Medipol öğrencilerinden Gazze'ye destek: Soykırıma sessiz kalmıyoruz
İstanbul Medipol Üniversitesi Medeniyet ve Bilim Araştırmaları Topluluğu tarafından düzenlenen “Soykırıma Sessiz Kalmıyoruz” etkinliğinde, Gazze’de yaşanan soykırımın ikinci yılına dikkat çekilerek dünya halklarına adalet ve dayanışma çağrısında bulunuldu.

İstanbul Medipol Üniversitesi Medeniyet ve Bilim Araştırmaları Topluluğu tarafından düzenlenen “Soykırıma Sessiz Kalmıyoruz” etkinliğinde, Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi. Kavacık Güney Kampüs Giriş Kat Fuaye Alanı’nda düzenlenen etkinlikte, Filistin’de iki yıldır devam eden soykırıma karşı farkındalık oluşturulması hedeflendi. Etkinlikte konuşan Tıp Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Tokaç ve Küresel Sumud Filosu Gönüllüsü Gülden Sönmez, dünya halklarının zulüm karşısında sessiz kalmadığını vurgulayarak, adalet ve insanlık değerleri etrafında birleşme çağrısında bulundu. Öğrencilerin hazırladığı bildirge ise Türkçe, İngilizce ve Arapça olarak üç dilde okunarak tüm dünyaya insanlık çağrısı yapıldı. Programa akademisyenler, öğrenciler ve sivil toplum temsilcileri yoğun ilgi gösterdi.
DR. TOKAÇ: İNSAN DÜZELİRSE DÜNYA DÜZELİR
Etkinliğin konuşmacılarından İstanbul Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Tokaç, Gazze’de yaşananların insanlığın vicdanını derinden yaraladığını belirterek, “Şu anda dünyanın gözü önünde canlı yayında bir soykırım gerçekleştiriliyor; özellikle devletler bu soykırıma sessiz kalıyor ya da destek veriyor. Ama halklar tepkilerini göstermeye başladı.” dedi. Sumud filosunun “umuda yolculuk” anlamı taşıdığını vurgulayan Tokaç, “Sumud filosu Gazze’ye olan seferi engellenmiş bile olsa başarılı olmuştur. Bundan sonra çok daha büyük filolar gidecektir. Ben bu ablukanın kırılacağını ve bu soykırımın kısa bir süre sonra sona ereceğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Tokaç, konuşmasında Endülüs dönemine ait bir dörtlük okuyarak tarihin tekerrür ettiğini, Filistin’in tarih boyunca en fazla acı çeken bölgelerden biri olduğunu belirtti. “O dönemde Osmanlı toprağına kabul edilen Yahudiler o soykırımdan kurtulmuşlardı. Maalesef bugün aynı soykırımdan kurtulan Yahudiler Gazzelilere bu soykırımı uyguluyorlar. Tabii ki çocuklar ölürken sessiz kalınmayacak. Tabii ki bizler sesimizi çıkaracağız; etkinliklerde bulunacağız. Ama sadece etkinlik yapmakla yetinmememiz gerekiyor. Geçenlerde bir yazı okumuştum: “Bir baba çocuğuna parçalanmış bir dünya haritası verir, çocuk onu düzeltip getirir ve ‘Ben insanı düzelttim, dünya düzeldi’ der. Evet, insan düzelirse dünya düzelir.” sözleriyle konuşmasına devam etti. Tokaç, güçlü bir toplumun ancak bireylerin sorumluluk almasıyla mümkün olacağını vurgulayarak, “Devlet olarak güçlü olmanın birinci şartı, herkesin kendi üzerine düşeni yapmasıdır. Önce kendimizden başlayarak kaynaklarımızı israf etmeyeceğiz, çalışacağız, üretken olacağız. O zaman bu zulümlerin de son bulacağını bileceğiz.” ifadelerini kullandı.
SÖNMEZ: 7 EKİM SONRASI DÜNYA ARTIK ESKİ DÜNYA DEĞİL
Küresel Sumud Filosu Gönüllüsü Gülden Sönmez ise konuşmasında Gazze’deki soykırımın ikinci yılına girildiğini hatırlatarak, “Korkunç dramlara şahitlik ettik, ama öte taraftan da dünya buna seyirci kalmadı; tüm dünya halkları ayağa kalktı, hükümet politikaları değişiyor, Birleşmiş Milletler sorgulanır oldu.” dedi. Sönmez, Gazze’de yaşananların uluslararası hukuk ve diplomasi açısından da yeni bir dönemin kapısını araladığını belirterek, “Ben bütün dünyada bir değişimin işaret fişeği olarak görüyorum 7 Ekim'den sonra yaşananları. Artık hem uluslararası hukuk açısından hem sosyal hareketler açısından başka bir dünyadayız. Sumud filosu dünyanın 41 tarafından gemilerle ablukayı kırmak üzere Gazze'ye kadar, hatta Gazze karasularına giren teknelerimiz oldu ve ulaştık. Dünyanın her tarafında çok büyük yeni bir sosyal hareketlilik var ve bu 7 Ekim'den sonra oluşan bir hareketlilik; galiba soykırımın acısıyla ve bu acıya duyduğumuz isyanla insanlık ailesi olarak yeni bir dünyaya sayfa açıyoruz. Ve umut ediyorum ki yeni jenerasyon için, gençler için bir daha soykırıma müsaade edilmeyecek; kimden kime yapılırsa yapılsın katliama ve soykırıma müsaade edilmeyecek bir insanlık ailesi geliyor.” şeklinde konuştu.
“GAZZE HALKI YALNIZ DEĞİL”
Etkinlikte öğrenciler tarafından Türkçe, İngilizce ve Arapça olarak okunan bildirgede ise Gazze’de yaşananların bir savaş değil, açıkça bir soykırım olduğu vurgulandı. Bildirgede şu ifadelere yer verildi: “7 Ekim’den bu yana Gazze’de 75 binden fazla masum insan hayatını kaybetmiştir. Bu sayı, sadece istatistikten ibaret değildir; her biri bir anne, bir bebek, bir çocuk, bir kardeştir. Binlerce yaralı hâlâ tedavi beklerken, on binlerce insan da evsiz ve çaresiz bırakılmıştır. Sağlık sistemleri çökmüş, elektrik ve temiz su gibi en temel ihtiyaçlar dahi karşılanamaz hale gelmiştir. Bugün Gazze’de; çocuklar açlıkla sınanıyor, hastaneler yaralıları tedavi edemiyor, aileler barınacak bir yer bulamıyor. En ağır bedeli ise yine masum siviller, kadınlar ve çocuklar ödüyor. Bu tablo, sadece bir savaşın değil, açıkça bir soykırımın ifadesidir.”
Öğrenciler, İsrail’in işgal politikalarının sadece Filistin halkını değil, bölgedeki tüm ülkeleri tehdit ettiğini belirterek, “Bugün Siyonizm’in karşısında durmazsak, yarın kendi topraklarımızda savaşmak zorunda kalabiliriz.” ifadelerine yer verdi. Bildirinin sonunda, zulmün karşısında susmanın zalimin safında yer almak anlamına geldiği vurgulanarak, “Tarih, bugün susanları da sesini yükseltenleri de unutmayacaktır. Bizler, vicdan sahibi tüm insanlarla birlikte, Gazze’deki bu zulmün sona ermesi için sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Çünkü inanıyoruz ki sessizlik, zulmün en büyük ortağıdır. Gazze halkı yalnız değildir.” İfadeleri kullanıldı.
Son Güncelleme Tarihi: 07/10/2025 - 17:10



