Ana içeriğe atla
Medipol Üniversitesi

Dijital çağın risklerine hukuk merceği

20.05.2026

İstanbul Medipol Üniversitesinde düzenlenen “Bilim Hukuku Söyleşileri” etkinliğinde, teknolojinin hızına yetişmeye çalışan hukukun insan onuru, mahremiyet ve adalet ekseninde nasıl konumlanması gerektiği tartışıldı. Yapay zekâdan deepfake (derin sahte) teknolojilerine, sosyal medya sorumluluğundan kripto varlıklara uzanan başlıkların ele alındığı etkinlikte, bilişim hukukunun genç hukukçular için geleceğin değil bugünün zorunlu alanlarından biri olduğu vurgulandı. 
 

Bilim Hukuku Söyleşileri

İstanbul Medipol Üniversitesi Bilişim Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi ile İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından düzenlenen “Bilim Hukuku Söyleşileri”, bilişim hukukunu teorik bir tartışma alanının ötesine taşıyarak dijital hayatın somut hukuki sonuçları üzerinden ele aldı. Güney Kampüs’te gerçekleştirilen etkinlikte, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilişim ve Teknoloji Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şerafettin Ekici öğrencilerle buluştu.

Programda internetin gelişimi, sosyal medya paylaşımlarının hukuki sorumlulukları, elektronik imza, kişisel verilerin korunması, yapay zekâ, deepfake teknolojisi, kripto varlıklar ve dijital haklar ele alındı. Etkinlikte teknoloji, yalnızca hayatı kolaylaştıran bir araç olarak değil, hukukun sınırlarını yeniden belirleyen güçlü bir dönüşüm alanı olarak değerlendirildi. Genç hukukçulara ise dijital dönüşüm karşısında yalnızca kullanıcı değil; hukuki, etik ve toplumsal sorumluluk üstlenen aktörler olmaları gerektiği mesajı verildi.
 


PROF. ÜZELTÜRK: BİLİŞİM HUKUKU GENÇ HUKUKÇULARIN GÖRMEZDEN GELEMEYECEĞİ BİR ALAN
Programın açış konuşmasını yapan İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Sultan Üzeltürk, bilişim hukukunun disiplinler arası niteliğine dikkat çekerek alanın hem kamu hukuku hem de özel hukuk boyutu bulunduğunu söyledi. Üzeltürk, bilişim hukukunun yalnızca teorik bir başlık olmadığını belirterek, “Bilişim hukuku, günlük hayatımızda etkilerini sürekli hissettiğimiz çok özel ve güncel bir hukuk dalıdır.” dedi. Bu alanın kişisel verilerin korunmasından yapay zekâya, teknolojik gelişmeler karşısında hukukun konumundan bireyin hak ve özgürlüklerine kadar geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. 

Teknoloji karşısında hukukun insanı merkeze alan bir sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurgulayan Üzeltürk, meseleye özellikle “insan onuru ekseninden” baktığını dile getirdi. Üzeltürk, “İnsanın maddi ve manevi bütünlüğünün, özel hayatının ve kişisel verilerinin korunması benim için temel hareket noktalarıdır.” ifadelerini kullandı. Genç hukukçulara da seslenen Üzeltürk, “Bilişim hukuku, sizin neslinizin görmezden gelemeyeceği bir alan haline gelmiştir.” diyerek bu alanın ceza hukuku, anayasa hukuku, özel hukuk, felsefi ve etik değerler bakımından giderek daha fazla gündeme geldiğini belirtti.

DOÇ. EKİCİ: DİJİTAL DÜNYADA HER İÇERİK HUKUKİ SONUÇ DOĞURABİLİR
Söyleşide konuşan Doç. Dr. Şerafettin Ekici, bilişim hukukunun artık yalnızca teknik bir uzmanlık alanı olarak görülemeyeceğini belirtti. Sosyal medya, elektronik ticaret, kişisel veriler, dijital yayıncılık ve yapay zekâ gibi başlıkların hukukun birçok alanıyla iç içe geçtiğini söyleyen Ekici, “Hukuk her zaman toplumsal ve teknolojik gelişmeleri geriden takip eder.” dedi. Teknolojinin yaygınlaştıkça yeni hukuki sorunlar doğurduğunu vurgulayan Ekici, “Bir olgu toplumsal hayatta önem kazanmadan hukuk düzeni tarafından ayrıntılı biçimde düzenlenmez.” ifadelerini kullandı.

Dijital ortamdaki paylaşımların cezai, hukuki, disiplin ve iş hukuku bakımından sonuç doğurabileceğine dikkat çeken Ekici, sosyal medyanın yalnızca bir iletişim alanı olmadığını söyledi. Hakaret, tehdit, dolandırıcılık ve kişilik hakkı ihlallerinin artık dijital mecralarda sıkça gündeme geldiğini belirten Ekici, 5651 sayılı Kanun’a göre içerik sağlayıcının internet ortamında sunduğu içerikten sorumlu olduğunu hatırlattı. Ekici, sosyal medya paylaşımları ve mesajlaşmaların, hesabın ilgili kişiye ait olduğunun ispatlanması halinde mahkemelerde delil olarak kullanılabileceğini ifade etti. 

“YAPAY ZEKÂ HUKUKÇUNUN YERİNE GEÇMEZ, SORUMLULUĞUNU ARTIRIR”
Yapay zekânın hukuk alanında giderek daha fazla kullanıldığını belirten Ekici, bu teknolojinin dilekçe yazımı, sözleşme hazırlama, belge analizi ve karar taslağı oluşturma gibi süreçlerde yardımcı olabileceğini söyledi. Ancak yapay zekâ çıktılarının doğrudan kabul edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Ekici, “Yapay zekâ, araştırma yapmak, konu hakkında ilk fikir edinmek, taslak oluşturmak veya belge düzenlemek için yararlı olabilir. Ancak ürettiği metin doğrudan kabul edilmemelidir.” dedi.

Ayrıca Ekici, yapay zekâ tarafından üretilen metinlerde yanlış karar numaraları, var olmayan içtihatlar veya hatalı yorumlarla karşılaşılabileceğini ifade etti. Yapay zekâya tamamen teslim olmanın hukukçunun düşünme ve değerlendirme becerisini zayıflatabileceğini altını çizen Ekici, “Yapay zekâ bir yardımcı araç olarak görülmeli, nihai değerlendirme mutlaka insan hukukçu tarafından yapılmalıdır.” diye konuştu. Deepfake teknolojisinin kişilik hakları, özel hayatın gizliliği ve cinsel dokunulmazlık açısından ciddi riskler taşıdığını söyleyen Ekici, “Dijital ortamda paylaşılan her ses, görüntü ve kişisel veri kötüye kullanılabilir.” uyarısıyla sözlerini noktaladı.

*Haber: Buket Denizli
*Fotoğraf: Ahmet Ensar Topaloğlu 

Son Güncelleme Tarihi: 20/05/2026 - 15:00



Bilgi / Destek Butonu