anlattı. Kordalı, “Biz gençlerin bu krizin sadece mağduru değil, aynı zamanda en büyük çözümü olduğumuzun farkına vardık.” dedi.
Yanlış bilginin karşısına hakikati koymak amacıyla düzenlenen zirvenin gençler açısından yol gösterici olmasını temenni eden Kordalı, programa katılan tüm öğrenci ve konuklara teşekkür etti.
Açış konuşmalarının ardından Zirve kapsamında yapılan çalıştaya katılan öğrencilere belge takdimi yapıldı.
Son Güncelleme Tarihi: 15/05/2026 - 16:47



