Geri
AKADEMİK

Medipol ‘Sığınmacı Hakları Sempozyumu’na ev sahipliği yaptı

22.08.2019

İstanbul Medipol Üniversitesi Akdeniz Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen ‘Sığınmacı Hakları Sempozyumu’nda göç ve sığınmacı olgusu farklı açılardan ele alındı.

Medipol ‘Sığınmacı Hakları Sempozyumu’na ev sahipliği yaptı

İstanbul Medipol Üniversitesi Akdeniz Araştırmaları Merkezi tarafından Sığınmacı Hakları Sempozyumu düzenlendi. Sempozyumda göç ve sığınmacı olgusu; hukuk, eğitim, medya, ekonomi, toplumsal cinsiyet ve ayrımcılık konularını içeren başlıklarda tartışmaya açıldı. 2 gün süren sempozyumda farklı üniversitelerden çok sayıda akademisyen, lisansüstü öğrencisi ve STK temsilcisi konuşmalar gerçekleştirdi.

İPŞİRLİ: “İNCİR AĞACININ ALTINDA RAHAT OTURABİLİYORUZ” 
İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet İpşirli, göç ve sığınma konusunu dünyada en iyi bilen milletlerden birinin Türkler olduğunu söyledi. Osmanlı Devleti zamanında ve daha önceki dönemlerde yüzlerce örnek bulunduğunu kaydeden İpşirli şöyle dedi: “Müslümanlar diğer din mensuplarına zulmetmedi. İspanya’dan gelen Musevilerden Zarafati, Almanya’daki akrabalarına şöyle yazıyordu: ‘Burada çok rahatız, çocuklarımızı kendi sinagog mekteplerimize gönderebiliyoruz, istediğimiz şekilde çarşıda pazarda rahatça gezebiliyoruz hatta incir ağacının altında rahat oturabiliyoruz.’ Yüzyıllardır bizdeki gelenek budur. Balkanlar’daki Müslüman topluluk 19.yüzyılda her şeyi bırakıp Anadolu’ya gelmeye başladı. O dönemde Osmanlı, idari ve ekonomik olarak çok perişan durumdaydı. Buna rağmen devlet zulüm gören insanları kabul ediyordu. Bizde sığınmacılara merhamet konusunun yerleşmiş bir temeli vardır. Zulüm söz konusuyken başka türlü hareket etmek zaten mümkün değil.”

GAZİ: GERÇEKLERİ ÖĞRENMEK İÇİN SURİYELİLERLE İLETİŞİM KURUN
Prof. Dr. Bekir Berat Özipek ise Suriyeli sığınmacılar konusuna sadece akademik değil insani ve ahlaki açıdan ve doğru bir perspektiften bakılması gerektiğini söyledi. Özipek, sığınmacılara yönelik olarak ekonomi üzerinden yaratılan algının da gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Suriyeli akademisyen Taha El Gazi ise medyada Suriyelilerle ilgili çıkan haberlerin birçoğunun gerçeği yansıtmadığını, toplumun doğruları öğrenmek için Suriyelerle iletişim kurması gerektiğini belirtti. Dr. Öğr. Üyesi Faik Tanrıkulu da Suriyelilerin topluma adapte olması için istihdam olanaklarının arttırılması gerektiğini söyledi. Türkiye’deki Suriyelilerden 650 bininin iş gücüne katkı sağlayabileceğini belirten Tanrıkulu, çalışma izni olan Suriyeli sayısının ise sadece 40 bin olduğunu söyledi. Sempozyum sonrasında somut siyasi önerileri içeren rapor ile birlikte sığınmacılar için haklar ve hukuki süreçlerle içeren kılavuzun üretilmesi hedefleniyor.