Ana içeriğe atla

“Yeşil” dönüşüm çevresel baskıyı azaltmaya yetmiyor

02.10.2026

İstanbul Medipol Üniversitesinden Dr. Öğretim Üyesi Şeyma Bozkaya’nın da araştırma ekibinde yer aldığı uluslararası çalışma, 18 G-20 ülkesinin 30 yıllık verilerini inceledi. Araştırmada, yenilenebilir enerji ve çevre dostu teknolojiler arttıkça doğa üzerindeki baskının azalmadığı, aksine arttığı görüldü. 

Dr. Öğr. Üyesi Şeyma Bozkaya


Ekonomik büyümenin çevre üzerindeki baskısını azaltmak için geliştirilen yeşil enerji, çevre dostu teknolojiler ve daha verimli üretim yöntemleri her zaman beklenen sonucu vermeyebilir. İstanbul Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi  Dr. Öğretim Üyesi Şeyma Bozkaya’nın da araştırma ekibinde yer aldığı uluslararası çalışma, yeşil dönüşümün çevresel sonuçlarını G-20 ülkeleri özelinde ele alıyor.

Environment, Development and Sustainability dergisinde yayımlanan “Are green innovation, green energy and green manufacturing successful in promoting ecological development? Evidence from G-20 countries”başlıklı araştırmada, yeşil inovasyon, yenilenebilir enerji arzı, yeşil üretim ve ekonomik büyümenin çevresel kaliteyle ilişkisi incelendi.

Araştırmada çevresel kaliteyi değerlendirmek için “ekolojik ayak izi” kullanıldı. Bu ölçüt, insanların, ülkelerin veya ekonomik faaliyetlerin kullandıkları kaynakları üretmek ve ortaya çıkardıkları atıkları karşılamak için ihtiyaç duyduğu biyolojik olarak üretken kara ve su alanını ifade ediyor. Böylece yalnızca karbon salımına bakmak yerine, çevre üzerindeki daha geniş kaynak kullanımını değerlendirmeye imkân sağlıyor.

18 G-20 ÜLKESİNİN 30 YILLIK VERİSİ İNCELENDİ
Araştırmada, G-20 grubundaki 19 ülkeden 18’inin 1992–2021 yılları arasındaki verileri değerlendirildi. Arjantin, Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Japonya, Meksika, Rusya, Güney Afrika, Güney Kore, Türkiye, Birleşik Krallık ve ABD çalışmaya dahil edilirken veri sınırlılığı nedeniyle Suudi Arabistan analiz dışında bırakıldı. Ülkelerin seçiminde, dünya üretimi ve ekonomik faaliyetleri içindeki önemli konumlarının yanı sıra çevresel sürdürülebilirlik açısından taşıdıkları önem dikkate alındı.

Ekolojik ayak izi ve ekonomik büyümeyle birlikte değerlendirilen yeşil inovasyon, ülkelerdeki patent sayıları üzerinden; yeşil enerji arzı, yenilenebilir enerjinin toplam enerji arzı içindeki payı üzerinden; yeşil üretim ise üretime dayalı karbondioksit verimliliği üzerinden ölçüldü.

EN GÜÇLÜ İLİŞKİ EKONOMİK BÜYÜMEDE GÖRÜLDÜ
Araştırmanın uzun dönemli analizlerinde, dört göstergenin tamamı ekolojik ayak izindeki artışla ilişkili bulundu. Her bir göstergedeki yüzde 1’lik artışa karşılık ekolojik ayak izindeki artış, ekonomik büyümede yaklaşık yüzde 0,75, yeşil enerji arzında yüzde 0,09, yeşil inovasyonda yüzde 0,14 ve yeşil üretimde yüzde 0,12 olarak hesaplandı.

En yüksek katsayının görüldüğü ekonomik büyümeye ilişkin sonuç, G-20 ülkelerindeki yüksek üretim ve sanayileşme düzeyiyle birlikte değerlendiriliyor. Üretim ve tüketimin genişlemesi, enerji ve doğal kaynak kullanımının yanı sıra atık oluşumunu da artırabiliyor. Bulgular, mevcut üretim ve tüketim yapısı içinde ekonomik büyümenin tek başına çevresel sürdürülebilirliği garanti etmediğine işaret ediyor.

ARTAN ÜRETİM VE TÜKETİM ÇEVRESEL KAZANIMLARI SINIRLAYABİLİYOR 
Araştırmacılar, yenilenebilir enerjiye geçişte gereken altyapı yatırımlarının ve bu süreçteki üretim faaliyetlerinin çevresel yük oluşturabileceğini belirtiyor. Yeşil inovasyondaki artışın ise çevresel sorunları azaltmaya henüz yeterli gelmemiş olabileceği ifade ediliyor.

Yeşil üretime ilişkin sonuçlar da üretimin genişlemesiyle birlikte değerlendiriliyor. Üretim süreçleri daha verimli hale gelse bile toplam üretimin artması doğal kaynak kullanımını artırabiliyor. Araştırmacılar ayrıca verimlilikten sağlanan çevresel kazanımların artan tüketim nedeniyle azalmasını ifade eden “geri tepme etkisi”ne dikkat çekiyor. Yakıt tasarrufu sağlayan otomobillerin daha fazla kullanılması, bu durumun örneklerinden biri.

YEŞİL DÖNÜŞÜMÜN SONUÇLARI YENİDEN DEĞERLENDİRİLMELİ
Araştırmanın literatüre katkısı, çevresel sürdürülebilirliği yalnızca yenilenebilir enerji tüketimi veya karbon salımı üzerinden değerlendirmek yerine, yeşil enerji arzı, yeşil inovasyon, yeşil üretim ve ekonomik büyümeyi ekolojik ayak iziyle birlikte ele alması olarak öne çıkıyor. Araştırmacılar, özellikle yeşil inovasyon ile ekolojik ayak izi arasındaki ilişkinin G-20 bağlamında sınırlı sayıda çalışmada incelendiğini belirtiyor.

Çalışmanın sonuçları, yeşil dönüşümün yalnızca “yeşil” teknolojilere veya üretim yöntemlerine geçişle tamamlanamayacağını gösteriyor. Araştırmacılar, yatırımların yeni teknolojiler geliştirmenin yanı sıra bu teknolojilerin kaynakları daha verimli kullanacak, atık oluşumunu ve üretim süreçlerinin çevresel etkilerini azaltacak biçimde uygulanmasına odaklanması gerektiğini vurguluyor. Bu kapsamda teknolojik yatırımların teşvik edilmesi, uygulamalarının desteklenmesi ve sürdürülebilir ekonomik büyüme stratejilerinin geliştirilmesi öneriliyor. Yeşil üretim ile çevre dostu teknolojilerin birlikte ele alınması ve yeşil enerji ile çevre teknolojileri arasındaki karşılıklı ilişkinin değerlendirilmesi de dönüşümü destekleyecek adımlar arasında gösteriliyor. 

Son Güncelleme Tarihi: 02/10/2026 - 10:50



Bilgi / Destek Butonu