Ortaokul öğrencilerinde depresyon beklenenden daha yaygın
Doç. Dr. Nicel Yıldız Silahlı’nın da yer aldığı çalışma, İstanbul’daki ortaokullarda yapılan geniş katılımlı taramada öğrencilerin önemli bir bölümünde depresif belirtilerin eşik değerin üzerinde olduğunu ortaya koydu. Araştırma, depresyonun daha erken yaşlarda görülmeye başladığını ve özellikle kız çocuklarında depresif semptomların daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Habere konu olan makalenin yayımlandığı dönemde İstanbul Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev yapan Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nicel Yıldız Silahlı’nın da içinde yer aldığı, İstanbul’da ortaokul öğrencilerinde depresif belirtilerin yaygınlığını inceleyen ve geniş örneklemli sonuçlarıyla dikkat çeken “Universal depressive symptom screening in middle schools in Istanbul: An epidemiologic study” başlıklı çalışma, Journal of Affective Disorders adlı bilimsel dergide yayımlandı.
Çalışmada İstanbul’un farklı ilçelerinde bulunan devlet ve özel ortaokullardan geniş bir öğrenci grubunun ruh sağlığı taraması yapıldı. Elde edilen bulgular, ergenlik döneminde depresif belirtilerin beklenenden daha yüksek oranlarda görüldüğünü ve bu nedenle okul temelli ruh sağlığı taramalarının kritik bir gereklilik olduğunu ortaya koymakta.
Araştırmaya göre öğrencilerin önemli bir bölümünde depresyonla ilişkili duygu durum değişiklikleri, dikkat sorunları, ilgi kaybı ve umutsuzluk gibi belirtiler gözlendi. Depresif belirti düzeyi, özellikle sosyal destek eksikliği, akademik stres, zorbalığa maruz kalma ve aile içi iletişim problemleriyle ilişkili bulundu.
KIZ ÖĞRENCİLERDE DEPRESYON RİSKİ DAHA YÜKSEK
Araştırma kapsamında yapılan analizler, ortaokul çağındaki öğrencilerin kayda değer bir kısmında depresif belirtilerin tarama ölçeklerinin eşik değerlerini aştığını gösterdi. Bu bulgu, depresyonun yalnızca lise ve üniversite dönemlerinde değil, daha erken yaşlarda ortaya çıkabildiğine işaret etmekte.
Özellikle kız öğrencilerde depresif semptom oranlarının erkek öğrencilere kıyasla daha yüksek olduğu, duygu değişkenliği ve kaygıyla birleştiğinde riskin belirgin biçimde arttığı tespit edildi. Araştırmada ayrıca öğrencilerin ders yükü, sınav baskısı, uyku düzeni, sosyal medya kullanımı ve aile ilişkileri gibi faktörlerin depresyon riskini etkilediği görüldü.
OKUL TEMELLİ RUH SAĞLIĞI TARAMALARI ERKEN MÜDAHALE İÇİN KRİTİK
Çalışmada kullanılan depresyon tarama ölçeklerinin erken tanı ve hızlı yönlendirme açısından etkili araçlar olduğu belirtilirken, okul ortamlarının çocuk ve ergenlerde depresif belirtilerin erken fark edilmesi için önemli bir avantaj sunduğu vurgulandı. Öğrencilerin günün büyük bölümünü okulda geçirmesi, öğretmenlerin davranış değişikliklerini erken fark edebilmesi ve okul psikolojik danışmanlarının risk gruplarını zamanında belirleyebilmesi, okul temelli taramaları daha etkili hâle getirmekte.
Silahlı,“Ortaokul düzeyinde yapılan evrensel taramalar hem depresyonun erken fark edilmesini hem de risk altındaki öğrencilerin profesyonel destek almasını kolaylaştırıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
AİLE VE ÖĞRETMENLERİN FARKINDALIĞI DEPRESYON RİSKİNİN AZALMASINDA BELİRLEYİCİ
Araştırma, aile ve öğretmenlerin çocuklardaki duygu değişimlerini ve geri çekilme davranışlarını ciddiyetle ele almaları gerektiğini vurguluyor. Uzun süren mutsuzluk, ilgi kaybı, okul başarısında düşüş veya sosyal izolasyonun depresyon için erken uyarı niteliği taşıdığı belirtilirken, aile–öğrenci–okul üçgeninde kurulan sağlıklı iletişimin koruyucu bir etki oluşturduğu ifade edilmekte.
Ayrıca ruh sağlığı okuryazarlığının artırılması, okul rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi ve toplum temelli ruh sağlığı projelerinin yaygınlaştırılmasının, öğrencilerin psikolojik iyilik hâline önemli katkılar sağlayacağı belirtilmekte.
DOÇ. DR. SİLAHLI: ERKEN RUH SAĞLIĞI TEŞHİSİ TOPLUMSAL BİR ÖNCELİK OLMALI
Araştırmanın yürütücülerinden Doç. Dr. Nicel Yıldız Silahlı, çalışmanın bulgularının hem okul yöneticilerine hem ailelere hem de sağlık profesyonellerine önemli mesajlar verdiğini belirterek şöyle dedi:
“Bu çalışma, İstanbul’da ortaokul öğrencileri arasında depresyon oranlarının düşündüğümüzden daha yüksek olabileceğini bilimsel verilerle ortaya koyuyor. Bu bağlamda, çocuk ve ergenlerde depresyonun erken saptanması ilerleyen yıllardaki ruh sağlığı sorunlarının önlenmesinde kritik bir rol oynuyor. Depresyon yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorun olarak ele alınmalıdır.”
*Habere konu olan makalenin yayımlandığı tarihte Doç. Dr. Nicel Yıldız Silahlı, İstanbul Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi kadrosunda görev yapmaktaydı. Silahlı, hâlen Kocaeli Üniversitesinde görevini sürdürmektedir.
Son Güncelleme Tarihi: 19/04/2026 - 17:33