Ana içeriğe atla
Medipol Üniversitesi

Ceza hukukunda yapay zekâ kaynaklı yeni sorumluluk alanları tartışıldı

29.09.2026

İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Bilişim Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen etkinlikte hukukçular, yapay zekânın kişilik haklarına etkilerini ve bireyleri korumak için atılabilecek adımların sınırlarını farklı yaklaşımlarla ele aldı. 
 

hukuk fakültesi


İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Bilişim Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi (BİHM) tarafından düzenlenen “Yapay Zekâ ve Ceza Hukuku” başlıklı etkinlikte, yapay zekâ kullanılarak işlenen suçlarda cezai sorumluluğun nasıl belirleneceği, deepfake teknolojisinin yarattığı riskler ve mevcut düzenlemelerin yeterliliği tartışıldı. Türk ve Alman hukukundan örneklerin ele alındığı programda, özellikle rıza dışı cinsel içerikli deepfake’lere yönelik ayrı bir suç tipine ihtiyaç olup olmadığı değerlendirildi.

Güney Kampüs Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Nuhoğlu, Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Hukuk Danışmanı Prof. Dr. Feridun Yenisey,  Prof. Dr. Mustafa Temmuz Oğlakcıoğlu,  Prof. Dr. Emine Eylem Aksoy Retornaz ve Avukat Mustafa Enes Özcan’ın yanı sıra akademisyenler ve öğrenciler katıldı.


PROF. NUHOĞLU: YAPAY ZEKÂDA BİLİNÇ VE VİCDAN YOKTUR
Etkinliğin açış konuşmasında yapay zekânın hukuk alanındaki yerini değerlendiren Prof. Dr. Ayşe Nuhoğlu, teknolojinin hızlı gelişiminin sunduğu kolaylıkların yanında çeşitli riskler de taşıdığını ifade etti. Nuhoğlu, “Yapay zekâ aslında bizden daha zeki bir varlık. Ama aramızdaki en büyük fark ne? İnsanda bilinç ve vicdan var ama yapay zekâda bilinç ve vicdan yok. O yüzden yapay zekâ hukukçunun yerini alamaz.” dedi. 

Nuhoğlu, yapay zekânın teknik kapasitesinin ceza hukuku bakımından doğurabileceği sorunlara dikkat çekerek dolaylı faillik ve deepfake konularının bu çerçevede tartışılması gerektiğini belirtti. 
 



PROF. YENİSEY: YAPAY ZEKÂ ELLE TUTULAMIYOR AMA ÇOK BAŞARILI
Programın moderatörlüğünü yapan Prof. Dr. Feridun Yenisey, yapay zekânın tanımındaki belirsizliğe değinerek, “Bugün yapay zekâ konuşulacak ama yapay zekânın ne olduğunu bir türlü bilmiyorum ben. Elle tutulamıyor, gözle görülemiyor ama çok da başarılı işler yapıyor.” ifadelerini kullandı. Yenisey, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin yapay zekâ tartışmalarında kritik önem taşıdığını vurguladı.
 


PROF. OĞLAKCIOĞLU: YAPAY ZEKÂ ÇOĞU ZAMAN YARDIMCI ARAÇTIR
Prof. Dr. Mustafa Temmuz Oğlakcıoğlu, konuşmasında yapay zekânın dolandırıcılık, şeref suçları ve siber suçlarda kullanımına örnekler verdi. Yapay zekânın suçun işlenmesinde araç olarak kullanılmasını, cezai sorumluluk ve dolaylı faillik açısından değerlendirdi.

Alman Ceza Kanunu’ndan örneklerle suçun ve sonuçlarının kime yüklenebileceğini ele alan Oğlakcıoğlu, yapay zekânın çoğu olayda yalnızca yardımcı araç olduğunu, asıl sorumluluğun kullanıcıda kaldığını; ancak bazı suçlarda sorumluluğun belirlenmesine ilişkin sorunlar doğabileceğini belirtti. İfade suçlarında kullanıcının yapay zekâ tarafından üretilen ifadeyi kendi açıklaması olarak benimseyip benimsemediğinin önem taşıdığını ifade edenOğlakcıoğlu, yapay zekânın arkasına saklanarak sorumluluktan kaçmanın mümkün olmadığını vurguladı. 
 


PROF. RETORNAZ: CİNSEL İÇERİKLİ DEEPFAKE’LER İÇİN YENİ SUÇ TİPİ GEREKİYOR 
Prof. Dr. Emine Eylem Aksoy Retornaz, yapay zekâyla üretilen veya değiştirilen, gerçekmiş izlenimi veren görüntü ve ses içeriklerini ifade eden deepfake teknolojisinin Türk hukukundaki durumunu ele aldı. Tanıma ilişkin değerlendirmelerini KVKK ve Avrupa Birliği Yapay Zekâ Tüzüğü çerçevesinde aktaran Retornaz, “Bizim hukukumuzda Deepfake’in bir tanımı yok. Deepfake üretilmesini suç haline getiren ülkeler var ama Türkiye’de bu konuda bir düzenleme yok.” ifadelerini kullandı. 

Cinsel içerikli deepfake’lerin özellikle kadınlara yönelik siber şiddet oluşturduğunu belirten Retornaz, mevcut TCK hükümlerinin yetersiz kaldığını, rıza dışı cinsel içerikli görüntü üretimi ve paylaşımı için ayrı bir suç tipine ihtiyaç duyulduğunu savundu. Kimliğin kötüye kullanılması ve halkı yanıltıcı bilgiyi yayma konularını da mevcut hükümler açısından değerlendiren Retornaz, bazı olaylarda bu hükümlerin uygulanabileceğini; ancak deepfake’in tanımlanması ve bu içeriklere özgü bir suç tipinin oluşturulması için kanun koyucunun adım atması gerektiğini söyledi. 


ÖZCAN: YENİ SUÇ TİPLERİ DAR VE ÖLÇÜLÜ OLMALI 
Avukat Mustafa Enes Özcan, Alman ceza hukuku perspektifinden deepfake’i değerlendirerek teknolojinin erişilebilirliğinin riskleri büyüttüğünü belirtti. Aktardığı veriler üzerinden cinselleştirilmiş deepfake içeriklerinin yaygınlığına ve bu içeriklerde özellikle kadınların hedef alınmasına dikkat çekti.

Mevcut Alman Ceza Kanunu hükümlerinin birçok olayı kapsadığını, ancak tamamen yapay olarak üretilen içeriklerde ve içeriğin yalnızca bir kez paylaşıldığı durumlarda hukuki boşluklar bulunduğunu ifade eden Özcan, Almanya Federal Adalet Bakanlığı, Bundesrat ve Yeşiller’in düzenleme önerilerini eleştirel biçimde değerlendirdi. Geniş tanımların ifade özgürlüğünü ve siyasi iletişimi zedeleyebileceğine dikkat çeken Özcan, yeni suç tiplerinin dar ve ölçülü olması gerektiğini vurguladı. 

Son Güncelleme Tarihi: 30/09/2026 - 16:52



Bilgi / Destek Butonu