Geri
AKADEMİK

Dr. Özkan: Pandemi sürecinde sorumlu yayıncılık ön plana çıktı

28.05.2020

İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Dr. Hülya Özkan, medyanın pandemi sürecinde sorumlu yayıncılığı ön plana çıkardığını söyledi.

Dr. Özkan: Pandemi sürecinde sorumlu yayıncılık ön plana çıktı

Koronavirüs (COVID-19) tüm dünyayı etkisi altına alırken virüse bağlı yaşanan gelişmeler ise uzun bir zamandır medyanın birincil gündemi. Salgına karşı alınan önlemler, maske kullanımı, hastalığın tedavisine yönelik aşı ve ilaç çalışmaları, risk grupları, virüsün insan yapımı olduğu yönündeki iddialar ve yapılan testlerin güvenilirliği gibi birçok konu medya tarafından tartışmaya açıldı. Dolayısıyla pandemi süreci kitle iletişim araçlarının kamuoyunu doğru bilgilendirme konusundaki sorumluluklarını da arttırdı. Peki medya pandemi sürecinde nasıl bir sınav veriyor? İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Dr. Hülya Özkan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada pandemi sürecinde medya temsilcilerinin sorumluluk ilkesiyle hareket etmelerinin hayati önemde olduğunu söyledi. Ulusal medyanın sürecin başından itibaren kendi sınavını verdiğini kaydeden Özkan, “Bu tür olağanüstü durumlarda yalan veya doğruluğu teyit edilmemiş haberlerin salgından hızlı yayıldığını unutmayalım. Medyada çalışanlar sağlık konusunda uzman olmayabilir ancak gazetecilik ilkesi olarak haberdeki bilgileri kesinlikle teyit ettirmeli.” dedi.

“PANDEMİ SÜRECİNDE ULUSAL MEDYA GÜÇ KAZANDI”
Koronavirüsün tüm sektörleri olduğu gibi medyayı da olumsuz etkilediğini kaydeden Özkan, ulusal medya aktörlerinin güç kazandığını söyledi. Sokağa çıkma kısıtlamalarına bağlı olarak ekran başında geçirilen sürelerin arttığını ifade eden Özkan şöyle dedi: “Radyo, televizyon ve diğer dijital yayın alanlarını incelediğimizde ciddi bir özveri ile yayınların yapıldığını görüyoruz. Özellikle virüsten korunma konusunda alınacak tedbirlerin neler olduğu, uyulması gereken kurallar ve sürece ilişkin dikkat edilmesi gereken diğer unsurların aktarımında ciddi bir artış oldu. Örneğin 65 yaş üstü izleyici kitlenin günde dört saatten fazla bir süre televizyon izlediklerini biliyoruz. Bu süreçte diğer yaş gruplarından izleyicilerin izlenme oranlarında da ciddi bir artış oldu. Dolayısıyla salgından korunma konusunda önemlerin ve uyarıların halka aktarımında kitle iletişim araçları ciddi bir işleve sahip oldu. Yayın içeriklerini incelediğimizde daha pozitif ve bütünleştirici bir dilin kullanımına özen gösterildiğini görebiliyoruz. Yayınlarda salgının ciddiyetine vurgu yapılırken de aynı hassasiyetin gösterildiği açıkça ortada. İstisnalar olsa bile medya genelinde toplumda korku yaratacak ya da infiale neden olacak görüntü ve ifadelerden kaçınılıyor.”

Söyleşinin tamamı Anadolu Ajansında yayımlanmıştır, okumak için tıklayınız.