Kurucu'dan
Yazdır

Aslan: ABD’nin İran yaptırımlarının asıl hedefi Çin

ABD’nin İran'a yönelik yaptırımlarını değerlendiren Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Dr. Halil Kürşad Aslan, Amerika’nın yaptırımlarının arka planında Çin’e karşı İran’ı kendi safına çekmek olduğunu söyledi.

7.11.2018
Aslan: ABD’nin İran yaptırımlarının asıl hedefi Çin

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran yaptırımlarının ikinci ve son paketi 5 Kasım’da yürürlüğe girdi. Washington’un İran ile imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) anlaşmasından tek taraflı olarak çekilmesi ile 2015 öncesi ABD mevzuatında yürürlükte olan ve KOEP ile uygulamadan kaldırılan yaptırımlar yeniden tesis edilmiş oldu. Uygulamaya konulan yaptırımlar, İran ekonomisinin temel direkleri konumunda olan petrol ihracatı, deniz taşımacılığı ve bankacılık sektörlerini hedef alıyor. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu sekiz ülke ise (Türkiye, Çin, Hindistan, Yunanistan, Güney Kore, Japonya, Tayvan ve İtalya) geçici olarak yaptırımlardan muaf tutulacak. İkinci yaptırım kararlarının yürürlüğe girmesinin ardından İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Halil Kürşad Aslan ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını, Sosyal Bilimler MYO Öğretim Görevlisi Hülya Özkan ise yaptırım kararlarının İran’da nasıl yankı bulduğunu değerlendirdi.

ASLAN: İRAN’IN DİZE GETİRİLMESİ AMAÇLANIYOR

ABD’nin yaptırım kararlarıyla OPEC içinde Venezuela ve Suudi Arabistan’ın ardından en büyük üçüncü petrol rezervine sahip ülke konumundaki İran’ı sıkıştırmasını anlamlı bulduğunu kaydeden Aslan, asıl hedefin Çin’e karşı kendi yanında hareket etmeye müsait bir İran yaratma çabası olduğunu söyledi. Aslan, Donald Trump’ın bu kararlarla birlikte iç siyasette dindar evanjelik cemaatler ve ekonomik çıkar gruplarından aldığı desteği de arttıracağını belirtti. İran’ın dize getirilmesi için son derece sistematik bir program hazırlandığı dile getiren Aslan şöyle dedi: “Politik ekonominin üç sac ayağı olan üretim, finans ve güvenlik alanlarında İran rejimine diz çöktürme ve İran halk kitlelerini rejime karşı ayaklandırmaya yönelik orta vadeli bir plan dikkat çekiyor. İran ekonomisinin ve milli üretim çarklarının can damarı olan petrol ve doğalgaz sektörlerinin yanında otomotiv, ulaştırma, sigortacılık vb. sektörlerin de hedef alındığı yaptırımlarla İran rejimi ile halk arasında fay hatlarının giderek açılması amaçlanıyor. İran’da zaten oldukça sorunlu olan finansal kurumlar da hedef alınmış olup dış dünya ile temas etmesine yönelik önemli adımlar planlanmıştır. İran’a karşı ABD’nin izlediği politikaya İran Devleti de karşı hamlede bulunarak Amerikan karşıtı cephenin genişlemesine yönelik girişimlerde bulunuyor. Bu konuda komşu ülke Türkiye’den de destek beklentileri dile getirildi. Türkiye, İran’a uygulanan yaptırımlara tek taraflı olması ve uluslararası hukuk ilkelerine de uymaması nedeniyle karşı çıkıyor. Ancak bu karşı duruş 2009-2010 yıllarında yine aynı şekilde gösterilen meydan okumaya nazaran daha ölçülü. Çünkü Türkiye, İran’ın Suriye’de izlediği politikalar karşısında büyük hayal kırıklığına uğramıştı. Ancak yine de Türkiye, İran’ın iç karışıklığa maruz kalıp Suriye ve Irak’ta görüldüğü gibi büyük bir kaosa girme ihtimaline binaen temkinli. Türkiye için en iyi senaryo gerilimin azalması.”

ÖZKAN: REJİM, İRAN HALKI KADAR ETKİLENMEYECEK

İran üzerine çalışmalar yapan Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Hülya Özkan ise ABD yaptırımlarının ülkede nasıl yankılandığını anlattı. İran medyası ve sosyolojisi üzerine doktora yapan ve yaptırımların gündemde olduğu süreçte İran’da olan Özkan, ABD’nin kararlarının İran’da en fazla orta sınıfı etkileyeceğini ve rejimin iç siyasette muhaliflere yönelik baskıyı artıracağını söyledi. Özkan, Tahran ve İsfahan gibi büyük şehirlerde halkın kendisini güvensiz hissettiğini ve ellerinde bulunan riyal ve altınları dolara çevirmeye çalıştığını kaydetti. Şii dindar grupların yoğun olduğu küçük şehirlerde ise ABD’ye karşı büyük bir öfkenin varlığına dikkat çeken Özkan, şu anki yaptırımların İranlı milliyetçiler için (Batı tarafından desteklendiği düşünülen) “Musaddık Darbesi”nden farksız olduğunu ifade etti. Yaptırım kararlarının ardından İran medyasının genel tutumunu da değerlendiren Özkan şöyle dedi: “İran’da medyanın yaptırımlara yönelik genel tutumuna baktığımızda, reformistler de muhafazakârlar da ABD’nin attığı adımları sert bir dille eleştiriyor. İran medyası yaptırım kararlarının küresel ölçekli olduğunu dile getiriyor. Öte yandan bu yaptırım kararlarının İran rejiminden çok halkın günlük yaşamını etkileyeceğini düşünüyorum.”