Artificial intelligence in health care: opportunity or silent risk?
As the use of artificial intelligence in accessing health information continues to increase rapidly, the risks associated with this technology such as misinformation and the postponement of professional medical assistance have also come to the fore alongside the convenience it offers. Istanbul Medipol University Vice Rector Prof. Recep Öztürk evaluated the impacts of artificial intelligence on the healthcare system within a multidimensional framework.

Yapay zekânın sağlık alanındaki kullanımı, bireylerin bilgiye erişim alışkanlıklarını köklü biçimde dönüştürürken; bu dönüşümün sunduğu fırsatlar kadar taşıdığı riskler de gündemde yer alıyor. İstanbul Medipol Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Recep Öztürk, Anadolu Ajansında yayımlanan değerlendirmesinde, yapay zekânın sağlık sistemine etkilerini çok boyutlu bir çerçevede ele aldı.
Öztürk, yaptığı açıklamada sağlıkta yapay zekanın artık geleceğe dair bir öngörü değil, halihazırda milyonlarca insanın günlük pratiğine girmiş bir gerçeklik olduğunu söyledi. Öztürk, “Küresel ölçekte her hafta yaklaşık 230 milyon kişinin sağlıklı yaşam ve iyi hissetme konularında dijital yapay zekâ sistemlerine başvurduğu bildiriliyor.” dedi.
Bazı raporlara göre yalnızca ChatGPT’ye günlük sağlık sorusu yönelten kullanıcı sayısının 40 milyonun üzerinde olduğuna dikkat çeken Öztürk, “Diğer yapay zekâ sistemleri de hesaba katıldığında, bu ilginin ne denli geniş bir insan topluluğunu etkilediği açıkça görülüyor.” ifadelerini kullandı. Bu verilerin, bireylerin sağlık bilgisini arama ve anlamlandırma biçiminde yaşanan köklü dönüşümün önemli bir göstergesi olduğunu vurguladı.
SAĞLIK BİLGİSİNE ERİŞİMDE SESSİZ AMA DERİN DÖNÜŞÜM
Öztürk, insanların artık tahlil sonuçlarını, semptomlarını ve sağlıkla ilgili endişelerini doğrudan yapay zekaya yönelttiğini belirterek, bu eğilimin sağlık sistemindeki yoğunluk, randevu ve muayene sürelerine ilişkin sorunlar ile anlık bilgi ihtiyacının artmasıyla yakından ilişkili olduğunu ifade etti.
Öztürk, bu durumun, bireylerin sağlık bilgisine erişim ve bu bilgiyi anlamlandırma biçiminde sessiz fakat derin bir dönüşüme işaret ettiğini söyledi.
HEKİMLER DE YAPAY ZEKÂYI DAHA FAZLA KULLANIYOR
Yapay zekânın yalnızca hastalar tarafından değil, hekimler tarafından da giderek daha fazla kullanıldığını belirten Öztürk, ABD’de 2024 yılında hekimlerin yüzde 66’sının yapay zekâ kullandığını, bu oranın 2023’te yüzde 38 seviyesinde olduğunu aktardı. Bir yıl içinde yaşanan bu artışın, sağlık profesyonellerinin de bu teknolojileri iş süreçlerine entegre etmeye başladığını gösterdiğini söyledi.
“YAPAY ZEKÂ TEŞHİS MAKİNESİ DEĞİLDİR”
Yapay zekanın bir “ön değerlendirme aracı” olarak görülebileceğini ifade eden Öztürk, “İnsanlar artık USG, BT ya da MR raporlarıyla arama motorlarında kaybolmak yerine, bilgiyi anlamlandıran sistemlere yöneliyor.” dedi.
