Kurucu'dan
Yazdır

Prof. Öztürk: Gribin çaresi aşı ve hijyen

İstanbul Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Öztürk, kış aylarında en sık görülen hastalıkların başında gelen gribe karşı, aşılanma, kişisel hijyen kurallarına uyum ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için iyi beslenmenin önemli olduğunu söyledi.

25.01.2019
Prof. Öztürk: Gribin çaresi aşı ve hijyen

İstanbul Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Öztürk dünyada her yıl yaklaşık 250 bin ile 500 arasında kişinin ölümüne yol açtığı hesap edilen grip hakkında merak edilenleri cevapladı. İnfluenza virüs adı verilen mikroorganizmanın neden olduğu gribin, içinde bulunduğumuz günlerde “mevsimsel grip” olarak seyrettiğini kaydeden Öztürk, hasta sayılarındaki artışın olağan bir durum olduğunu, geçmiş grip sezonları ile kıyaslandığında Türkiye için bir salgından söz edilemeyeceğini söyledi. Kış mevsimi nedeniyle artan soğuk algınlığı ve benzer hastalıklara karşı da insanların dikkatli ve bilinçli olmaları gerektiğini kaydeden Öztürk, şöyle devam etti: “Grip tedavisi olan bir hastalıktır. Gripten korunmak için kişi genel hijyen önlemlerini almalı, grip olan kişilerle mümkünse temas etmemeli ve risk grubunda olanlar zamanında grip aşısı olmalıdır. Aşılama dışında belirli durumlarda tedavide kullanılan ilaçlarla da koruma sağlanabilir. Burada özellikle riskli gruplar gripli kişilerle temas ettiklerinde normal tedavide kullanılan dozun yarısı, sürenin ise iki katı kadar ilaçla koruma yapılabilir. Peki gripli kişi ne gibi önlemler alacak? Bulaşıcı olduğu dönemlerde hastaların mümkünse 5-6 gün kimseyle temas etmemeleri, işe gitmemeleri gerekir. Toplum içine çıkması gereken hastalar ise mutlaka öksürük adabı dediğimiz kurallara dikkat etmeli, ellerini bol bol yıkamalı ve beslenmelerine dikkat etmelidir. Gripli kişi çalışmak zorundaysa iş ortamında mümkünse ayır bir odada çalışmalıdır. Gripli hastaya bakım verenler, hastayla temas edenler, hastaya 1 metreden daha yakın olacakları durumlarda cerrahi maske kullanmalıdır. Ortamın düzenli havalandırılması da nispeten bir önlemdir. Vitaminler ise grip sırasında belirgin bir iyileştirme sağlamaz. Gribin tedavisinde antibiyotiklerin ise kesinlikle yeri yoktur. Antibiyotikler vücuttaki özellikle bağırsaktaki koruyucu bakterilere zarar verir; ayrıca daha dirençsiz bakteriler yerine daha dirençli mikroplarla hastalanmamıza neden olur. Bu nedenle gripte ve nezlede antibiyotiklerin asla yeri yoktur.”

“GRİP İLE SOĞUK ALGINLIĞINI BİRBİRİNE KARIŞTIRMAYIN”
Kış mevsiminde sık sık gelişen hastalıkların başında grip ve soğuk algınlığının yer aldığını ve bu iki hastalığın birbirine karıştırıldığını belirten Öztürk, Anadolu’da yakın tarihimizde gribin ‘paçavra’ hastalığı olarak tanımlandığını ve soğuk algınlığına göre daha ağır seyirli olduğunu ifade etti. Grip ve soğuk algınlığının farklı hastalıklar olduğunun altını çizen Öztürk şöyle dedi: “Grip başta yaşlılar olmak üzere riskli gruplarda ciddi seyirli bir hastalıktır. Gripte genelde 38 derecenin üstünde bir ateş olur. Şiddetli kas, eklem, baş ve boğaz ağrısı olur. Şiddetli göğüs ağrısı ve göğüs duvarı arkasında yanma olur. Grip vücudu çoğunlukla istirahate zorunlu kılar. Ağır seyreden grip ayrıca ciddi komplikasyonlara neden olur. Tüm dünyada toplumun her yıl %10 kadarının mevsimsel gribe yakalandığı, 100 hastadan birinin hastaneye yatırılmak zorunda kaldığı ve 1000/2000 hastadan birinin de öldüğü hesap edilmektedir. Soğuk algınlığı ise genellikle burun akıntısı ve tıkanıklığı, hapşırık, vücut kırgınlığı, halsizlik şikayetleri ile kendisini gösterir. Gripte şiddetli kuru öksürük varken soğuk algınlığında hastayı rahatsız eden ciddi bir öksürük yoktur. Gripte 2-3 hafta süren yorgunluk ve güçsüzlük görülebilirken soğuk algınlığında bu çok daha hafif seyreder.”

“RİSK GRUPLARI KESİNLİKLE GRİP AŞISI OLMALI”
Gripten korunmanın bilinen en etkin yolunun aşı olduğunu kaydeden Öztürk, gribe bağlı komplikasyon görülme oranının yüksek olduğu risk gruplarının her yıl aşı olması gerektiğini söyledi. Grip aşısının mevsimsel gribe bağlı hastane yatışlarını önemli ölçüde azalttığını kaydeden Öztürk şöyle devam etti: “Özellikle risk grubunda olan kişilere aşılama yapılmalıdır. 65 yaşından büyük erişkinler, gebeler, kronik sağlık sorunu olanlar (kronik akciğer hastaları, kalp-damar hastaları, kronik böbrek hastaları, kronik karaciğer hastaları, şeker hastaları, aşırı obezler vb.), bakım evinde yaşayanlar ve bunlara bakım verenler, bağışıklık sistemi zayıf kişiler ile sağlık çalışanları grip aşısı önerilen risk gruplarıdır. Ancak her aşının aynı olmadığını aralarında farklar olduğunu da bilelim. Mesela kızamık için yapılan aşı yüzde yüze yakın etki gösterebilir. Grip aşısı ise yüzde 40 yüzde 80 arası bir koruma sağlar. Oran yaşlı kişilerde daha düşüktür. Aradaki yüksek marj virüsün her sene değişen tipi ile alakalıdır. Elimizde gribe karşı çok fazla çare de olmadığı için risk grupları grip aşısı olmalıdır. Aşının en uygun zamanı ise gribin sık görülmeye başladığı dönemden hemen önce yapılmasıdır. Gribin kendini artık Aralık’ta göstermeye başladığını görüyoruz. Bu nedenle Ekim ve Kasım ayları aşı için uygun tarihlerdir. Koruyuculuk yaklaşık 6-8 ay sürer ancak bu süre yaşlılarda daha kısadır.”