Sağlık Politika Atölyesi'nde "Sağlıklı Yaşam Tıbbı" Ele Alındı
Sağlık Politika Atölyesi'nde "Sağlıklı Yaşam Tıbbı" Ele Alındı

Sağlık Sistemleri ve Politikaları Araştırma ve Uygulama Merkezi (SASPAM) bünyesinde düzenlenen Sağlık Politika Atölyesi'nin 22. buluşmasının konuğu Dr. Salih Kenan Şahin oldu. Dr. Şahin, "Sağlıklı Yaşam Tıbbı"nı kavramsal temelleri, tedavi tıbbından ayrışan yönleri ve kurumsallaşma tartışmasıyla birlikte ele aldı.
Dr. Şahin, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya genelindeki ölümlerin yüzde yetmiş dördünün yaşam tarzı kaynaklı bulaşıcı olmayan hastalıklardan kaynaklandığını, kronik dejeneratif hastalıkların sağlık sistemlerinin en büyük yükünü ve en yüksek memnuniyetsizlik alanını oluşturduğunu belirtti. Modern tıbbın akut sorunlarda yüksek başarı sergilediğini ancak kronik hastalık yönetiminde semptomatik müdahaleyle sınırlı kaldığını vurgulayarak diyabetin güncel sınıflandırmasında dört evrenin her birinde ilk adımın yaşam tarzı değişikliği olarak tanımlandığına dikkat çekti. Kronik hastalık etiyolojisinde genetik faktörlerin payının yaklaşık yüzde otuz, epigenetik ve yaşam tarzı faktörlerinin payının ise yüzde yetmiş olduğunu aktaran Dr. Şahin, genetik yatkınlığı bir düğmeye benzeterek bu düğmeye basacak yaşam tarzı problemleri yaşanmadıkça var olan riskin klinik bir soruna dönüşmek zorunda olmadığını ifade etti.
Sağlıklı yaşam tıbbının fonksiyonel tıp, yaşam tarzı tıbbı, epigenetik ve sistem biyolojisinden beslenen bütüncül bir yaklaşım olduğunu belirten Dr. Şahin, kadim tıp geleneklerinde zaten var olan ilkelerin yeni terminolojiyle yeniden sunulduğunu ifade etti. Sağlıklı beslenme, fiziksel aktif yaşam, stres yönetimi, bağımlılıklardan kaçınma, güçlü sosyal bağlar, düzenli sağlık kontrolleri, uyku düzeni ve detoks uygulamalarını bu yaklaşımın temel bileşenleri olarak sıraladı. Kronik dejeneratif hastalıkların önemli bir bölümünün aslında erken yaşlanma süreçleriyle ilişkili olduğunu ve inflamasyonun bu sürecin temel mekanizması olarak işlev gördüğünü vurguladı.
Tedavi tıbbı ile sağlıklı yaşam tıbbı arasındaki yapısal farklara da değinen Dr. Şahin, konvansiyonel yaklaşımda hastalığı teşhis edip tedavi etmenin esas olduğunu, sağlıklı yaşam tıbbında ise sağlığı koruma ve dengeyi sürdürmenin öne çıktığını belirtti. Laboratuvar değerlendirmesinde normal aralık yerine optimal düzeylerin hedeflendiğini, hasta rolünün pasif alıcıdan aktif katılımcıya, hekim rolünün ise uygulayıcı otoriteden rehber ve koça dönüştüğünü aktardı. Bu alanın bir ekip işi olduğunu vurgulayan Dr. Şahin, hekimin diyetisyen, psikolog ve fizyoterapistten oluşan multidisipliner bir takıma liderlik etmesi gerektiğini ifade etti.

Dr. Şahin, sağlıklı yaşam tıbbının mevcut tıp eğitimi yapıları içinde gelişme şansının düşük olduğunu savunarak bu alanın kendi fakülteleri, akademik birimleri ve insan kaynağıyla bağımsız bir kurumsal yapıya kavuşması gerektiğini vurguladı. ABD, Çin ve Hindistan'daki farklı kurumsallaşma modellerine değinen Dr. Şahin, Türkiye'nin de artan kronik hastalık yükü ve büyüyen wellness pazarı karşısında bu alanda stratejik adımlar atması gerektiğini belirtti.
Son Güncelleme Tarihi: 21/05/2026 - 15:15