Ancak bu noktada önemli bir uyarıda bulunan Öztürk, “Yapay zekâ asla bir teşhis makinesi değildir; yalnızca hekimin işini kolaylaştıran bir bilgi işleme aracıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
EN BÜYÜK RİSK: BİLGİNİN KESİN DOĞRU KABUL EDİLMESİ
Yapay zekânın sunduğu bilgilerin kesin doğru kabul edilmesinin en büyük risk olduğuna işaret eden Öztürk, şu ifadeleri kullandı:
“Radyoloji, dermatoloji ve patoloji gibi alanlarda insan gözünün kaçırabileceği ayrıntıları yakalayabilir. Ancak klinik bağlamı kavrama, anamnez değerlendirme ve fizik muayene gibi hekimliğin temel unsurları algoritmaların dışında kalır. En büyük risk, sunulan bilgilerin sorgulanmadan doğru kabul edilmesi ve profesyonel yardımın ertelenmesidir.”
Öztürk, klinik karar destek sistemlerinde yüzde 8 ila 20 arasında “halüsinasyon” riski bildirildiğini, radyoloji araçlarında vakaların yüzde 5-10’unda yanlış teşhis görülebildiğini; bir çalışmada ise selim nodüllerin yüzde 12’sinin hatalı biçimde habis olarak işaretlendiğini aktardı. Bu tür hataların profesyonel yardımın ertelenmesine yol açabileceğini vurguladı.
RUH SAĞLIĞINDA DAHA FAZLA TEMKİN ÇAĞRISI
Ruh sağlığı alanında yapay zekânın kullanımına özel bir parantez açan Öztürk, yapay zekanın hafif kaygı yönetimi ve günlük ruh hali takibi gibi alanlarda sınırlı destek sunabileceğini ancak gerçek empati, klinik sezgi ve ahlaki sorumluluk içermediğini vurguladı.
Yapay zekânın empatik dili yalnızca ikna edici biçimde taklit ettiğini belirten Öztürk, bu durumun özellikle kırılgan bireyler için ciddi riskler barındırdığını ifade etti. Kriz anlarında veya ağır psikiyatrik durumlarda bağlamsal uyum eksikliğinin telafisi imkânsız sonuçlara yol açabileceğini dile getirdi.
HASTANE EKOSİSTEMİNDE İDARİ YÜKÜ AZALTMA POTANSİYELİ
Yapay zekanın hastane ekosistemine entegrasyonunun hekimlerin idari yükünü azaltma potansiyeli taşıdığını belirten Öztürk, “Bu sistemler doktorun yerini almak için değil, karar kalitesini artırmak için tasarlanıyor.” dedi.
Robotik cerrahi ve veri analizine dayalı uygulamaların fiilen tıbbi cihaz niteliği taşıdığına işaret eden Öztürk, bu nedenle sıkı denetim ve resmi onay süreçlerinin önemini vurguladı.
BİLGİ EŞİTSİZLİĞİ VE ETİK SORUMLULUK UYARISI
Sağlıkta yapay zekanın kontrolsüz kullanımının bilgi eşitsizliği doğurabileceğini ifade eden Öztürk, “Kamusal akılla yönetilirse, hekim erişiminin sınırlı olduğu bölgelerde ilk tarama aracı olarak adaleti güçlendirebilir.” diye konuştu.
Yapay zekâ çıktılarının körü körüne kabul edilmemesi gerektiğini vurgulayan Öztürk, “Nihai sorumluluk her zaman hekimdedir. Yapay zekayı denetleme ve doğrulama becerisi, geleceğin hekimi için temel bir yetkinlik olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
“NE MUCİZE NE DE MUTLAK TEHDİT”
Sağlıkta yapay zekanın ne mucize ne de mutlak bir tehdit olduğunu belirten Öztürk, doğru etik ve hukuki çerçeveyle yönetildiğinde büyük bir güç, denetimsiz bırakıldığında ise sessiz bir risk oluşturduğunu sözlerine ekledi.
Haber Anadolu Ajansında "Sağlıkta yapay zeka kullanımı uyarısı" başlığıyla yayımlanmıştır, okumak için tıklayınız.
Last Update Date: 18/04/2026 - 16:53